Sennur
23 Ağustos 2018 Edebiyat

Sennur


Twitter'da Paylaş
0

Şiirle emek arasına çekilmiş bir eşitlik çizgisi. Hayal gücüyle gelecek arasına çekilmiş bir eşitlik çizgisi. Eylemle düşünce arasına çekilmiş bir eşitlik çizgisi. Şair “ben”ini toplumun “ben”ine dönüştürmüş bir vicdan, bir özgürlük bilinci.

Uyanıp gecenin bir yerinde / karanlığı dinlemek? / -Sevdadandır / Dalıp gitmek yıldızların karanlığına / Yüreği bölmesi türkülerin? / -Sevdadandır.* (...) Kadınsanız, emekçi bir kadınsanız, başkalarının  hayatından mutsuzluklar edinmiş bir devrimci kadınsanız, etiniz iğde çiçeklerini unutmuşsa... geri çekilmek yok, ne münasebet! Biz, direncini kendi hayatından, yoksulluğundan, acılarından üreten, insan soyunun en güzel insanlarıyız. Elbette sevgimizi de  kendi cehennemimizden yaratacağız; doğayı ve emeği bir harf bile unutmadan:

Elinizi toprağa dayayın / duyun tohumun çıtırtısını / Kekik koklayın / Toprağın sevgisiyle bakın / güneşe  ve yağmura / Bir bebek kıpırdasın kanınızda / Sevdalanın.*

Dünyanın bütün çocuklarını kalbinden doğurmuştur. Dünyanın bütün devrimci mahpuslarını kalbinde yatırmıştır. Dünyanın bütün emekçileriyle bütün tezgahlarda çalışmıştır. Kötülüğe karşı nerede bir söz, bir eylem varsa, koşa koşa gitmiştir. Herkesin boğazında düğümlenmiş sözleri, gözlerinde yalım yalım yanan sözleri, avuçlarında boğulan sözleri bağıra bağıra söylemiştir.

Sonra sanki çok olağan bir şeymiş gibi gidip masalların gizemli dünyasından, İstanbul’un tarihinden, şiirin gerçeği hayale çeviren simyasından kalbimize taçlar örmüştür.  Bu katı zamana karşı bizi bir başka varoluşa çağırmıştır. Bir sorumluluk manifestosu gibi yaşamıştır. Her şair gibi ölümünü çok önceden yazmıştır. Şu dört dizeyi başka nasıl okumalı:

Otlar ve kadınlar / Kısacık duyarlar ilkyazı / Güneş uzar tepelerinde / Kızgın ve acımasız / Ve kar ansızın basar.*

Sennur Sezer Şükrü Erbaş

2015

*Sennur Sezer


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR