Sally Rooney’nin Normal İnsanlar’ı Üzerine
17 Ekim 2019 Edebiyat

Sally Rooney’nin Normal İnsanlar’ı Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

Rooney’nin sürekli ayrılıklarla bölünen ilişkileri, erkekliğin kırılganlık ve şiddetini ele alan yeni romanı onu üne taşıyan ilk romanından bile daha başarılı.

Sally Rooney’nin şaşırtıcı derecede başarılı ilk romanı Arkadaşlarla Sohbetler hak ettiği ilgiyi gördü ve uluslararası bir başarı elde etti. Okurlardan bu tarz bir tepki gören kitaplar azdır. Yazarın hâlâ yirmili yaşlarında olduğuna ve ilk romanından daha iyi şeyler yazacağına inanmak zordu. Ama Rooney daha iyisini yazmayı başardı. 

İlk bakışta romanın konusu o kadar da farklı değil. Sürekli ayrılıp barışan âşıkların hikâyesi yıllara yayılıyor, sonu gelmeyen, yanlış anlaşılmalarla dolu diyalogları ve cinsel ilişkileri içeriyor. Ancak Rooney’nin ilk romanının kendini kısıtlayan bir yapısı vardı, bu roman ise daha açık ve aynı zamanda kontrollü. Bir o kadar da romantik. 

Zeki, hassas, tuhaf gençler Marianne ve Connell, Sligo’da bulunan okula giderler, ancak Marianne beyaz bir konakta yaşarken Connell’in annesi temizlikçi olarak çalışmaktadır. Connell, Marianne’nin ondan pek hoşlanmadığını düşünür, ancak aralarındaki çekimin ve bir araya geldiklerinde bastıramadıkları utangaç kahkahalarının farkındadır. Kendilerini gizli bir ilişki içerisinde bulduklarında (biz okurlar olarak şaşırmasak da) şaşkına uğrarlar. İlişkilerini gizlerler çünkü Marianne okula uyum sağlayamayan bir tip olarak görülür, arkadaş grubunun acımasız bireyleri tarafından hem korkulur hem de alay edilir. Connell’ın ilişkilerini saklamasına karşı çıkmaz ve ona böyle davranılmasını kabullenir. Bunun nedenleri romanın ilerleyen bölümlerinde fark edilir.

İkisi de Trinity College’a kabul edilince sorular ve iniş çıkışlarla dolu ilişkileri başlar. Kafamızda “Birlikte kalmaları mümkün mü?” sorusuyla kitabı okuduğumuz zamanlar olur. Okur birinci sayfadan itibaren bu ikilinin birbirleriyle birlikte olması gerektiğini anlar, ancak bu süreç gittikçe uzar. Romanın gidişatının karmaşıklığı ve anlatımdaki incelikler beni fazlasıyla etkiledi ve bu konuda yalnız olmadığımı düşünüyorum. Ayrıca romanın yapısı da zekice inşa edilmiş, bölümler “Bir Ay Sonra” ya da “Beş Dakika Sonra” diye başlıyor ve geçmişe dair duygu ve düşünceleri, pişmanlıklara ve anksiyete neden olan olayları içeriyor. Böylelikle şimdiki zamanda yaşananları açıklığa kavuşturmakla kalmıyor, aynı zamanda artan bir gerilim yaratıyor. Böylesine basit bir numara - belki gösterişli ya da postmodern değil, ama daha önce karşılaştığımız şeyleri anımsatmıyor.

Diyaloglara gelecek olursak… Rooney milenyum çağı bireylerinin konuşma tarzını taklit etmede ustalık sergiliyor. İçten, tek cümleli konuşmalar, insanların etkileşiminden doğan trajedi ve komediler hem son derece çağdaş hem de zamansız. Ancak romanın en etkileyici kısmı merkezinde bulunan eril ruhun tasvirleri. Marianne son derece güzel ve gerçekçi bir kahraman. Duygusal ve fiziksel şiddet sık sık zengin ve ayrıcalıklı durumuyla bağdaştırılır. Bazı davranışları etrafındakileri rahatsız eder, tabii Conell hariç. Asıl çarpıcı olan karakter Connell’dır. Duygularını anlamak için uğraşır durur, bir çıkış noktası arar. Zeki, savunmasız ve tutarsız olan Connell birçok açıdan kendi cinsiyeti tarafından hapsedilmiştir. Connell Marianne’i sever, ancak onunla nasıl birlikte olacağını, ilişkilerini nasıl sürdüreceklerini bilmez, duygularını inkâr eder. Öte yandan, onsuz yapamaz. Onu “mutlu” eden yeni sevgilisiyle kendini güvenli sınırlar içine aldığında Marianne’e uzun e-postalar göndermeye devam eder. 

Normal İnsanlar kalbinde derin bir zekâyı barındıran bir roman. Duygusal ve cinsel açıdan fazlasıyla dürüst, aynı zamanda komik ve sıcak. Rooney’nin ilk romanı gibi, kadın ve erkeklerin birbirlerini anlamaya çalıştığı, ancak başarısız oldukları sayısız örneğinin sempatik ve detaylı bir incelemesi. Ancak onu ilk romanın ötesine taşıyan şey içerisinde bulunan umudun fazlalığı. Marianne sevilebileceğine asla inanmaz, ama Connell onu köşeye sıkıştığı yerden kurtarır. Sonra ne olursa olsun, birbirleri üzerindeki etkilerinin süreceği kesin. Asıl soru ikisinin ilişkilerini sürdürüp sürdürmeyecekleri değil. Aşk bizi değiştirir, aynı zamanda özgür kılar ve Rooney’nin öne sürdüğü gibi bunu kimse elimizden alamaz.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Guardian)

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR