Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik
17 Ocak 2018 Liste Tarih

Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik


Twitter'da Paylaş
0

Osmanlı Devleti içerisinde önemli vakıf kurumlarından biri de kütüphanelerdir. Kütüphaneler XV. yüzyıldan itibaren Osmanlı eğitim-öğretimine ve bilimsel yaşamına önemli katkılar yapmış kurumlar olarak karşımıza çıkıyor. XVII. yüzyıldan başlayarak Osmanlı Devletinin siyasi, askeri ve dolayısıyla ekonomik açıdan sorunlar yaşamasıyla kütüphanelerin de toplumdaki bilimsel ve kültürel etkisi azalmıştır. Osmanlı Devleti ele alındığında kütüphane kültürü tarih içinde çeşitli siyasal ve ekonomik nedenlerle değişimler göstermiştir.

Osmanlı döneminde kütüphanelerin ve kütüphanecilik kurumunun durumunu merak ediyorsanız merak ediyorsanız, İsmail E. Erünsal’ın inceleme kitabı Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik’e göz atmalısınız. Erünsal'ın kitabı alanında önemli bir çalışma. Bu kitaptan konunun meraklıları için seçtiğimiz on bilgiyi sıralıyoruz:

1 Saray kütüphanesinde Fâtih devrinde mevcut kitap sayısı hakkında bir bilgimiz yoktur. Ancak bu kütüphanenin II. Bâyezid devrinde 1502 tarihinde hazırlanmış kataloğunda 5.700 cilt içinde 7.200 eserin künyelerinin verildiği göz önüne alınacak olursa Fatih döneminde saray kütüphanesinin oldukça zengin olduğu söylenebilir. Saray kütüphanesinde İslâmî yazışmalar dışında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazışmış yazma eserler de mevcuttu.

2 Kanunî Sultan Süleyman’ın saltanatının ilk yıllarında, I. Selim devrinde olduğu gibi kütüphanelerin gelişiminde bir durgunluk dikkati çekmektedir. Bu, belki de I. Selim’in birkaç seneye sığdırdığı iki büyük askerî seferin sosyal bünyede doğurduğu rahatsızlıkların bir sonucudur. Edirne’de Kanunî’nin tahta çıkışının ilk yıllarında açılan birkaç kütüphane görülmekteyse de, İmparatorluğun merkezi İstanbul’da bu konuda önemli bir faaliyete rastlanmamaktadır. Devrin devlet adamlarının ve ulemânın yaptırdıkları kütüphanelerin çoğunun Kanunî’nin saltanatının ikinci yarısına rastlaması, siyasi ve iktisadi alandaki gelişmelerin kültür hayatına müsbet bir aksi olarak yorumlanabilir.

3 Müstakil kütüphanelerin ortaya çıkışısına kadar külliye, medrese ve camilerde kurulan kütüphaneler okuyucuya daha çok ödünç verme yoluyla hizmet ettiklerinden, bu kütüphanelerin vakfiyelerinde kütüphanenin açık bulunacağı gün ve saatlerle ilgili şartlara çok az rastlanır. XVII. asrın başlarından itibaren, ödünç vermeye karşı çıkma hareketilerine ve müstakil kütüphanelerin ortaya çıkmasına paralel olarak, vakfiyelere de yavaş yavaş kütüphanelerin açık olduğu günlerin ve daha sonra da saatlerin girmeye başladığı görülür.

4 Vakfiyelerde, kütüphane içinde okuma ile ilgili hususlara genellikle pek az temas edilmiştir. Ödünç vermenin lehinde olan kütüphane kurucularının bu işlemin nasıl yapılacağına dair bazı esaslar getirdiklerini, ödünç vermeye karşı çıkanların ise sadece vakfettikleri kitapların kütüphane içinde okunması şeklinde bir şart koyduklarını görüyoruz. Müstakil mekâna sahip kütüphanelerin ortaya çıkışına kadar, ödünç vermenin uygulanmadığı medrese kütüphanelerinin de “medrese içinde okuma” söz konusu olmaktadır. Ancak II. Bayezid vakfiyesinde bazen medrese içinde okumak için kitap alan okuyucuya da, ödünç verme sırasında yapılan işlemler uygulanmaktadır.

5 Vakıf kütüphanelerinde okuma yanında öğretimle ilgili faaliyetlerin ve ibadetin ne zaman başladığını kesinlikle söylemek mümkün değildir. Kuruluş devri kütüphaneleriyle XVII. asrın ikinci yarısına kadar kurulan kütüphanelerde, kütüphanede öğretimden söz edemeyiz. Çünkü bu devrede kütüphane denilince genellikle müstakil bir mekâna sahip olmayan ve medrese, câmi veya külliyenin bir köşeside muhafaza edilen koleksiyonlar hatıra gelmektedir.

6 Osmanlı devri Türk kütüphanelerinde ödünç verme meselesinde ortaya çıkan değişik görüşler, İslâm kütüphanelerinde bu konuda yapılan farklı uygulamalardan kaynaklamaktadır. İslâm dininin ilmi yaymayı ve dolayısıyla ödünç kitap vermeyi teşvik etmesi, kütüphane kurucularının, kitaplarının ödünç verilmesine izin vermemeleri halinde İslâm’ın bu emrine karşı çıkmış olacakları endişesiyle, ilk dönemlerde vakfiyelerine bu konuda kesin olarak yasaklayıcı hükümler koymalarını engellemiştir.

7 Osmanlı kütüphanelerinde müstakil kütüphanelerin ortaya çıkışına kadar birçok kütüphane kurucusu vakfiyelerinde ödünç kitap verilebileceğini belirtmişlerdir. Ödünç vermeye karşı çıkış ancak XVII. asırda başlamış ve XVIII-XIX. asırlarda kurulan kütüphanelerde, bu uygulamaya kesinlikle son verilmeye çalışmıştır.

8 Kuruluş yıllarından XVIII. asrın sonlarına kadar vakıf kütüphaneleri, medrese öğrencilerine ve ulemâ sınıfına hizmet etmek üzere şekillendirilmişti. Koleksiyonları genellikle dinî ilimlerle ilgili eserler, ders kitaplarından oluşmakta ve medreselerin içindeki bir odada veya medresenin bitişiğinde bulunan bir mekânda bulunmaktaydı. Hemen hemen tamamı Arapça eserlerden oluşan bu koleksiyonlardan halktan birinin, hem dil problemi dolayısıyla hem de kitapların bulunduğu mekânların umuma açık olmaması sebebiyle, herhangi bir yasak olmasa da, istifadesi bahis konusu olamazdı.

9 Vakıf kütüphanelerinin bütçeleri, vakfiyeleri ile tespit edilmekteydi. Kütüphane kurucuları, kütüphanelerinin bakım ve işleyişini sağlamak için gelir kaynakları sağlamakta ve bu kaynaklardan gelecek gelirlerin nereye ve nasıl sarfedileceğini vakfiyelerinde belirlemekteydi.

10 Kütüphaneler câmi, medrese ve külliye gibi kuruluşların içinde yer aldıkları devrelerde müstakil bir bütçeye sahip değildiler. Bu devrelerde kütüphanenin içinde bulunduğu vakfın gelirlerinden bir kısmı kütüphanenin ihtiyaçları ve personelinin ücretleri için tahsis edilmekteydi.

( İsmail E. Erünsal, Osmanlılarda Kütüphaneler ve Kütüphanecilik, Timaş, 2015)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR