Robert Musil’in Niteliksiz Adam Romanından İnsanlığa Dair Alıntılar

Robert Musil’in Niteliksiz Adam Romanından İnsanlığa Dair Alıntılar


Twitter'da Paylaş
0

Robert Musil, Avusturyalı romancı, hikâyeci ve deneme yazarı, yirminci yüzyılın en önemli romancılarından ve roman türüne özgün katkıları kuşku götürmez yazarlarındandır. Başyapıtı Niteliksiz Adam yarım kalmasına rağmen James Joyce'un Ulysses ve Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde adlı dev eserleriyle birlikte modern romanın zirvesini oluşturur.

1 Çökmekte olan bir toplumda yaşayan yazar, bu çöküşü betimlemekten kendini alamaz. En kötüsü ise yazarın kendini ve okuru tedirgin edici olgular konusunda tartışmaya kalkışması, pisliği altınla kaplaması ve dünyanın çoktandır çığırından çıkmış olmasına karşın sanki bu dünyada her şey çok iyi gidiyormuş gibi yapmasıdır; boş sözler ve yalan edebiyatın ölümcül günahıdır.

2 Modern insan klinikte doğuyor ve klinikte ölüyordu: O halde aynı zamanda bir klinikte yaşamalıydı! - Bu istemi daha kısa süre önce ünlü bir yapı sanatçısı ortaya atmıştı, iç düzenleme alanında reform yapan bir başkası ise, insanın insana birlikte yaşayarak güvenmeyi öğrenmek zorunda olduğu ve kendini dıştan ayırarak kapanma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle konutlarda sürmeli duvarlar istemişti. O sıralarda tam da yeni bir çağ başlamıştı (aslında her an bir yenisi başlar), ve yeni bir çağ yeni bir üslubu gereksinirdi.

3 Ne yazık ki, alışılmadık sayıda insan gönümüzde yine alışılmadık sayıda insana düşmanlık duymaktadır. İnsanın kendi çevresi dışında yaşayan insanlara karşı alabildiğine bir güvensizlik beslemesi, yani bir Germenin bir Yahudiyi değil, fakat bir futbolcunun da bir piyanisti anlaşılmaz ve değersiz bir yaratık yerine koyması, kültürün temel özelliklerinden biridir.

4 Ama kendimize insanlığın nasıl olup da bu kadar değişebildiğini sorduğumuzda bunun yanıtı, insanlığın yürümeye çok erken kalkışan, akıllı bir çocuğun yaptığından farklı bir şey yapmadığıdır; insanlık yeryüzüne oturmuş ve oturduğu yere, bedeninin güvenilir, fakat pek soylu olmayan bir kısmıyla, söylemek gerekir ki, neresiyle oturuyorsa orasıyla temas etmiştir.

5 Örneğin gençlik döneminde yaşam, henüz tükenmek bilmeyen bir yarın gibi, her yanı olanaklarla ve hiçlikle dolu olarak insanların önünde uzanıp gider, buna karşılık öğlen vakti ansızın onların kendi yaşamı olduğunu ileri sürebilme hakkına sahip bir şey beliriverir ve bütünü açısından bu, günün birinde kendisiyle, yirmi yıl boyunca, tanışmaksızın mektuplaşılmış birinin ansızın karşımızda oturuvermesi kadar şaşırtıcıdır ve insan bu kişiyi aslında zihninde çok farklı canlandırmıştır. Bundan çok daha tuhafı ise, insanların çoğunun bunun ayırdına hiç varmamalarıdır; kendilerine gelmiş, yaşamları onlarınkine karışmış olan insanı adeta evlat edinirler, onun yaşantılarını şimdi kendi niteliklerinin ifadesi, onun yazgısını da kendi hizmetleri veya mutsuzlukları sayarlar.

6 Ulrich hemen bir sigara yakarak konuşmasını sürdürdü: "İnsan yalnızca iyi değildir, fakat her zaman iyidir; bu, çok büyük bir ayrım demektir, anlıyor musun? İnsanın kendine duyduğu bu sevginin sofizmine hep gülünür, ama aslında bundan insanın asla kötü bir şey yapamayacağı çıkarımına varmak gerekir; insan yalnızca kötü bir biçimde etkin olabilir, o kadar. Bunu bilebilseydik, bir toplumsal ahlakın doğru çıkış noktasına varabilirdik."

7 İyi'nin ve kötü'nün "değişmez değerler" olmadığı, yalnızca "işlev değerleri" niteliği taşıdıkları, bu nedenle eserlerin iyiliğinin tarihsel koşullara, insanların iyiliğinin ise onların niteliklerini değerlendirmeye yarayan psikoteknik beceriye bağımlı olduğu anlaşıldıktan sonra, neyin iyi, neyin kötü olduğu konusunda bin yıldır süregelen gevezelik kimi ilgilendirebilir!

8 İnsanın olanaklarına, planlarına ve duygularına önce önyargılar, görenekler, güçlükler ve her türden kısıtlamalarla, tıpkı bir delinin sırtına deli gömleğinin geçirilmesi gibi, sınırlar konulması gerekir, belki ancak bundan sonradır ki insanın ortaya koyabilecekleri kök salabilir, değer ve süreklilik kazanabilir; bu düşüncenin taşıdığı anlamları görmezlikten gelmek, gerçekten de neredeyse olanaksızdır!

9 Bak şimdi çok doğru bir şey söyledin! Bir matematikçi hiçbir şeye benzemez; başka deyişle, o kadar genel anlamda zeki görünür ki, belirli tek bir içeriği yoktur! Roma Katolik Kilisesinin rahipleri dışında, bugün kimse görünmesi gerektiği gibi görünmüyor, çünkü kafalarımızı ellerimizle oranla daha da kişiliksiz kullanıyoruz; matematiğe gelince, o bu durumun doruk noktası, hani insanların günün birinde et ve ekmek yerine haplarla beslenmeye başlaması halinde, çayırlar, buzağılar, tavuklar hakkında artık bir şey bilmeleri gerekmemesi gibi!

10 Güçlerin egemenliğindeki bir ortak yaşamda, insan fazla duraklamadığı ve düşünmediği takdirde, her yol iyi bir hedefe götürür. Hedefler kısa vadelidir; ama yaşamın kendisi de kısadır ve böyle bir tutum sayesinde insan yaşamda en yüksek erişme oranına ulaşır ve insanın mutlu olmak için bundan fazlasına da gereksinimi yoktur.

(Robert Musil, Niteliksiz Adam I, Çeviren: Ahmet Cemal, YKY, 1999)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR