Paris Banliyösünde Yalnız Bir Adam: Balzac’ın Evi
19 Temmuz 2018 Gezi

Paris Banliyösünde Yalnız Bir Adam: Balzac’ın Evi


Twitter'da Paylaş
0

1799 yılında Tours Fransa’da doğan Honore Balssa, köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesiyle birlikte Paris’e taşınır. Daha sonra adını Honoré de Balzac olarak değiştirerek Fransızcada soyluluk ifadesi olan “de” takısını da ismine eklemeyi unutmaz.

Balzac, 50 yaşında, günde kırk bardağa varan koyu kahve tüketimi yüzünden kahve zehirlenmesiyle hayatını kaybeder. Bu kısa süre içinde 85 tamamlanmış, 50 taslak halinde eser bırakır.

Balzac hayatının bir dönemini ekonomik sıkıntılar içinde geçirirken, bir dönemini de beraber olduğu zengin kadınların desteğiyle borçsuz geçirir. Paris'in 16. Bölgesinde (Passy) bulunan bu evde ise 1840-1847 yılları arası alacaklılardan kaçmak için takma bir isimle yaşar. Bu ev, iki farklı sokaktan girişi olduğu için 'kaçış' konusunda Balzac'a kolaylık sağlar.

Balzac edebiyat

Artık müze olan evde, yazarın bazı eserleri, mektupları, el yazmaları bulunuyor.

Passy bölgesi 1860’lara kadar Paris dışı olarak kabul edilen bir Banliyö bölgesi. 19. yüzyıl boyunca bu bölgedeki özel oteller ve evler daire olarak daha zengin bir müşteri kitlesine kiralanmış; Balzac da bunlardan biri – her ne kadar onun asıl amacı borçlarından kaçmak olsa da. Bölge 20. yüzyılın başına kadar Paris içinde uygun fiyatlı yerleşim yerleri arasında sayılıyormuş.

Müzede Balzac'ın ‘İnsanlık Komedisi’ne ayrılmış geniş bir bölüm var. Yazarın  romanlarını ve hikâyelerini bir araya topladığı bu büyük çaplı projesinde Eugènie Grandet, Goriot Baba ve Vadideki Zambak gibi bildiğimiz eserlerden de izler bulmak mümkün. Müzenin bir kısmında, eserde yer alan yaklaşık 2500 karakter tek tek tanıtılıyor. Karakterler gerçek ve kurmaca arasında, ikisini birbirinden ayırmayı zorlaştıracak derecede canlı. Aralarında Napolyon da var İsa da.

Balzac roman

Bu oda ve bu masada, Paris'ten ve dünyanın hengâmesinden uzakta Balzac, Dante'den esinlenerek isim verdiği İnsanlık Komedisi’nin büyük bir kısmını yazar. Geceleri kalkıp içtiği koyu kahvelerle uyanık kalır, gecenin sessizliğine hayal gücü eşlik eder. Bu mütevazı ve izole hayat romancının hayal gücünü tetikleyerek, onun sıra dışı karmaşıklıkta bir dünya yaratabilmesine imkân verir.

Balzac roman edebiyat

Kaç gecedir uyumadığımı biliyor musunuz?

"Dün 19 saat çalıştım ve bugün 20 ya da 22 saat çalışmak gerek. Kopya etmek beni uğraştırıyor, günde 16 ya da 20 yaprak kopya etmek lazım; yapıyorum ve düzeltiyorum..." 30 Ekim 1846 Cuma, Passy.

Bu eve girmeden önce kafamdaki Balzac imajı nedense bolluk içinde yaşayan, aristokrat; yalnızlık, para kazanmak, çok çalışmak gibi ‘insani’ dertleri olmayan bir imajdı. Oysa sanatsal üretimin tek başınalık, sabır, çok çalışma ve disiplin gerektirdiğinin de farkındaydım. Balzac bütün bunlardan muaf, ayrıcalıklı bir sınıfa ait görünüyordu. Bunda, hakkında derinlemesine bir araştırma yapmamış olmamın payı olduğu gibi, çağına tanıklık etmediğimiz, ‘klasik’ eserler listesinde ilk 100’e giren yazarların çoğunlukla hayatına yabancı kaldığımız gerçeği de var. Dostoyevski kumarbazdı, Kafka babasından nefret ederdi, Hugo aynı zamanda bir devlet adamıydı ve Virginia Woolf feministti. Sanırım bu dar alanda, türlü tanımlamalarla, hepimizinki kadar özen gösterilmeye hakkı olan hayatları iki kelime bir cümleye sığdırma çabası içinde bazen kayboluyoruz. Yazar evi ziyaretleri ise bu kaybolma halinden bir nebze de olsa bizi kurtararak okuduğumuz insanları hakkıyla anlamamıza yardımcı oluyor.

Balzac edebiyat

Yukarıdaki mektupta Balzac, bu evden, odasından ve yalnızlıktan şikâyetçi. "Günde 16 saat çalışan bir adam için yalnızlıktan başka bir şey yoktur" diyor ve ekliyor " Passy'deki bu deliğimde bir sıçan gibi yaşıyorum." Madame Hanska’ya Mektuplar, 25 Ağustos ve 31 Ekim 1842, Passy.

Balzac her ne kadar evini bir sıçan deliği olarak tanımlasa da yemyeşil bahçesi, şimdiki merkezi konumu, ulaşım rahatlığı dikkate alındığında onu anlamak zorlaşıyor. Fransızcadaki banliyö kavramı çoğunlukla bizim algıladığımız, Türkiye’de 1940’lı yılların sonundan itibaren kırdan kente akan göçün yarattığı ve ‘suç mahali’ olarak damgalanan, gecekondulaşma şeklinde ortaya çıkan kentleşmeden sosyolojik olarak farklılık gösteriyor. O dönemde Paris banliyösü tanımından anlamamız gereken, kentin imkânlarından kopukluğun yoğunlaştığı alanlar olması.

Balzac edebiyat

Bu bahçeli şirin müze–evden, keşke Balzac olsam da bir sıçan gibi burada yaşayabilsem hissiyle ayrılıyorum. Muhtemelen kahveme biraz süt ekler, bahçemi nasıl daha iyi değerlendirebileceğimi düşünür, pencere kenarındaki büyük çalışma masamda dinmek bilmeyen yağmurları izlerdim. O yüzden asla 2500 karakterli bir İnsanlık Komedisi’ni tamamlayamaz, ölmeden önce de kendi yarattığım karakterlerden biri olan Dr. Horace Bianchon’u başucuma çağıracak kadar onlarla iç içe yaşayamazdım. Tam da bu yüzden, geçmişe bugünün gözlerinden sakınarak bakmak, geçmişin odalarında kendi yüzyılımızı ve imkânlarımızı dışarıda bırakarak dikkatlice gezinmek gerekiyor.

Not: Balzac’ın müze evinin hemen arkasında Türkiye Cumhuriyeti Paris Başkonsolosluğu bulunuyor. Konsolosluğa türlü bürokratik işlemler için yolu düşenler, bir sokak ötede merdivenlerin yukarısındaki bu müzeye uğrayıp evinden çıkmadan günde on altı saat çalışan Balzac’la tanışmak isteyebilir.

Kaynaklar: http://www.maisondebalzac.paris.fr/fr/discover-museum/lhistoire-du-musee

Şerife Geniş, « Hatice Kurtuluş (yayına hazırlayan), İstanbul’da Kentsel Ayrışma: Mekansal Dönüşümde Farklı Boyutlar », European Journal of Turkish Studies [Online], Book Reviews, Online since 26 November 2009, connection on 15 July 2018. URL : http://journals.openedition.org/ejts/580

 Adres: 47, rue Raynouard, 75016 Paris

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR