Saatin Tik Takları, Sarı Çiçekler ve Diğer Şeyler
4 Şubat 2019 Edebiyat

Saatin Tik Takları, Sarı Çiçekler ve Diğer Şeyler


Twitter'da Paylaş
1

Saatler’i okumadan önce Mrs. Dalloway’i okumak yerinde bir tercih olacaktır; çünkü Saatler’in yazarının Woolf’un romanına doğrudan ya da dolaylı olarak gönderme yaptığı birçok öğe sıralanabilir.

baktım olmuyor dünya ikimize az

sana kendimden bir oda verdim

 kulakları çınlasın virginia

Çiğdem Sezer

Bir kadının tek bir gün içinde yaşadıkları roman kurgusuna evrilebilecek nitelik taşır mı? Ya da bir kadının sıradan bir günü bütün ömrünce yaşayıp yaşayamayacaklarının dökümünü verebilir mi? Amerikalı yazar Michael Cunningham’ın Saatler (1999) romanı işte bu soruların peşine düşer. Üstelik Cunningham, Virginia Woolf’un kült eseri Mrs. Dalloway’i (1925) hem teknik hem de içerik bakımından örnek alarak onu yeniden yazmaya girişir. Zorlu bir yol olarak görülebilir bu; çünkü Mrs. Dalloway bilinçakışı tekniğiyle yazılan modernist romanın ilk örneklerinden biri olduğu gibi ele aldığı temalarla da feminist edebiyat literatürü içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bunun yanında romanı ya da Woolf’u çok sevenlerin kitap hakkında bir çeşit olumsuz önyargı geliştirme ihtimali de vardır. Ancak Mrs. Dalloway’den bir hayli etkilenen Cunningham, bu zor girişimin hakkından gelerek birkaç başarısız denemeden sonra Saatler romanını tamamlar. Bu isim, Woolf’un kendi kitabı için düşündüğü ilk isimdir aynı zamanda.

Kitabı çevirenlerden biri olan Tomris Uyar’ın “bir günün tarihi” olarak nitelediği Woolf romanı, “Mrs. Dalloway, çiçekleri kendi alacaktı” cümlesiyle açılır ve yaklaşık on iki saatlik bir zaman diliminde o gün evinde bir parti verecek olan elli iki yaşındaki Mrs. Dalloway’in başından geçenleri anlatır. Olay zamanı içinde ele alınan konu son derece sıradandır aslında. Clarissa Dalloway; parti hazırlıklarıyla ilgilenir, eşi ve kızıyla konuşur, çiçek almaya gider, Londra sokaklarında yürür ve yıllar sonra karşısına çıkan ilk aşkı Peter Walsh’la yüzleşir. Ancak bilinçakışı tekniğiyle farklı dönemlere açılan olay örgüsünde anlatıcı, hem Mrs. Dalloway’in hayatının özetini yapar hem de arka planda Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki İngiltere’nin durumunu yansıtır. Biz de okuyucular olarak şimdiyle geçmiş arasında salınan zaman çizgisi içinde oradan oraya sürüklenirken anlatıcının verdiği bilgilerle Mrs. Dalloway’in zihninde yer eden çağrışım zincirlerini birleştirmeye çalışırız. Virginia Woolf, bu kitabı yazarken günlüğüne bir “buluş”un peşinde olduğu ve yeni bir teknik denediği notunu düşmüştür. Bu tekniğe bağlı olarak bazı cümleleri tamamlamaz ve olaylar arasında nedensellik ilgisi kurmaz. Üstelik olayları aktarmak yerine karakterlerin iç sesine yer verir daha çok. Bu durum okuru zorlasa da Woolf’un roman tekniği açısından “mükemmel”e ulaştığı söylenebilir.

virginia woolf

Cunningham, The Guardian’da yayımlanan, “Virginia Woolf, Bayan Dalloway ve Annem” yazısında Saatler’i yazma sürecinden bahsederken “bir roman yaratmak”la “bir evi yaratmak” arasında bir fark görmediğini söylemiştir. Bu nedenle romanını kadınların sıradan hayatları üzerine kurgulamayı seçer. Yine bilinçakışı tekniğiyle kaleme alınan romanda farklı dönemlerde yaşayan üç kadının tek bir güne sığdırılan hikâyesi, aralarında çeşitli paralellikler kurularak anlatılır. Bu kadınlardan ilki Virginia Woolf’tur ve olay örgüsü, kitabın “Öndeyiş” adı verilen giriş bölümünde Virginia’nın intiharıyla başlar. Burada yukarıda sözünü ettiğim risk konusu tekrar gündeme getirilebilir; çünkü çok sevilen ve “gerçek” yaşamıyla birçok kadına ilham veren bir yazar, “kurmaca” bir karakter olarak durur karşımızda. Cunningham, Virginia’nın yaşamını olduğu gibi ele almasa da büyük ölçüde biyografisine sadık kalmıştır. Özellikle zaman konusunda kurmacayla gerçeğin birbirine uymadığı söylenebilir. Örneğin Saatler’in olay zamanı içinde Mrs. Dalloway romanını yazan Virginia, kitabı tamamladıktan kısa bir süre sonra intihar eder. Oysa “gerçek”te kitap 1925’te basılmış, Woolf ise birkaç başarısız girişimin ardından 1941’de intihar etmiştir. Bunun dışında Virginia’nın kocası Leonard’la olan ilişkisi, ev yaşamı, roman yazarken yaşadığı zorluklar, hastalığı ve geçirdiği sinir krizleri aslına uygun bir şekilde verilmiştir. Olay zamanında Virginia ve kocası, Londra yakınlarındaki Ricmond isimli banliyöde ikâmet eder.

Saatler’in ikinci kadın karakteri Clarissa Vaughan ya da eski sevgilisi Richard’ın ona taktığı isimle “Mrs. Dalloway”, 20. yy. sonunda New York’ta yaşayan elli iki yaşında bir editördür. Biseksüel olan Clarissa, on sekiz yıldır Sally’yle birlikte yaşasa da gençlik aşkı Richard’ı bir türlü unutamaz. Yıllar içinde iyi dost olmayı başaran Clarissa ve Richard, olay zamanında yazar ve şair Richard’ın aldığı edebiyat ödülü dolayısıyla verecekleri parti için hazırlanmaktadır; ancak Richard ödül heyecanı yanında bir de AIDS hastalığıyla mücadele ettiğinden son derece gergin ve huzursuzdur.

Cunningham, bu üç kadının yaşamını onların isimlerini taşıyan üç ayrı bölümde anlatsa da bazı ortak noktalarla yaşamlarını birbirine bağlamıştır.

Kitabın üçüncü ve bence portresi en etkileyici biçimde çizilmiş olan kadın karakteri, yazarın “banliyöde hapsedilmiş bir Amazon kraliçesi” olarak gördüğü annesinden esinlenerek yarattığı Laura Brown’dur. 1949’da Los Angeles-Kaliforniya’da yaşayan, ikinci çocuğuna hamile, mutsuz bir ev kadınıdır Laura. Edebiyat tutkusu nedeniyle “kendine ait bir oda”ya saklanıp çok sevdiği Mrs. Dalloway romanını okumak istese de “anne” ve “eş” rollerinin ona yüklediği görev ve sorumluluklara öncelik vermek zorundadır. Kırılgan ve hassas bir yapısı olan Laura, rollerini benimseme de kurmaca zamanında doğum günü olan kocası Dan için bir yaş pasta hazırlarken elinden gelen gayreti gösterir. Klasik “ev hanımı” kimliğinin sorgulanmasına neden olan Laura, geleneksel bakış açısıyla eleştiriye tâbi tutulsa da son derece gerçekçi bir karakterdir.

Cunningham, bu üç kadının yaşamını onların isimlerini taşıyan üç ayrı bölümde anlatsa da bazı ortak noktalarla yaşamlarını birbirine bağlamıştır. Öncelikle hayatlarından memnun olmayan ve bu nedenle farklı yerlere kaçmaya çalışan, huzursuz, mutsuz ve yalnız kadınlardır her üçü de. Yaşadıkları dönem, meslekleri, sosyal statüleri, eğitim durumları farklı olsa bile neredeyse aynı hayatı yaşamış ve ortak bir yazgıyı paylaşmışlardır. Üstelik onlarla benzer hislere sahip bir rol modelleri de vardır: Mrs. Dalloway. Dalloway’i bu üç kadından biri yaratmış, diğeri –Laura– okumuş, üçüncüsü ise –Clarissa Vaughan– bizzat yaşamıştır. Üçü de tıpkı Mrs. Dalloway gibi parti hazırlığındadır ve “sarı çiçekleri” kendileri alacaktır. Bunların dışında Cunningham; pasta, çiçek ve kuş gibi ortak semboller aracılığıyla da üç ayrı yaşam öyküsünü birbirine örer.

Üç kadının kişilikleri arasında kimi farklar da vardır tabii. Örneğin Laura, sıradan bir hayatı olan bir ev hanımıdır. Virginia, erkeklerin egemen olduğu bir edebiyat ortamında var olmaya çalışan, yaratıcı bir sanatçıdır. Clarissa ise yaşadığı dönemin ve ülkenin görece özgür havası sebebiyle hayatını istediği gibi sürdürebilen güçlü bir kadındır. Diğer ikisine göre daha mutlu olduğu söylenebilir; ancak onun en büyük saplantısı da geçmiştir.

Saatler’i okumadan önce Mrs. Dalloway’i okumak yerinde bir tercih olacaktır; çünkü Saatler’in yazarının Woolf’un romanına doğrudan ya da dolaylı olarak gönderme yaptığı birçok öğe sıralanabilir. Bunların başında karakterlerin isimleri ve aralarındaki benzetrlik gelir. Örneğin Clarissa’nın partnerinin ismi olan Sally, Woolf’un romanında da Mrs. Dalloway’ın ilgi duyduğu hemcinsidir. 1990’ların dünyasında “özgürlükler ülkesi” olarak nitelenen Amerika’da yetişmiş bir yazar olan Cunningham, 1900’lerin başında İngiliz muhafazakâr çevrelerinin onaylamadığı bir aşkı, bu isim tercihiyle “meşru” kılmıştır denebilir. İsimlerle ilgili başka bir benzerlik de Saatler’de Clarissa’nın eski sevgilisi ve en yakın dostu olan Richard’ın Mrs. Dalloway’in İngiliz aristokrasisini temsil eden kocası Richard Dalloway’le aynı adı taşımasıdır.

michael cunninghamCunningham’ın Woolf’la benzer temaları kullanması da iki kitap arasındaki ortak unsurlardandır. Örneğin ölüm ve intihar izlekleri, iki romanda da önemlidir. Virginia, kocasına bir veda mektubu bırakarak kendini nehrin sularına atmış, Richard ödülüne kavuşamadan camdan atlamış, Laura ise kitap okumak için gittiği otel odasında intiharı düşünmüş; ancak vazgeçmiştir. Saatler’in “Mrs. Woolf” başlıklı bölümlerinde kitabını yazmakta olan Virginia, başkarakterini intihara sürüklemeyi aklından geçirse de sonradan kitaba eklediği başka bir karaktere yakıştıracaktır intiharı. Bu kişi, Mrs. Dalloway’in ikinci önemli karakteri şair Septimus Warren Smith’tir. Mrs. Dalloway’le hiçbir sahnede bir araya gelmeseler de bu genç şairin ölüm haberi İngiliz sosyetesi aracılığıyla partide duyurulacaktır. Yazarın ikiye bölünmüş zihninin parçaları olarak düşünülen Mrs. Dalloway ve Septimus, hayatları kesişmeyen; ancak aynı hislerde buluşan iki insandır. Aşırı hassas ve duygulu Septimus, edebiyat gibi “yüce” bir idealin ardı sıra koşarken bir anda cepheye gönderilmiş ve savaşın katı gerçekliğiyle tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamıştır. Woolf, bu karakter aracılığıyla savaş konusundaki görüşlerini aktarırken keskin kalemiyle savaş sonrası İngiltere’nin eleştirel bir panoramasını sunmuştur. Ayrıca genç şairin intiharı onu “deli” olarak niteleyen topluma bir başkaldırıdır. Septimus gibi bir karakter Saatler’de yer almasa da Richard’ın şair olması ve edebiyatın anlamına dair sözler sarf etmesi Septimus’a yapılan bir gönderme olarak yorumlanabilir.

Cunningham, Woolf’un romanında geçen bazı cümle ve ifadeleri de olduğu gibi kullanmıştır. Örneğin, Woolf romanın henüz başında sıkça yer verdiği uzun ve karmaşık cümlelerinden birinin sonunda “hayat, Londra, bu Haziran dakikası”nda (s. 10) diyerek tüm zorluklarına rağmen hayatın ne kadar güzel ve yaşanmaya değer olduğunu belirtir. Cunningham da aynı şekilde henüz hikâyenin başındaki “Bir haziran sabahı hayatta olmak, neredeyse ayıp kaçan bir ayrıcalığa sahip bulunmak ve basit bir işten başka yapacak şeyi olmamak ne kadar heyecan verici, ne kadar sarsıcı” (s. 15) cümleleriyle örnek aldığı yazarı taklit eder. Yaşamın zıtlıklarla dolu olduğunu keşfeden iki yazar da okuru bütün olumsuzluklara ve kalp kırıklıklarına rağmen umutlu olmaya çağırır. Çünkü saatler, yanı başımızda durmadan tik tak ederken yaşamın bize hatırlattığı tek şey, gelecek olan saatin her şeye rağmen yaşanmaya değer olduğudur.

Woolf’un kafa karışıklığı yaratan ve zaman akışındaki gidiş gelişleri çözme konusunda zaman zaman okurunu zorlayan roman tekniği karşısında Cunnigham’ın tekniği daha anlaşılır ve kolaydır.

İki yazar arasındaki en büyük farklılık ise dönemsel koşullara bakış açısından kaynaklanır. Woolf’un romanı İngiliz toplum yapısına ve aristokrasiye yönelik eleştirel bir tavır içerir. Modernist bir yazar olan Woolf, temelde politik bir söylem yaratma amacı taşımasa da bir yanıyla politik bir roman yazar. Özellikle Richard karakterinin saray ve çevresindekilerle olan ilişkileri sayesinde güncel politik ortam yansıtılır. Üstelik Clarissa’nın partisine Kraliçe de katılacaktır. Saatler’de ise politik meseleler gündeme getirilmemiştir. Buna ek olarak Cunningham’ın cinsiyet politikaları konusundaki düşüncelerini rahatça ifade edebildiği karakterlerinin cinsel tercihlerinden bellidir. Mrs. Dalloway, Sally’yi belki de gerçekten sevdiği tek kişi olarak görse de onunla birlikte olamazken Cunningham’ın romanında eşcinsel, lezbiyen ve biseksüel karakterler hayatlarını ve cinselliklerini istedikleri gibi yaşayabilir. Hatta üç kadının da hemcinsleriyle öpüşmesi ortak deneyimlerinden biridir. Virginia, çocuklarıyla birlikte onu ziyarete gelen ve “anne” oluşundan dolayı kıskandığı kız kardeşi Vanessa’yı; Laura, ameliyat olacak komşusu Kitty’yi, Clarissa ise partneri Sally’yi dudağından öper.

Saatler ve Mrs. Dalloway arasındaki başka bir farklılık da dil ve üslupla ilgilidir. Woolf’un kafa karışıklığı yaratan ve zaman akışındaki gidiş gelişleri çözme konusunda zaman zaman okurunu zorlayan roman tekniği karşısında Cunnigham’ın tekniği daha anlaşılır ve kolaydır. Cunningham, romanın neredeyse tamamını şimdiki zaman kipiyle yazmıştır. “An” kavramı Mrs. Dalloway’de de önemli bir yer etmesine rağmen eser, geçmiş zaman kipiyle kaleme alınmıştır. Woolf’un kimi zaman sona ermeyen, klasik gramer kurallarını hiçe sayan, uzun cümleleri yanında Cunningham’ın cümleleri konuşma diline daha yakındır.

Saatler romanı yayımlandığında yazarının da öngöremediği bir ilgi görür. 1999 yılında Pulitzer ve Pen Faulkner ödüllerini kazanan kitap, 2002’de Stephen Daldry tarafından sinemaya uyarlanır. Meryl Streep, Julianne Moore ve Nicole Kidman gibi güçlü oyuncuların bedenlerinde can bulan üç kadın, sinema tarihinin de unutulmaz karakterleri arasına girer. Filmi izleyen birçok kişi kitaptan haberdar olmasa da Cunningham, eleştirmenlerce de övülmüştür. Mrs. Dalloway’in yeniden yazımı olduğunu söylediğimiz Saatler, bu kitapla birlikte daha anlamlı bir okuma deneyimi sunsa da tek başına ele alındığında da değerini kaybetmez. Üstelik “duygusal okur”lara kendi hayatlarının muhasebesini yapma imkânı sunar ve herkesi kendisiyle yüzleşmeye davet eder. Çünkü saatin tik takları hiç durmadan bizim için de işleyecek ve hepimiz bir gün o çiçekleri almaya gideceğiz.

Referanslar:

Michael Cunningham, Saatler, Çev: İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2017.

Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Çev: Tomris Uyar, İletişim Yayınları, 1999.

Michael Cunningham’dan Saatler: Virginia Woolf, Bayan Dalloway ve Annem, http://www.5harfliler.com/michael-cunninghamden-saatler-virginia-woolf-bayan-dalloway-ve-annem/


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Figen Uğur Dölek
Sibel Yılmaz’ın Oggito’da yer alan önceki yazılarında olduğu gibi bu çalışmasında da üslubu, akışın daldan dala'lılığı, kendini geri çekerek metni ileri süren bilgi donanımı, karşılaştırdıklarının birbiriyle yoğun dirsek teması, her okuduğum metninden sonra, hımm şuraya da uçmalıyım, dedirten kılavuzluğu, belki de en önemlisi hep aynı kaynağı kullanmak yerine sürekli gelişen ve geliştiren binlerce gözeden beslenmeyi yeğlemesidir benim ilgimi çeken. Edebiyata, kendisi dışındaki bin bileşenle övgüler ya da yergiler düzüldüğü bu kirli ortamda, sahiciliği asıl...
12:08 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR