Silgi
3 Şubat 2019 Öykü

Silgi


Twitter'da Paylaş
0

Sesi durgun bir suya usulca bırakılmış taş gibi dokundu ruhuma, dağıldı. “Kimsin sen? Aynaya yansıyan görüntüne baktın mı hiç gerçekten?” Gerçekten bakmış mıydım kendime? Aynaya yansıyan görüntüme bakabilmiş miydim? Daha fazlasını görmeye çalışmadan, derine inmeden. O an var olan kendime. “Görmek istemiyorum seni, hayatımda istemiyorum. Hâlâ ne duruyorsun, neyi bekliyorsun?” Sesi bir iğne gibi girivermişti kulağımdan içeriye. Damarlarımdan kayıp, iç organlarıma dokunmaya gidiyordu. Ölümcül noktayı arıyordu. Ne bekliyordum sahiden? Bu hareketsizliğimin sebebi neydi? Gitmem, uzaklaşmam gerektiğini bildiğim halde neyi bekliyordum? Hastalıklı bir umutla sımsıkı sarıldığım şeyin adı neydi? Neden? Bunca mücadele, bunca hareketsiz mücadele… Neden?

“Hayatın boyunca hiçbir şey elde edemeyeceksin. Bir asalak gibi yaşamayı mı istiyorsun? Benim hayallerim, yaşamak istediğim bir hayat var. Seni hayallerimin hiçbir yerinde göremiyorum. O, sen değilsin. Seni göremiyorum, yitiksin.” Ne zaman görünmez olmuştum? Peki, ben görebiliyor muydum kendimi ki başkalarının görmesini bekleyeyim? Kocaman bir silgi tarafından silinmiştim sanki. Benden geriye kalan şeyler silgi tozlarıyla birlikte bir nefesle yok olmuştu. Her zaman böyle miydi acaba? Hatırlamakta zorluk çekiyorum. Belleğim dipsiz bir kuyu kadar karanlık. Geçmişte nasıldım, neler düşünür, nasıl yaşardım. Hatırlayamıyorum. Gerçekten yitik miyim?

“Dışarıda bambaşka bir hayat var. Sen kendi zehirli kabuğundan başını uzatıp, dışarıya bakmaya korkuyorsun. Anlamsız bunalımlarından başka bir şeyi gördüğün yok. Yazdığın öyküler vasat, anlamsız bir iç döküşten başka bir şey değil. İnsanlar yaşayabilmek için mücadele ediyor. Sen ne yapıyorsun yaşamak için hiç düşündün mü? İstersen ben vereyim cevabını; kocaman bir hiç! Hareketsiz duran bir taştan farkın yok. Düş artık ruhumdan, hayatımdan. Sana katlanmak zorunda değilim. Akıtma artık gözyaşlarını tahammülüm yok.”

Bir an hiç susmayacakmış gibi geliyor. Ağzından çıkan sözcükler zehirli oklar gibi saplanıyor. Cevap veremiyorum. Sanki sözcüklerim uzun bir tatile çıkmış. Belki de hiçbir zaman olmadılar. Cümleleri havada parçalanmaya başlıyor. Lisedeki biyoloji kitabının sayfalarında gördüğüm terliksi hayvanı düşünüyorum, nasıl yaşardı hatırlamaya çalışıyorum. Çam ağaçları neden yapraklarını dökmüyor, merak ediyorum. İlk kez kiminle seviştim, ne zaman öpüştüm... Âşık oldum mu hiç ya da sevildim mi bir başkası tarafından aklın sınırlarından uzak... Hatırlayamıyorum. Kalkıp, gitmek istiyorum. Sesi dağılıyor, cızırtılar ulaşıyor kulağıma. Bakışlarım yerde. Bu işkence bitsin istiyorum. Zehirli oklarını çıkınına yükleyip, başka bir savaşa hazırlık yapmaya giden bir savaşçı gibi gitmiş. Odada benden başka kimse yok. Kalkıyorum, buzdolabına yürüyorum. Soğuk bir bira alıyorum, bir sigara yakıyorum. Sigaradan bir nefes, biradan bir yudum, her şeyi unutuyorum. Belleksizim. Sigaramdan derin bir nefes çekerken, kocaman bir silgi olduğumu ve kendimi sildiğimi düşlüyorum.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR