Özgür Çakır: “Devletten uzak, bulutlara yakın.”

Özgür Çakır: “Devletten uzak, bulutlara yakın.”


Twitter'da Paylaş
0

“Bunlarla işin bitti. Çocuk doğdu. Yeni bir çocuk için hazır mısın?” Yükşehir işte tam da burada “yeni” ve benim açımdan “daha iyi” bir kitabın basamağı... Semih Gümüş: İlk öykü kitabın Yükşehir yayımlandı. Dergilerde yayımladıktan sonra bu kitap senin için nasıl bir basamak oluşturacak? Özgür Çakır: Yazdıklarınızı kitap formatında elinize aldığınız andan itibaren bir tür sorumluluk hissediyorsunuz, çünkü yazdıklarınızı paylaşarak çırılçıplak kalıyorsunuz. Sonrasında da şu soruyu kendinize sormaya başlıyorsunuz: “Bunlarla işin bitti. Çocuk doğdu. Yeni bir çocuk için hazır mısın?” Yükşehir işte tam da burada “yeni” ve benim açımdan “daha iyi” bir kitabın basamağı olacak öncelikle. SG: Hayat elbette, başka ne yazılabilir burada ama bu arada politik olan da var öykülerde...
yuksehir2_KK
ÖÇ: Doğrudan politik göndermelerde bulunmak gibi bilinçli bir tercih yoktu aslında. Ancak bu topraklar, özellikle son üç yıldır gençlerin ve çocukların kanıyla daha fazla yıkandıkça, isteseniz de istemeseniz de insanı her geçen gün daha fazla tavır almaya zorluyor. Yazılanlar da bundan nasibini almalı diye düşünüyorum. Ayrıca bunun dışında konusu ne olursa olsun her öykünün ideolojik bir arka planı vardır. SG: Bana öyle geliyor ki, öyküyle ilişkin daha yakın olmalı, daha çok yazmalısın. Sence de senin için böyle bir sorun var mı? ÖÇ: Katılıyorum. Son zamanların moda duvar yazısı geliyor aklıma: “Devletten uzak, bulutlara yakın.” Hayat şartları bazen o kadar çok sıkıştırıyor ki, “çok fazla yaşam, öyküye uzak” gibi oluyor. Halbuki yazma faaliyeti hiçbir bahane tanımaz, tanımamalı. Doğru denklem, “hayata da öyküye de yakın” şeklinde olmalı ve bu denkleme her zaman nitelikli bir okuma da eşlik etmeli. SG: Hep sorulur ama anlamlı da: Etkilendiğin yazarlar var mı? ÖÇ: Türkçe öyküler yazan birinin Sait Faik Abasıyanık, Füruzan, Orhan Kemal ve Vüs’at O. Bener’den etkilenmemesi mümkün değil gibi geliyor bana. Raymond Carver, Roberto Bolaño ve Yukio Mişima da beni çok etkileyen diğer isimler. SG: Yeni öyküler ya da kitap tasarısı... ÖÇ: Her zamanki gibi yeni öyküler yazılıyor, siliniyor, yeniden yazılıyor, biriktiriliyor ya da demlenmeye bırakılıyor. Yakın bir gelecekte kitap haline gelecekleri zamanı bekliyorlar. SG: Okuyup da unutamadığın kitaplar neler? ÖÇ: Onlarca var ama ruh sağıltımı ile nitelikli edebiyat okumak arasında bağlantılar kuran ve bunu yazarken de başaran Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si unutulmazlar arasında birinci benim için. Herman Melville’in Kâtip Bartleby’si için kahramanım diyebilirim. Andrey Platonov’un Can’ı, Samuel Beckett’ın Üçleme’si de unutamadıklarım arasında.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR