Sanat Hayatın En Yakın Benzeridir
12 Haziran 2019 Kültür Sanat

Sanat Hayatın En Yakın Benzeridir


Twitter'da Paylaş
0

Yalanlarla dolu yaşamın alternatifi ancak edebiyat olabilir.

Bir insanın doğum ve ölüm tarihleri arasını nasıl doldurabiliriz? Tarihi olmayan anları düşünmeye çalışalım. Hayatın bütününü görme yeteneğimiz yok, hafızamız şimdilik yetersiz. Hepimizin hayatı milyonlarca hayattan sadece biri ve unutulmaya mahkûmuz. İşte “Neden?”i öncelikle ölümün varlığından hareketle sorarız. Temelde bir tür itiraz sorusudur bu. Ayrıntı ve örüntü arasındaki dinamikte can bulan çok temel bir soru.

Sorular düşünme olanaklarını artırır. Soru sormak bir noktaya kadar hoş karşılanan ancak belli bir yerden sonra, özellikle başkaldırıya dönüştüğü zaman, önüne geçilmesi gereken bir eylem gibi görülebilir. Çözüm yalanlara başvurmaktır. Yalanlarla dolu yaşamın alternatifi ancak edebiyat olabilir. Daha çok roman ve öykü özelinde kurmaca metinler yalanların simetrik bir kopyasını, anlamlı doğruların korunabilmesi için gerekli yalanları içeren kitap dünyaları kurar. Edebiyat, her şeyin düşünülüp söylenebileceği ayrıcalıklı bir coğrafyadır. Dinsel metinlere yakın ama farklıdır. Neyin gerçek olup olmadığı her zaman için inanç konusudur, doğrulaması okuyuculara kalır.

“Dinde tehlike olan şey, kurmaca kumaşının ta kendisidir.” Düşünmek eylem midir? Kurmaca okumak, eyleme dökülemeyecek düşüncelere sahip olmak demektir. Düşünmek ve yapmak farklıdır. Özgürce düşünmek seküler bir eylemdir, eyleme geçme zorunluluğu yoktur. Olup biten her şeyi hemen her açıdan bütün ayrıntılarıyla görmek tanrısal bir yaklaşımdır. “Roman okumak seküler ölçek ile dinsel ölçek arasında, ayrıntı ile örüntü denebilecek şeyler arasında sürekli gidip gelmek demektir… Hayatımızın hallerini genişleterek sahnelere, ayrıntılara dönüştürür; bu halleri gerçek zaman ritmine yakın bir ritim içinde yarıştırmaya çalışır.”

james wood

Kurmaca metinler, hayatlarımızı fanilikten kurtarır, bir süreliğine de olsa. En kişisel eylemlerden biri olarak okuma, eyleme dökülemeyecek düşüncelere sahip olmamızı sağlar. Başlangıç ve son arasındaki kısa çizgiyi ayrıntılı biçimde görmemizi sağlar. Tarih, bu durumda yetersiz bir kurgudur. Roman özel anları yok olmaktan kurtarmaya çalışır. Mesela bir ailenin özel anları söz konusu olduğunda, aile tarihi ne kadar yeterli olabilir? Kısa ve ayıplı özel anları parantez dışına alır romanlar.

Çağımızın en önemli eleştirmenlerinden James Wood daha ilk bölümüyle birlikte okuyucuyu sarıp sarmalayan deneme kitabı Hayatın En Yakın Benzeri'nde cevaplar ve soruların çerçevesini öz yaşam öyküsünden hareketle seçip parlattığı ışıltılı anlardan hareketle çizmiş. Anı ile eleştiriyi ustalıkla harmanlayan nitelikli bir deneme kitabı var elimizde. Wood, Ayrıntı Yayınları etiketiyle Türkçeye çevrilen ilk kitabı Kurmaca Nasıl işler?de pek çok teorik meseleyi-detay, karakter, bilinç, dil, diyalog, doğruluk, gelenek ve gerçekçilik- usta yazarlardan çeşitli örneklerle somutlaştırarak edebiyatseverler için zihin açıcı bir okumanın önünü açmıştı. Bu kitabında ise yine dünya edebiyatının büyük isimlerinin metinlerinden –Cervantes, Cehov, H.Green, S.Bellow, J.Berger…– hareketle kurmaca ve hayat arasındaki kopmaz ilişkiye bir kez daha dikkat çekiyor. Hayatın En Yakın Benzeri, tekrar tekrar okunmayı hak eden, okuyucuda hem okuma hem de yazma isteği uyandırabilecek güzellikte derinlikli bir eleştirel deneme metni. Kolay okunan ama üzerinde çokça düşünülmesi gereken cümlelerle dolu bir kitap…

George Eliot’ın Alman Hayatının Doğal Tarihi kitabında dediği gibi: “Sanat, hayatın en yakın benzeridir; insanın hayat deneyimi yelpazesinin genişlemesine, kişinin öteki insan hemcinsleriyle, kendi payına düşen ilişkiler dışında başka ilişkiler kurmasına katkıda bulunur.”

James Wood, Hayatın En Yakın Benzeri, Çevirmen: Ülker İnce, Can Yayınları


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR