Öyküde Minimalist Anlayış
27 Nisan 2019 Öykü Yazıları

Öyküde Minimalist Anlayış


Twitter'da Paylaş
0

Carver da Hemingway gibi önemsiz gibi gözüken ufak tefek ayrıntıları karakterleri hakkında önemli unsurları açığa çıkarmak için kullanır.

Shakespeare, Hamlet’te, kısalığın, ince kıvrak zekânın ruhu olduğunu söyler. Dijital varoluş gerçekliğinde, sadece fotoğraflara, indirdikleri görsellere, derinliğini anlamadan birbiri ardınca kaydırdıkları bazı sitelere seçici yoğunlaşma becerisi ve sabrı sergileyebilen günümüz insanının öyküde minimalizm ilgisine belki de şaşırmamak gerekir.  6 kelimelik hikâye, 100 kelimelik mikro öykü, 280 kelimelik Twitter edebiyatı, 750 kelimelik ani öykü minimalist örneklerden bazılarına verilen adlar. İngilizce flash fiction terimi de kullanılmakta. İlk bakışta minimal öykü kavramı çağımızın ivmelenerek artan tüketim anlayışına uyumlu gibi görünen bir hareket. Oysaki öyküde minimalist yaklaşımı uygulamak, çetin, ince ve ayrıntılı bir dil işçiliğini, metinde en uygun kelimeleri seçebilme, az ile çokluğu, anlatımda derinliği, ifade ve içerikte yoğunluğu sergileme becerisini gerektiriyor. Dili şiire daha yakın durduğu için çok kısa öykünün aforizmaya dönüşme riskini de düşünmek gerekli. Karakter ve olay örgüsünün gelişimini göz ardı etmeden, en zengin, en derin anlamı, en az kelime ile, sıkıştırılmış ve yoğunlaştırılmış bir anlatımda okura aktarmak öncelikli. Fikirler ve olay örgüsünde yer alan kritik noktalar ise okura, öykü karakterleri ve onların yaşadıkları durumlar hakkında bilgi verir. Hayatın içinden dondurulmuş minik bir sahneyi kaleme almak, bir gün, bir saat, hatta deneyimlenen mevcut an hakkında yeterince bilgilendirici olabilir. Minimalizm 1960-80’ler arasında postmodern yazı ile doğmuş, yeni gerçekçilik, mimari, resim ve müzikten etkilenmiş bir hareket. Ancak esas anlamını Hemingway’in eserlerinde keşfeder. Edebiyatta üç evrede kendini kanıtlar: İlk dönem Ernest Hemingway’in, ikincisi Raymond Carver ve üçüncü evre ise Frederick Barthelme’nin eserlerinde taçlanır. Bu hareket içinde başarılı örnekler veren yazarlar, sadece kısalığa ve özlüğe sevdalarıyla değil, aynı zamanda kısalıktan anlam yaratma tutkusuyla da beslenirler. Raymond Carver bir söyleşisinde “minimalist yazar” olarak değerlendirilmeyi vizyon ve uygulamanın küçüklüğünü çağrıştırması açısından sevmediğini belirtir. Carver öyküde, edebi minimalizmin önemli bir öğesi olan varolmayan, belirsiz ve hikâyeyi âdeta uzaktan gözetleyen anlatıcıyı devreye sokar. Epifaniyi kullanması, okuru geleneksel okumaların ötesine taşıyarak boşlukları doldurmaya mecbur bırakması, harekete getirdiği yeniliklerdendir.

ernest hemingway kısa öykü edebiyatErnest Hemingway. Desen: Ira Chet

O da Hemingway gibi önemsiz gibi gözüken ufak tefek ayrıntıları karakterleri hakkında önemli unsurları açığa çıkarmak için kullanır.

Yaratıcılığı, ince tasarım ve planlamayı, günlük yazma alışkanlıklarını beslemesi yönünden çok kısa öykülerin edebiyata katkısı tartışılmaz. Türk edebiyatında Ferit Edgü, Tezer Özlü, Vüs’at O. Bener, Murat Yalçın, Sevim Burak, Necati Tosuner gibi yazarlar da mikro öyküler yazmışlardır. Annie Proulx, öykünün yoğunluğu, kısalığı, dengesi ve kelime oyunu ile çalışmayı, zihinsel anlamda uyarıcı ve tatmin edici bulduğunu ifade eder. Hemingway’in ünlü altı kelimelik mikro öyküsündeki “Satılık Olan, Bebek Patikleri, Hiç Kullanılmamış” ifadeleri onun isabetle seçtiği derin zengin anlama örnektir.

John Dufresne’nin Flash Fiction isimli eserinde, Erskine Caldwell çok kısa öyküyü, anlamı olan hayali bir anlatı, okurun dikkatini çekecek kadar ilginç, insan doğasını ifade edecek kadar da derin olarak nitelendirir. Bir başka yazar William Trevor ise Paris Review dergisindeki söyleşisinde eğer bir roman çetrefilli bir rönesans tablosu ise, kısa hikâyenin de empresyonist bir tablo olduğunu söyler. Kısa öykünün gücünün, içeri aldıkları kadar dışarıda bıraktıkları olduğunu ifade eder. Trevor, hayatın çoğunlukla anlamsız olduğunu, romanın hayatı taklit ettiğini ama öte yandan kısa hikâyenin esas sanat olduğunu, başıboş ve amaçsızca dolaşamayacağını vurgular. Amerikan öykücülüğündeki minimalist yaklaşımda süslü sıfatlar, ayrıntılı sahne tasvirleri, uzun cümleler ya da karakterlerin geçmişleri ile ilgili bilgiler nadir olarak yer alır. Az kelime ile ifadeler, imgeler, diyaloglar ve ima yoluyla yorumlar sunulur. Tamlık duygusu ve dil işçiliği ön plana geçer. İlk bakışta belki zihinsel ve duygusal zenginlik hemen göze çarpmasa da kullanılan özgün emek, kısa hikâyeyi zaman içinde parlatır.

william trevorWilliam Trevor hayatın çoğunlukla anlamsız olduğunu söyler.

“Öğleden Sonra Ölüm” isimli kitabında Hemingway,  “Düz yazı mimaridir, iç dekorasyon değil" der. Gazetecilik geçmişi onun ünlü buzdağı teorisini geliştirmesine yardım etmiştir. Buzdağının ancak sekizde birinin yüzeyde olması, geri kalanın suyun içinde olması metaforundan hareketle, hikâyenin esas karmaşıklığı ve anlatımının yüzeyde yer almadığını anlatır.

Dili budayarak, kelimeleri damıtarak dili işlemek esastır. Hemingway’in Kamera Gözü isimli makalesinde Zoe Trodd, buzdağı teorisi ile Hemingway’in okurun tüm hikâyeyi sezmesini istediğini ve bıraktığı boşluk ve eksiklikleri okurdan duygularıyla doldurmalarını talep ettiğini belirtir.

Öyküdeki minimalist yaklaşımlar deneysellik duygusunu canlandırır ve yaratıcılığı tetikler. Daracık bir alanda hikâyenin farklı kurgusal elemanlarla paslaşması, onlarla başa çıkması, her şeyi yerli yerine koyabilmesi beklenir.  Böylece dilin iç yapısındaki ritim, denge, sürprizler, dildeki oyunlar, çağrışımlar ve hayal gücü, yazıdaki tasarım mühendisliğinde gerçekçi bir biçimde dile gelir. Metinde gereksiz hiç bir kelime yer almaz. Dilin kalitesi yükselir.

amy hempelAmy Hempel’in öykülerindeki oyunsuluk, kelimelere, sahnelere, niyet ve tarza yansır.

Amy Hempel’in kurgusunda ise kısalık ve özgün güçlü cümlelerin varlığı öne çıkar. Hempel’in öykülerindeki oyunsuluk, kelimelere, sahnelere, niyet ve tarza yansır. Onun, “Al Jolson’un Gömülü Olduğu Mezarlıkta” öyküsü, kolejlerde Raymond Carver öyküleriyle birlikte ders olarak okutulan 1980’lerin en bilinen minimalist öykülerindendir. Birinci şahıs bakış açısıyla tanımlanamayan bir kadın anlatıcı tarafından seslendirilen hikâyenin başlangıç cümlesi etkileyicidir ve metinde kimi zaman anlatıcının bilinç akışı tekniğine doğru geçiş yaptığı hissini verir.

Frederick Barthelme teknikten ziyade içeriğe yoğunlaşır, öykülerinde yalnızlık korkusu ve düşmanlığı dile getirir. Bir katkısı da okurun rolünün daha önemli ve karmaşık hale gelmesini sağlamasıdır.  Metni bir bulmaca gibi düzenleyerek, okura çözmesi için ipuçları bırakır.

Kısa öykü yazmak bana hayatın kısalığına da gönderme yapmak gibi gelir. Hatta minimalist yaklaşımdaki sert gerçekçilik, tedirgin eden yoğunluk ve derinlik beni biraz da ürkütür. Öte yandan adeta kısalttıkça artırırız. Derinlikli kısacık bir öykü zihin tembelliğine ve kolaycılığa iyi gelebilecek biricik ilaç gibidir. Minimalist öykü yazabilmek belki de kendimizce hayatın geçiciliğine bir nebze kafa tutabilmemize  olanak sağlar.

Kaynaklar

  1. John Dufresne “FLASH! Writing the Very Short Story. “W. W. NORTON & COMPANY”
  2. Sinking the Titanic: The Iceberg and its Minimalist Implications In Raymond Carver's Fiction. Senior Paper. John Mozley
  3. Zoe Trodd, (2007). "Hemingway's camera eye: The problems of language and an interwar politics of form". The Hemingway Review. 26 (2): 7–21.
  4. Shazia Khatoon Three phases of literary minimalism. International Journal of Humanities and Social Science Research. Volume 2; Issue 12; December 2016; Page No. 74-76
  5. https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2019/04/amy-hempel-sing-to-it/583231/
  6. Amy Hempel. "In the Cemetery Where Al Jolson Is Buried"

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR