Paul Auster’ın Yanılsamalar Kitabı Romanından Hayatla İlgili 10 Alıntı

Paul Auster’ın Yanılsamalar Kitabı Romanından Hayatla İlgili 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

1 Beşiğimde mezarımdan esintiler var, mezarımda da beşiğimden; acılarım zevklerim oluyor, zevklerim de acılarım; ve şimdi bu anıları dikkatle gözden geçirdikten sonra bunların taze bir zihinden mi yoksa yaşlı bir kafadan mı çıktıklarına emin olamıyorum.

2 Kalkışla iniş arasında bir fark olması gerektiğine karar verdim, yerle bağlantımı kesmekle sağlam toprağa ayak basmak arasında bir fark vardı mutlaka. Biri veda, öteki kavuşmaydı ve belki başlangıçlara katlanmak bitişlere katlanmaktan kolaydır, diye düşündüm ya da belki içimdeki ölülerin günde ancak bir kez haykırmalarına izin verildiğini (basit biçimde) keşfetmiştim.

3 – Hiç kimse başkaları olmadan yaşayamaz David. Bu mümkün değil.

– Belki değildir. Ama daha önce kimse ben olmadı ki. Belki de ben ilkim.

paul auster

4 Kimsenin kendisinden daha küçük birini dövmemesi gerektiğini hatırlatmıştım. Ama Marco hep benden daha küçük olacak, demişti Todd. Benim onu dövme hakkım olmaz ki hiç. Eh, demiştim, Todd’un yanıtının mantığından etkilenmiş olarak, bazen hayat insana adil davranmaz.

5 Dünya deliklerle doluydu, minicik anlamsız deliklerle, zihnin içinden geçebileceği minicik yarıklarla; bu deliklerden birinin öte tarafına geçtiniz mi kendinizden kurtulurdunuz, hayatınızdan, ölümünüzden, size ait olan her şeyden kurtulurdunuz.

6 Hareket halindeki bıyık, bütün erkeklerin düşüncelerini ifade eden bir araç. Kıpırtısızken ise süsten başka bir şey değil. Bıyık, Hector’un dünyadaki yerini gösteriyor, onun temsil etmesi gereken kahramanın tipini saptıyor ve başkalarının gözünde nasıl biri olduğunu belirliyor; ama bir tek erkeğe aittir o bıyık, kıl gibi ince, küçük ve yağlı olduğundan sahibinin kim olduğu apaçık ortadadır. Güney Amerikalı züppedir o, Latin âşıktır, damarlarındaki kan alev alev akan kara yağız bir serseridir. Yapıştırılıp arkaya yatırılmış saçlarını ve sırtından hiç çıkarmadığı beyaz takım elbiseyi de buna ekleyin, işte karşınızda cüretle görgünün şaşmaz karışımı. Görüntülerin kodu böyledir.

paul auster

7 Başkaları insanlıklarını içlerinde taşıyorlardı, ama ben yüzümde taşıyordum. Başkalarıyla aramdaki fark buydu işte. Kim olduğumu saklamama izin yoktu. İnsanlar bana baktıklarında ruhumun içini görüyorlardı. Fena değildi görünümüm, bunu biliyordum, ama beni hep yüzümdeki o mor lekeyle anacaklarını da biliyordum. Ondan kurtulmaya çalışmanın anlamı yoktu. Hayatımın temel gerçeğiydi o leke ve onun yok olmasını dilemek kendimi yok etmek istemekle aynı şeydi.

8 Şu bellidir ki, duyulara kazınmış çeşitli heyecanlar ve düşünceler, ne kadar birbirleriyle karışmış ve birleşmiş olsalar da, kendilerini algılayan bir zihin olmazsa var olamazlar. Ve ayrıca, gerçek ateşle ateş düşüncesi arasında, kendinin yandığını hayal etmekle gerçekten yanmak arasında büyük bir fark olduğu yadsınacaktır.

9 Resimler ne kadar güzel ya da çarpıcı olursa olsun, beni asla sözcüklerin tatmin ettiği kadar etmiyordu. Çok fazla şey sunulduğunu hissediyordum, seyircinin hayal gücüne fazla bir şey bırakılmıyordu; çelişkili olan şuydu ki, filmler gerçeğe öykünmeye ne kadar çok yakınlaşırlarsa, dünyayı temsil etmekte o derece başarısız oluyorlardı.

10 Suçluluk duygusu, insanı kendi yararına aykırı davranmaya götürebilir, ama arzu da aynı şeye neden olabilir ve bir erkeğin kalbinde suçluluk ile arzu dengeli bir biçimde karışmışsa, o adam tuhaf şeyler yapabilir.

(Paul Auster, Yanılsamalar Kitabı, Can, 2007)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR