Philip Roth’tan Yazma Üstüne Öneriler
14 Haziran 2019 Edebiyat İnsan Liste

Philip Roth’tan Yazma Üstüne Öneriler


Twitter'da Paylaş
0

“Yazmak zor iş değil, kâbus."

Julian Tepper

Geçtiğimiz yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Philip Roth, yaşasaydı bugün 86 yaşında olacaktı. Üretken, çok övgü almış, çok sevilmiş, çok alay edilmiş; çağdaş Amerikan edebiyatında onun kadar büyük etkisi olan birini bulmak zor. Nobel Edebiyat Ördülü'ne üst üste aday gösterildi ama ödülü alamadı. Bu yazıda, yazma sanatı hakkında düşüncelerini söylediği en ilginç röportajından yola çıktım. Neticede eğer yazma üzerine tavsiye arıyorsanız, bir Amerikan edebiyatı devinden almaktansa daha kötüsünü yapabilirdiniz.

Oturmayı öğrenin.

“Yazmak zor iş değil, kâbus. Kömür çıkarmak zor iş. Bu ise tam bir kâbus... Alanı meydana getiren muazzam bir belirsizlik var, zaman zaman size güç veren kesintisiz bir şüphe. İyi bir doktor kendi mesleğiyle savaşmaz. Çoğu meslekte bir başlangıç, gelişme ve bir son vardır. Yazmada ise, hep bir tekrar başlangıç var. Yaradılış gereği, yeniliğe ihtiyacımız var. Bu işte bir sürü tekrar var. Aslında, her yazarın ihtiyacı olan becerilerden biri de bu olaysız, durağan meslekte, sıkılmadan oturabilmek.”

– Mason Currey, Daily Ritual alıntısı

philip roth
Belanızı arayın.

“Neyin önemli olduğu genelde belli değildir (başlangıçta). Sorunlara çözümü kastetmiyorum, sorunların kendisini diyorum. Başladığınız gibi, size neyin direneceğini arıyorsunuz. Belanızı arıyorsunuz. Bazen başlangıçta bir belirsizlik oluyor; yazmak zor olduğundan değil, yeterince zor olmadığından. Akıcılık, bir şeylerin yolunda gitmediğine dair iyi bir işaret olabilir. Cümleden cümleye gitgide karanlığa girmek beni devam etmeye ikna ederken, akıcılık açıkçası durmam gerektiğini gösteren uyarıdır.”

– 1984’teki The Paris Review röportajından

Eğer her gün yazarsan, zaten sonunda bir kitabın olur.

“Benden düzenli olarak gelen bir kitap dizisi olduğu gerçeğini açıklayamam. Çoğu zaman çalışırım ve eğer çoğu zaman çalışırsanız ve en azından her gün bir sayfa bitirirseniz, yıl sonunda elinizde 365 sayfa olacaktır.”

– 2009’daki Tina Brown, The Daily Beast röportajından 

philip roth
Bakış açınızı özenle seçin.

“Odağı ayarladığınızda mikroskoptan bakmak nasıl hissettirir? Her şey çıplak nesneyi çıplak göze ne kadar yaklaştırmak istediğinize bağlı. Ya da tam tersi. Neyi büyütmek ve hangi gücü istediğinize bağlı.”

– 1984’teki The Paris Review röportajından

Kendinizi düzeltmeyi öğrenin.

“Yazar olmanın bir parçası da yazdığın şeyi okuyabilmeyi ve neyin yanlış durduğunu, neyin geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu, yazdığın şeyin neyi önerdiğini anlamaktır. Trambolin gibi. Taslakta bir aşağı bir yukarı zıpladığını ve her sıçrayışın bir fikir olduğunu bilirsin.”

– Robert Siegel, NPR röportajından 

philip roth
Hikâye için neyin işe yarayacağını yazın (ya da sizin için).

“Kalan sağlar bizimdir. Hikâyenin iki yüz sayfası ve diyaloğun altı satırı, bir yazar için tam istediği şeyken bir diğeri için anca çözüm olabilir.”

– 1984’teki The Paris Review röportajı

Cümle cümle çalışın.

“Yazdığınız kitaptaki sorunu çözmek her zaman zordur ve sizin bu işteki gelişiminizse salyangoz misalidir. İki yılda bir kitap yazsanız bile, bazen günde bir sayfa yazarken bazen o gün hiç yazamazsınız... Her cümle bir sorun çıkarır ve özellikle sizin ne yaptığınız bir sonraki cümleyi de etkileyecektir. Bir cümle yazarsınız ve şimdi sırada ne çözmem gereken ne var ya da yok diye sormak zorunda kalırsınız."

– 2013’teki NPR röportajından 

Gerçek hissedilmesini sağlayın.

“Aylarını harcarsın, yazıya bakıp dersin ki, “Bu yanlış, ama yanlış olan ne?” Kendime sorarım: “Eğer bu kitap bir rüyaysa, neyin rüyası olmalıydı?” Bunu sorduğumda, bu sırada hâlâ ne yazdığıma olan inancımı yitirmemeye çalışırım ve bunun bir yazı olduğunu unutup, “Tamam, bu oldu,” demeye uğraşırım, öyle olmasa bile. Olay, rüya zannedilebilecek bir gerçekliğe ikna olmanız. Olay, onu etten kemikten bir edebi karaktere ve edebi karakterleri de ete kemiğe dönüştürmektir.”

– 1984’teki The Paris Review röportajından

philip roth

Tıkandın mı? Yürüyüşe çık!

“Eğer tıkanırsam, ki genelde tıkanırım, kapıdan dışarı çıkarım ve ormandayım! On dakikalığına yürürüm ve sonra geri dönüp yeniden denerim.”

– The Guardian alınıtısı

Zorluktan çekinmeyin.

“John Berryman, yazar için onu öldürmeyen herhangi bir çilenin muhteşem olduğunu söylemiş. Gerçek şu ki, onun çilesinin nihayetinde onu öldürmüş olması, dediğinin yanlış olduğu anlamına gelmiyor.”

– 1984’teki Thw Paris Review röportajından

Bildiğiniz şeyi yazın ama sadece bildiğiniz şeyi yazmayın.

“Elbette, deneyimlerinize bel bağlayacaksınız, ama ses tahtası olarak. Yazdığınız şey sizin her gün yaşadıklarınız değil – zaten yaptığınız bu olsa yazar olmazdınız. Fakat bu size bir çeşit sezgi verir, bilirsiniz, yaşam neye benzer deneyimlerinizden bilirsiniz, ve bu gerçek hissiyâtıyla kendi bulduğunuz şeyi ölçersiniz.”

– 2013’teki NPR röportajından 

philip roth
Psikoanalizi deneyin.

“Eğer analiz edilmiş olmasaydım, Portnoy’s Complaint’i yazdığım gibi yazamazdım, ya da My Life as a Man’i, hatta The Breast’in bir benzerini. Kendime benzeyemezdim. Psikoanaliz deneyimi muhtemelen benim nevrotikliğimden çok yazarlığıma fayda etti, ki burada yanlış bir ayrım olabilir. Afallayıp kalmış on binlerce insanla paylaştığım bir deneyim bu ve yazarı ânına, sınıfına, kuşağına katan bu özel alandaki çok güçlü herhangi bir şey muazzam bir biçimde önemlidir; sonradan deneyimleri objektif bir biçimde, hayal gücüyle incelemesine yetecek kadar kendinden uzaklaşmasını sağlar, bu yazar kliniğinde.”

– 1984’teki The Paris Review röportajından

Her defasında sıfırdan başlayacaksınız, ama bu sorun değil.

“Her kitaba bir çaylak ve aptal olarak başlarsın. Yazmada da, kitabı keşfedersin. Elbette, sorumluluk sende. Ama gittikçe, cümleler birbirini takip edip arttıkça, kitap, olduğu gibi kendisini senin diline açacaktır.”

– 2006’daki Terry Gross röportajından

Başka birine dönüşün.

“Tamamen kişileştirme sanatı, değil mi? Bu romancıya özgü temel bir yetenek... Bu işte bazı keyiflerde olmalı, bu da o işte. Kılık değiştirip etrafta dolaşmak. Bir karakter gibi davranmak. Olmadığın biri gibi kendini meydana getirmek. -mış gibi yapmak. Sinsi ve kurnaz kılıklı... Bir yazar olarak kişileştirme sanatıyla meşgul olmak için biyografinizi terk etmek zorunda değilsiniz. Bunu yapmamak daha etkileyici olabilir. Çarpıtırsın, karikatürize edersin, parodisini yaparsın, işkence ve yerle bir edersin, sömürürsün – bu boyutta verilen tüm biyografi, sizin sözel yaşamınızı heyecanlandıracaktır.”

– 1984’teki The Paris Review röportajından

... ya da şimdiden vazgeçin.

“Siz ilerlerken ben vazgeçerdim. Gerçekten, bu berbat bir alan. Sadece işkence. Berbat. Yazıyorsun, yazıyorsun ve neredeyse hepsini atmak zorunda kalıyorsun, çünkü hiç iyi değil diye. Sadece şimdiden durmanızı söylerdim. Kendinize bunu yapmak istemezsiniz. Benim size tavsiyem bu.”

– 2012, The Paris Review

Çeviren: M. Gizem Erkol


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR