Sanatın Megalomanı: Caravaggio

Sanatın Megalomanı: Caravaggio


Twitter'da Paylaş
0

Caravaggio’nun sanatsal kişiliği ile kendi kişiliği resimlerinde iç içe geçer. Onun her zamanki aykırı yaşamı, Milano, Roma ve Napoli’nin karanlık sokaklarında yaşadığı eşcinsel ilişkiler, ölümüne yaptığı düellolar, başına buyruk tavırları çoğu kez resimlerine yansımıştır.

Sanat tarihinde adından en çok söz ettiren ressamlardan biri Caravaggio’dur. Yaptığı resimlerin dinsel, mistik, felsefi ve estetik değerleri üzerine sayısız yorum yapılmıştır. Sanatçının resimlerindeki ışık ve gölge ikilisi ile yarattığı atmosfer bazen temanın önüne geçmiştir. Ancak Caravaggio’nun özel ve gizemli yaşamı o denli öne çıkmıştır ki resimleriyle kendisini özdeşleştirenler bile olmuştur. Onun eşcinselliği, aykırılığı, megalomanlığı, çoğu kez topluma duyduğu küstahlığı nedeniyle, sanat-özgür insan çatışkısı dile getirilmiştir. “Sanatçının özgürlüğünün sınırları olmalı mıdır?” sorusunun yanıtları halen tartışılmaktadır. 

Caravaggio’nun tam adı Michelangelo Merisi da Caravaggio’dur. Tarihçilerin genel eğilimi onun 29 Eylül 1571’de Milano’da doğduğu yönündedir. Milano yakınlarındaki Caravagio adlı kasabada doğması nedeniyle, kendisine bu ad verildiği sanılmaktadır. Babası Fermo Merisi ve annesi Lucia aratori dönemin soylu insanları arasındadır. Babası önemli bir mimardır. Annesi ise aristokrat bir aileden gelmektedir. 

Aziz Matta ile Melek

Caravaggio 16. yüzyılda resim sanatına önemli bir yenilik getirdi. O güne kadar ressamlar eserlerinde renkleri, cömertçe ama biraz farklı tekniklerle kullanıyordu. Caravaggio ise resim sanatında çığır açacak yeni bir teknikle, ışığı son derece öne çıkardı. Böylelikle resimlerinde yansıyan ışık sayesinde figürler,nesneler ve çizgiler farklı bir anlam kazandı. Bu yazımızda onun kişiliği ve yaşamı biçimine kısaca değindikten sonra, yukarıdaki tabloyu yorumlamaya çalışacağız. 

Caravaggio’nun resimlerinde genel olarak fonda daima bir siyahlık vardır. Bu, fonun önündeki figürlerin, nesnelerin daha net anlaşılmasını sağlar. Sanatçının ışığı ustalıkla kullanması sonucunda, resmin netliği ve anlaşılabilirliği söz konusudur. Resimlerde ışık doğrudan resmin içinde kendini göstermez. Işık lokal bir biçimde kendini gösterir ama sanki bir yerden gelip bir yere gidiyor gibidir. Işığın gücü sayesinde yansıtılan yoğunluk dramatik bir kompozisyon sunar. Dikkat edilirse resimlerinde ışık öğesi resimdeki figürler ve nesneler kadar öne çıkmaktadır. Işığın bu denli yoğun kullanılması sonucunda, resimdeki figürlerin özellikle kol, bacak ve ellerinin (buna bazılarında figürlerin yüzlerini de ekleyebiliriz), yansıtıldığını görüyoruz. 

Caravaggio’nun resimlerindeki ışık üzerine birkaç şey daha söyleyelim.

Sanat tarihinde ışığı bu denli öne çıkaran ressamlar arasında Orazio Gentileschi ve Bartolomeo Manfredi’yi sayabiliriz. Ancak bu ressamlar ışığı daha yumuşak geçişlerle kullanmıştır. 

Caravaggio’nun resimlerinde sert ve keskin, belli bir açıdan gönderilen ışık huzmeleri ile tabloda aydınlık ve karanlık bölümleri oluşur. Resim sanki iki ayrı ressamın elinden çıkmış gibidir. Işığın tek bir kaynaktan gelmesi ise ilahi olana bir gönderme olarak kabul edilir. Ayrıca sanatçının o döneme kadar süregelen sanatta güzellik anlayışı, bu türden ışık-gölge oyunları ve çirkinlerin de yer almasıyla farklı bir atmosfere bürünür. Güzellik yerine tamamen doğal gerçeklik temasının işlenmesi, resimdeki bazı figürlerin ve nesnelerin çerçeve dışına taşacağı izlenimi verir. Caravaggio resim yaparken karanlık bir odada çalışmıştır. Bu adanın bir yerine delik açmış ve içeriye ışığın girmesini sağlamıştır. Böylelikle karanlık ve ışık ikilisi, kesin ama yaratıcı bir ikili olarak onun resimlerinde yer almıştır. Onun bu yeni tekniği ileride fotoğraf sanatını da tetikleyecekti. Işık tuvale ters görünümlü yansıdığından, sanatçının resimlerinde sol elini kullanan figürlerin çokluğu buna bağlanır. Chiaroscuro tekniği ise, ışık ve gölge arasındaki tezatlığı yansıtır. Caravaggio ise, bu tekniği (chiaroscura) biraz değiştirmiştir. Resimlerinde ışığı parlaklık ve gizem olarak kullanır. Caravaggio (tenebrizm tekniğinde) ışığı –lokal – resimlerinde belirli noktalarda kullanır. Resmin bütünselliğini bozmadan, ışığın parlaklığını ustaca kullanması sayesinde dramatize bir temanın ortaya çıkmasını sağlar. 

Caravaggio’nun resimlerinde bir “an” üzerine yoğunlaşmış görüntü vardır. Bir filmin kareleri gibi, bir sonraki kareyi merak ettirir size. Çoğu resmindeki görüntüler sanki bir aynanın dış bükey yüzeyini andırır. Resimdeki figürler ve nesneler ile aramızda yatay anlamda bir bağlantı söz konusudur. Hani uzatsanız elinizin değeceği kadar bir yakınlık içerir. Işık ve karanlığın yarattığı atmosferde, sağlam bir kontrast vardır. Sanatçının yarattığı bu tekniği en kullanan ise, Rembrandt’tır. Caravaggio’nun yaşamı skandallarla doludur desek yeridir. Bohem yaşantısı, başına buyruk tavırları, aykırılığı, küstahlığı, eşcinselliği… Böylesine hareketli bir yaşam genel kanıya göre, 29 Eylül 1571’de başlamış ve 28 Eylül 1573’de son bulmuştur.

Şimdi yazımızın başına aldığımız resmi yorumlamaya çalışalım. 

İncil yazarlarından olan Matta’ya vahiy (esin) getiren bir melekle olan görüntüsü vardır. Ancak dönemin sanat koşulları, dinsel baskılar, sosyal yapı nedeniyle Matta gibi önemli birini kabak kafalı, çıplak ayaklı, üstü başı perişan görünümlü, sanki yoksul bir köylü gibi göstermesi her ressamın yapabileceği cesur bir davranış değildir. Caravaggio’nun sanatsal kişiliği ile kendi kişiliği burada iç içe geçmiştir. Onun her zamanki aykırı yaşamı, Milano, Roma ve Napoli’nin karanlık sokaklarında yaşadığı eşcinsel ilişkiler, ölümüne yaptığı düellolar, başına buyruk tavırları çoğu kez resimlerine de yansımıştır. Fahişeler, genç oğlanlar, üçkağıtçılar, ucube kılıklı dilenciler, hırsızlar… Caravaggio bunları gözlemliyor, bazılarıyla da “yakınlık” kuruyordu.  

Resimdeki Matta yoksul ve çirkin görüntüsü yanı sıra, yaşlı biridir. Kaz tüyü kalemi bile tutmaktan acizdir sanki. 

Tabloyu derinlemesine yorumlamadan önce şuna dikkat etmeliyiz: Matta’nın sol bacağı öylesine öndedir ki çerçeveden çıkacak gibidir. Üstelik bu sözünü ettiğimiz sol bacağın kasları da öylesine gergindir ki “Buraya gelmeyin, sizi kovuyorum, şimdi suratınıza bir tekme indireceğim” iması vardır. Peki, sanatçı neden bunu göstermek istemiştir? Caravaggio’nun aykırılığı bir yana küstahlığı da meydana çıkmıştır. Bu resmi beğenmiyorsanız, defolun demek istemiş midir? Belki… Öte yandan, çerçeve dışına çıkacağı izlenimi veren bu sol bacak görüntüsü, bacağın kas gerginliği, hareket ediyormuş gibi durması bize onun gizliden muzipliğini de anımsatır. Caravaggio’nun din inancı olmadığından, çoğu kez resimlerinde dini motiflerin ironik temalarını kullanması ile bilinir. Matta’nın Tanrı tarafından gönderilen (?) bir melekten vahiyleri alırkenki gülümsemesi, sanatçının kişiliğinin dışa vurumudur. Matta’nın gülümsemesi ile Caravaggio’nun muzipliği ve dinsel inancının göstergesi arasında bir bağlantı kurulabilir. 

Resmin fonunda her zamanki bir koyu bir siyahlık vardır. Bu resim bize çerçeve dışına taşacak izlenimi verecek kadar fiziksel yakınlık gösterir. Işığın belirli yerleri (Matta’nın başı, elleri ve ayakları ile meleğin bedeni ve kanatları) aydınlattığını görüyoruz. Ancak burada ışık belirli bir yerden gelmez. Mademki resimdeki Matta ve bir melek vardır, o halde ışığın da bilinmeyen bir yerden gelmesi gerekirdi. Yani yukarıdan aşağıya doğru inen, figürlere değmeye yakınlaştıkça kalınlaşan bir ışık huzmesi olabilirdi. Bu da Matta ve meleğe ilahilik statüsü verebilirdi. Ancak Caravaggio bunu kasten yapmamıştır. Sanatçı işin ironisi, aykırılığı, küstahlığı ve dine olan bakışı açısını birleştirmiştir. Daha önce sözünü ettiğimiz bir aynanın dış bükey görüntüsünü andıran, tablodaki her şeyin dışarıya fırlayacakmış izlenimi verdiğini söyleyebiliriz. 

Bir melekten vahiy alan birinin, sakin ve huzur dolu bir görüntüsü olduğu konusunda ilahiyatçıların ortak görüşleri vardır. Ancak burada Matta’nın sağ eli gergindir ve sanki yazarken yorulmaktadır. Üstelik yazdığı defterin daha yarısına bile gelmemiştir. Onu bu kadar yorun ne olabilir? Meleğin söylediklerine inanmayıp kendi düşüncelerini yazması mıdır? Öte yandan, meleğin söylediklerini aynen yazsa bile, duyduklarının uydurma bir şeyler olduğuna inanması mıdır? 

Meleğin saflığı ve beyazlığı dikkat çekicidir. Din tarihinde yazılanlara ve ilahiyatçılara göre, her melek beyazdır. Ancak burada melek cinsiyetsizdir: Meleğin yüzündeki ifadeden onun cinsiyetini çıkaramayız. Sanki çift cinsiyetlidir. Bu da sanatçının özel yaşamına ilişkin bir ara not olarak düşünülebilir. 

 Melek sağ eliyle ona iham vermektedir. Bu, tamam. Meleğin sağ eli ile Matta’nın yazı yazan sağ eli birbirine değmektedir. Yani buradan şu sonuç çıkabilir mi? Matta, “Ben sadece yazıcıyım. Bunları bana dikte ettiren bu melektir. O ne dediyse, aynen yazdım,” diyor olabilir mi? Yani Matta kendini bir yerde aklamak mı istemektedir? Meleğin sol eli ise kendi boğazına yakındır. Bu bölüm bize Michelango’nun ünlü Son Yemek tablosunu anımsatır.

Son Akşam Yemeği (ya da Son Yemek) tablosundaki, Mecdelli Meryem’e yakın olan bir kişinin eline dikkatle bakınız. Sanki Meryem’in boğazını kesecek gibidir. Caravaggio’nun resminde ise, bunun tersini görüyoruz. Bu kez, cinsiyetsiz bir meleğin sol eli kendi boğazına doğru durmaktadır. Son Yemek’te soldan sağa doğru bir hareketlenme söz konusudur. Caravaggio ise, bu resimde sağdan sola doğru bir hareketlenme yaratmıştır. Hiç kuşkusuz iki resim de kendi dönemlerini, ressamların yaratıcılıklarını ve kişiliklerini yansıtıyor. 

Caravaggio’nun bu resminde zaman ve mekân belirsizliği söz konusudur. Matta’nın yaşaması nedenle, belirli bir zaman aralığı verilebilir. Ancak bu konuda kesinlik yoktur. 

Caravaggio yaşamı boyunca neredeyse bütün aykırılıkları denemiş biridir. Sanattaki yaratıcılığı onun en büyükler arasında yer almasını sağlamıştır. Tüm resimlerinde ışık-gölge oyunları ile yaratıcılığını zirveye taşımıştır. 

Kısaca yorumlamaya çalıştığımız resimdeki ince ayrıntılar dikkat çekicidir. Tanrı, din (Hıristiyanlık), melekler ve kutsal kitap gibi değerlerle pek ilgilenmeyen sanatçı, bütün bunları kendi kişisel duygularından hareketlerine resimlerine konu etmiştir. Caravaggio sanat tarihinde yerini ölümsüzleştiren yaratıcı ressamlardan biridir.     


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR