Otomatik Portakal'ı Seviyorsanız Bu Kitapları Okumalısınız
22 Mayıs 2019 Edebiyat Liste Kitap Roman

Otomatik Portakal'ı Seviyorsanız Bu Kitapları Okumalısınız


Twitter'da Paylaş
1

“Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu, terbiyeli olmaları söz konusu değildir.”

Anthony Burgess hayatı boyunca otuzdan fazla roman ve diğer birçok eser yazdı. Yayımlanmasından onlarca yıllar geçmesine rağmen Otomatik Portakal hâlâ en çok bilinen romanı. Burgess romanda “Bu korkunç, adi, şerefsiz dünyada iyi olmak mümkün müdür?" sorusundan yola çıkarak toplumsal sorunlardan insan doğasına birçok meseleyi irdeliyor. Distopya romanının anlatıcısı on beş yaşındaki Alex, bir grup arkadaşıyla şiddet içeren suçlar işleyene dek size sevilebilir ya da arkadaş canlısı bir karaktermiş gibi gelebilir. Böylesine kötü bir dünyada bu tarz bir şiddet eğilimi neyin göstergesidir?

Çoğu insan tarafından şeytani sayılabilecek bir anlatıcı, gençlik ve şiddet, toplumun koyduğu sınırları en abartılı şekilde aşmak… Bütün bunlar Otomatik Portakal’ı çekici kılan öğelerden yalnızca birkaçı. Atmosfer, kullanılan temalar, karakterler ya da şiddete bakış açısıyla Anthony Burgess’in unutulmaz eseriyle benzerlik gösteren, romanı bitirdikten sonra ne okuyacağınız konusunda size yol gösterebilecek listeye aşağıda ulaşabilirsiniz:

Sineklerin Tanrısı, William Golding

Genelde internette Otomatik Portakal’a benzer kitapları arattığınızda karşınıza ilk çıkan eserler J.D. Salinger’ın Gönülçelen’i ya da William Golding’in Sineklerin Tanrısı romanı olur. İki kitap da ergenlik çağının karanlık taraflarını betimliyor. Sineklerin Tanrısı ahlaki sorunları irdelemesi ve çocukların yeri geldiğinde birer katile dönüşmesiyle Otomatik Portakal’ı okurkenki hislerinizi uyandırıyor. Roman uçak kazası nedeniyle ıssız bir adaya düşen altı ile on iki yaş arasındaki çocukların hayatta kalma mücadelelerin başka meselelere evrilmesini anlatıyor. Golding ergenlik çağındaki çocukları, kötülüğün temellerini ve toplumun yaptığı hataları insan doğasının kusurlarına bağlamak için kullanıyor. Çocuklar başta beraber çalışıp yemek toplayıp sığınaklar inşa ediyorlar. Ancak mantığıyla hareket eden Ralph ve ilkel dürtüleri sembolize eden Jack arasında yaşanan gerginlik grubu ikiye ayırıyor. Jack onlara vahşi ve çekici bir dünyanın kapısını açıyor: “Hepsi, evet dercesine başlarını eğdiler. Yüzlerini gizleyen boyaların, onlara vahşi olmak özgürlüğünü bağışladığını öyle iyi anlıyorlardı ki!”

Denizini Yitiren Denizci, Yukio Mişima

“Okul toplumun minyatürüdür: Bu yüzden bize boyuna buyruk veriyorlar. Bir avuç kör adam, bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, sınırsız yeteneklerimizi paramparça ediyor.”

Mişima’nın romanı on üç yaşlarındaki bir grup çocuğun yetişkinlerin kurduğu dünyanın iki yüzlü, duygusal ve yanıltıcı olduğunu düşünüp reddetmesi ve kendilerini şiddete meyilli yetiştirmelerini ele alıyor. İçlerinden birinin annesi denizci bir adamla ilişki yaşamaya başlar. Başlangıçta Noboru bu adamı tanımaya heveslidir, ancak onun da romantik ve hassas olduğu sonucuna varır. Çocuklar bu hayal kırıklığını ihanet gibi algılayıp şiddet içeren bir tepki verirler.

Öfke, Stephen King

Roman güzel bir bahar sabahında lise son sınıf öğrencisi Charlie Decker’ın müdürün odasına çağrılmasıyla başlıyor. İki ay önce Charlie boru anahtarıyla kimya öğretmenine vurarak adamı hastanelik etmiştir. Müdürle konuşması onu sinirlendirir. Dolabından aldığı silahla öğretmenleri vurarak yetişkinlerin dünyasına isyan eder. Özellikle kitabın sonu kahramanın akıl hastanesinde tutulması ve kişiliğinin değiştirilmeye çalışmasıyla Otomatik Portakal’ı andırıyor.

Stephen King kitabın özellikle okullara saldırı düzenleyen öğrencilerin birkaçının üstünde ya da dolaplarında bulunması nedeniyle gençleri olumsuz etkilendiğini düşünerek tekrar basılmasını engelledi. 

Koleksiyoncu, John Fowles

“Şiddet ve kaba güç yanlış. Şiddete başvurursam onun düzeyine inmiş olurum. Bu da mantığın gücüne, anlayışa be insanlığa gerçek bir inancım olmadığı anlamına gelir.”

İçine kapanık, sevgisiz ve eğitimsiz Frederick Clegg günlerini fotoğraf ve kelebek koleksiyonu yaparak geçirir. Güzeller güzeli sanat öğrencisi Miranda’ya kafayı takmıştır. Sussex’de ev alır ve Miranda’yı soğukkanlılıkla kaçırır. Bir gün Miranda’nın onu seveceğine inanmaktadır. Kitap bu olay aracılığıyla finansal istikrarın daha güzel ve ahlaklı bir yaşamı beraberinde getirmeyeceğini söylüyor. The Guardian yazarı Leo Benedictus'a göre psikolojik gerilimin ötesinde bir kitap olan Koleksiyoncu’yu okurken Frederick ile empati kurmak tuhaf bir şekilde pek de zor olmuyor. 

Yabancı, Albert Camus

“Cezayir’de, tesadüfen bir Arap’ı öldüren Fransız, Mersault, kendisini ölüme götüren olayları kayıtsız şekilde izlemektedir. Her şey, kendiliğinden olup bitmekte, Meursault, topluma, kendine, adım adım yaklaşan ölüme, hayata, dünyaya ve eylemlerine yabancılaşmış ve kayıtsız kalmıştır.”

Camus’nün en çok incelenen eserinde Mersault kahraman değil, adı olmayan bir yabancı, boş bilincin ürünü olarak karşımıza çıkıyor. 

Eşekarısı Fabrikası, Iain Banks

"Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.
Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönemdi, geldi geçti."

Romanın kahramanı İskoçya’da her şeyden uzaktaki evde babasıyla yaşayan on altı yaşındaki Frank Cauldhame bir gizemi açıklamaya çalışıyor. Babasının odası her zaman kilitli, Frank her gün bu kapıyı açmayı deniyor. Kitabı okurken Frank’in hayvanları kurban etmek gibi şiddet öğeleri içeren bir masal yarattığının ve bu şiddetin Frank’in geçmişi ve ailesinden kaynaklandığının farkına varıyoruz. 

Fındık Kabuğu, Ian McEwan

“Masumları öldüren nefret değil, inançtı. En yumuşak huyluların bile hâlâ saygı gösterdiği o aç kalmış hayalet.”

“En özgün Hamlet uyarlamalarından biri” olarak anılan Fındık Kabuğu'nun hikâyesi, daha doğmamış bir çocuğun ağzından aktarılıyor. Buradaki Hamlet hikâyeyi tersine çeviriyor: Ölmek yerine doğumu sorguluyor, babasının hayatından başlayıp hayaletine gidiyor ve sessizlikle başlayıp kaosla son buluyor.

Anna, Niccolò Ammaniti

Sineklerin Tanrısı ile kıyaslanan roman, 2020 yılında ölümcül bir virüsün Avrupa’ya yayılmasından dört sene sonra geçiyor. Tüm yetişkinlerin ölüyor, çocuklar tek başlarına kalıyorlar. Bu çocuklardan biri olan Anna, başının çaresine bakması için yeni kurallar üretmesi gerektiğini anlıyor. Buna göre şekillenen hayat tarzı aracılığıyla roman, geçmiş toplumu ve bazı güncel meseleleri eleştirmeye başlıyor. 

Büyük Defter, Agota Kristof

Anlatımında birinci çoğul şahıs kullanan Macar yazara ait üçlemenin ilki Büyük Defter İkinci Dünya Savaşı’nın son, komünizmin ilk yıllarında hayata tutunmaya çalışan ikiz kardeşleri konu ediniyor. Bu kardeşler inanılmaz derecede ahlaksız: Çalıyor, birilerini tehdit ediyor, yalan söylüyor ve öldürüyorlar. 

Vernon God Little, D.B.C. Pierre

Salinger’ın Gönülçeleni’nin modern versiyonu diye eleştirilen roman on beş yaşındaki Vernon’ın lise katliamının sorumlusu olarak yargılanmasını anlatıyor. Suçsuz yere yargılanmak, Vernon’ın yozlaşmış yetişkin topluma karşı isyan etmesine neden oluyor.

Keskin Şeyler, Gillian Flynn

“Kızlarımız hakkında konuşmalıyız. Birisi tehlikeli, diğeriyse tehlikede.”

Bu sefer kitapta hastalıklı düşüncelere kapılan çocuklar değil anneleri. Kitap boyunca bu durumun çocukları nasıl etkilediğine şahit oluyoruz.

The Bad Seed (Kötü Tohum), William March

1955 Ulusal Kurgu Kitabı Ödülü’ne aday gösterilen kitap bir annenin, kızı Rhoda’nın işlediği cinayetin farkına varmasını anlatıyor. Edebiyatın kötü çocukları listesinde her zaman beliren Rhoda’nın sergilediği davranışlar ve etrafındaki herkesin yaptıklarından bihaber oluşu hikâyeyi etkileyici kılıyor.

Ölüm Oyunu, Koushun Takami

Çoğu kişinin Açlık Oyunları’nı okuduktan sonra keşfettiği Japon romanın olay örgüsü şöyle: Bir grup liseli ıssız bir adaya götürülür ve oradan sağ kurtulmanın tek yolu birbirlerini öldürmektir. “Sineklerin Efendisi’nin 21. yüzyıl versiyonu” olarak adlandırılan eserin çizgi romanı ve filmi de bulunmakta.

Nip the Buds, Shoot the Kids, Kenzaburo Oe

Roman savaş esnasında ıslahevindeki on beş gencin uzaklardaki bir dağa tahliye edilmesinin köylülerde korkuya ve nefrete yol açmasına değiniyor. Veba salgını patlak verdiğinde köylüler köyü terk eder ve çocukları oraya hapseder.

A Nicer Way to Die (Ölmek İçin Daha İyi Bir Yol), Sam Mills

On altı yaşındaki James ve kardeşi Henry, bütün sınıf arkadaşlarını öldüren kazadan sağ kurtulurlar. Ancak asıl kâbus James için yeni başlamaktadır: Kardeşi onu rahatsız etmektedir ve ölümünün onun elinden olacağına ant içer. 

Hazırlayan: Aslı İdil Kaynar


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Burcu Mirkelam
Harika bir yazı olmuş gerçekten, emeğine sağlık !
10:42 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR