Şiirli Dağ: Özeleştiri Liriği
4 Ekim 2019 Roman

Şiirli Dağ: Özeleştiri Liriği


Twitter'da Paylaş
0

Sadece Jöntürklerin mi, bu bir aşiret romanı, aşiretlerinin sonunun romanı.

Şiirli Dağ İlhami Sidar’ın şiir gibi romanı. Masalsı dilin destanı… Destanı görsel imgelerle çerçeveleyip işitsel öğelerle canlandıran tözün kendisidir Şiirli Dağ’da tercih edilen ve yaratılan dil. Şiirli Dağ gerçekten de bir destanın romanı, ya da romanın destanlaşmış hali desek de olur.

Roman Kasım Ağa’nın yeni doğan beyaz saçlı mavi gözlü çocuğunu iblise benzeterek kabul etmemesiyle başlıyor. Doğum sırasında çok sevdiği karısının da ölmesi bir uğursuzluğun başlangıcı diyerek bebeği ret edişi hikâyenin bebek (Dara) ve Kasım Ağa etrafında döneceğine işaret ediyor. Fakat yazar okuyucuyu meraklandıracak yan hikâyelerle bu arayı uzatıyor. Jöntürkler’in –ki yazar roman boyunca Contürkler diye ifade ediyor– son dönemlerinde Kürt coğrafyası üzerindeki gayrimüslimlere (Ermenilere) yönelik temizlik hareketlerinde Kürtleri de yanlarına alarak yapılan kıyımları işlerken Kürtleri bekleyen akıbetin çok da gizli saklı olmadığını anlatmaya çalışır. Kürtler ile Ermeniler arasındaki gerilimi her daim canlı tutan Jöntürklerin, ‘Osmanlıda oyun çok’ geleneğini yazarın romana yayması tempoyu hiç düşürmüyor.

Yüzyıllık gelenek

İttihatçıların Kürt halkının dini duygularını, inanışlarını kullanarak türlü komplo ve entrikalarla korkuyu, endişeyi her daim diri tutup ecnebi dedikleri (Ermeniler)  bir halka karşı kışkırtmalarıyla örgülenen roman, okuyucuya da tarihsel birkaç ipucu vermekten geri durmuyor.

Aslında Jöntürklerin başarısızlığının romanı desek de olur. Bir coğrafyaya (Kürdistan) körü körüne, takıntılı derecesindeki hırslarında kör oluşlarının romanı desek de olur. Sadece Jöntürklerin mi, bu bir aşiret romanı, aşiretlerinin sonunun romanı. Bu Kürt tarihindeki kendi içindeki ihanetlerin, havuçlu sopaya inananların romanı olduğu kadar bir Dara’nın da romanı. Ve en çok da aşkın, kavuşamamanın, sürgünlerin, doğduğu yerden göçertilenlerin romanı. İttihatçılarla işbirliği yapan Kürtlerin kendi başlarına gelecekleri geç fark etmeleri üzerine, ‘o sarı öküzü vermeyecektiğin romanı…

Kurgudaki inandırıcılık

Kasım Ağa'nın ret ettiği oğlu Dara büyüyüp gönlünü Ermeni Kızı Nergis’e kaptırınca aşkları dağlarda taşlarda mağaralarda yankılanır. Birbirini çok seven iki çift gizli gizli görüşmeye devam ederler, çünkü biri Ermeni diğeri de Kürttür. Fakat roman ilerledikçe Kasım Ağa ittihatçı subaylardan Mustafa Kemal Paşa'yla görüşür. Aslında Mustafa Kemal Kasım Ağa’dan destek ister. Derken Vali ve Kaymakamlı bir heyetin de Kasım Ağa’dan Ermenileri göçertmesi, öldürmesi üzerine söz alması üzerine Kasım Ağa üç beş yaşlı Ermeni’yi kurşuna dizerek infaz eder. Kasım Ağa’nın Ermenileri kurşuna dizdiğini öğrenmesi Nergis’in Dara’ya karşı olan hislerinden bir değişikliğe sebep olmaz. Oysa ilk etapta böyle bir olaydan ötürü de olsa Dara’ya kuşkuyla yaklaşması sanki daha inandırıcı olurdu. Bir de yazarın birkaç yerde anlatıcı kılığına girerek olaya müdahale etmeye kalkması, açıklamaya yeltenmesi okuyucunun romandan alacağı lezzeti azaltır sanki. Yazarın geride durması doğru olandır.

Özeleştiri

Şiirli Dağ bir özeleştiri liriği. İçeriden bir kalemin kendine yönelttiği içten bir haykırış. Evet, Ermenileri ben katlettim, ben sürdüm, bana göçerttiler demenin ardılındaki bedellere, günahlara razı olmanın özgüveni, yazar namusu, aydın onuru ve omurgasının söze yazıya dökülmüş hali.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR