Simon Vouet’in Umut, Güzellik ve Aşk Tarafından Mağlup Edilen Zaman Adlı Tablosu Üzerine

Simon Vouet’in Umut, Güzellik ve Aşk Tarafından Mağlup Edilen Zaman Adlı Tablosu Üzerine


Twitter'da Paylaş
0

Simon Vouet fizik kanunlarının geçerli olduğu bir dünyada, aslında kalıcı olan şeylerin zaman değil, “Aşk, Umut ve Güzellik” olduğunu savunur. Resmin ana teması da budur zaten: Kalıcı olanlar soyut kavramlardır.

Fransa’nın dünyaca ünlü ressamı Simon Vouet (1590 – 1649) Paris’te doğmuştur. İlk çocukluğu ve gençliği burada geçmiştir. Babası Laurent Vouet de ressamdır. İlk resim derslerini babasından almıştır. 

Simon Vouet resim konusunda son derece yetenekliydi. Henüz on beş- on altı yaşlarındayken kendisine resim siparişleri veriliyordu. Sipariş resimlerinin birçoğu portre ağırlıklıydı. Bu arada kardeşi Aubin Vouet’in de ressam olduğunu imleyelim.  

Simon Vouet, Venedik ve Roma gezilerinden sonra, yaklaşık on beş yıl İtalya’da kaldı. Orada bazı ressamlardan dersler aldı, kendini iyice geliştirdi ve şöhretinin artmasını sağladı. Vouet gezmeyi seviyordu. Yeni ressamlarla tanışmayı, sanatın yeniliklerini öğrenmeye son derece meraklıydı. İtalya’da o denli ünlendi ki VIII. Kardinal Barberini’den (sonradan Papa olmuştur) bile portre siparişi aldı. Yaşamı boyunca Caravaggio’nun etkisinde kaldı. Resimlerinde bu teknik, açık bir şekilde görülür. Kendisine bir dönem modellik yapan genç ve güzel Virginia da Vezzo ile evlendi ve on çocukları oldu. Eşi öldüğünde yeniden evlendi. 

1630’da ülkesine geri döndü. Burada şöhreti ve sanatı bir efsane gibi dilden dile dolaşıyordu. Bir süre sonra ülkenin en önemli kişileriyle tanışır ve onların resimleri yapmaya başlar. Ancak Simon Vouet’in az bilinen bir tablosu vardır. 1627’de yapılan ve yazımızın başlığını oluşturan, Umut, Güzellik ve Aşk Tarafından Mağlup Edilen Zaman adını taşıyan bu tablo, mitoloji, felsefe ve estetik kavramlarını yansıtır. Şimdi bu tabloyu irdeleyelim. 

Umut, Güzellik ve Aşk Tarafından Mağlup Edilen Zaman, 1627

Karşımızda mitolojiden esinlenildiğini düşündüğümüz, hareket içeren, ilk bakışta hafifçe gülümseten bir görüntü var. Hemen anlıyoruz ki alegorik bir anlayışla yapılmış bu resim içinde epeyce sembol bulunmaktadır. Figürler ve diğer nesneler uyumlu bir bütünsellik gösterir. Sanki bir bale ya da opera, belki de bir tiyatro sahnesinin anlık görüntüsüdür. Resimde cinsellik olsa da temanın bütünselliğini bozmayacak bir konumdadır. Bu anlamda erotizmi çağrıştırmaktan ziyade sanatsal estetik kaygısı öne çıkar. Söz gelimi, “Güzel” sıfatıyla ayakta duran kadının sağ elinde bir mızrak vardır ve göğüsleri açıktadır. Kadının üzerindeki örtünün neredeyse tamamen dışlandığı bir poz söz konusudur. Bu figürün yüzündeki gülümseme, öldürme içgüdüsünden ziyade yerdeki “Zaman”ı korkutmaya yöneliktir. Diğerleriyle birlikte istediklerini almışlardır. Güzel, ayaktadır düşüncesi ressam tarafından bilinçli olarak düşünülmüştür. Görüldüğü kadarıyla, sol ayağının kasları iyice gerilmiştir. Ayakları diğerleri gibi çıplaktır. Sol eliyle Zaman’ı saçlarından yakalamıştır. Güzel’in öldürme niyeti olsaydı – dikkatle bir kez daha bakınız – bakışları ters tarafa doğru değil, doğrudan Zaman’a yönelirdi. Ressamın burada biraz da ironi kattığını söyleyebiliriz. Güzel’in kendisinin kasıtlı olarak oyalandığını, bu nedenle eğlendiğini düşünebiliriz. Bir karikatür biçemi içinde bize ilk yansıttıkları bunlardır. 

Öte yandan, Güzel hem anatomik olarak hem de estetik anlamda hayli çekici bir görünüme sahiptir. Göğüslerinin dolgunluğu, etli dudakları, bembeyaz ve pürüzsüz bir cildi olması, el bileklerinin ve el parmaklarının zarafeti sanatsal estetiği zirveye taşımaktadır. Bedeni, bakışlarının yönüne doğru biraz eğilmiştir. Onun bu hafif eğik hali, sağ elindeki mızrağı yerdeki Zaman’a batırmak amacına yönelik değildir. Güzel, hem kendini korumak hem de biraz daha eğlenmek istiyor gibidir. İsteseydi sağ elindeki mızrağı, adamın ensesine doğru tutmazdı: Kendisinin sol kolunu sağ eliyle tutan Zaman’ın bu koluna doğru yönlendirirdi. Güzel’in saçlarının döneme uygun topuz oluşu, saçlarında inciler bulunması onu estetik olarak öne çıkarır. Bazı sanat tarihçileri, resimdeki Güzel’in resmi yapan sanatçının ilk karısı olduğunu söylüyorlar. 

Güzel ile ilgili son bir değerlendirme daha yapalım. Güzel’in sağ elindeki mızrakla duruşu, zamana hükmetmesini göstermektedir. Yani bunun anlamı, zaman gelip geçicidir ama kalıcı olan tek şey, güzelliktir.

Resimde yerde duran adamın Zaman olduğunu anlıyoruz. Tarih boyunca “zaman” denildiğinde, onu genellikle yaşlı, ölüme yakın, biçare gibi tanımlamalarla karşımıza getirilirdi. Bu resimde de Zaman, neredeyse ömrünü tamamlamış gibi, saçları dökülmüş ve sırtındaki kanatlar ile birazdan uçup gidecektir. Zaman’ın yenilgisi üzerine olan bu resimde, ana tema budur aslında. Roma mitolojisinde Satürn olarak bilinen (Yunanca, Kronos) Zaman, bu bakış açısıyla figürleştirilmiştir. Bazen de Zaman, beyaz sakallı, beyaz saçlı, buruşuk suratlı, elden ayaktan düşmüş, eceline çok yakın bir görüntüyle karşımıza çıkar. Resimde neredeyse her yönden sarılmış, kurtulmasına olanak olmayan, üstelik yere düşmüş Zaman’ın yenilgisi kaçınılmazdır. Şimdi onun yüzüne odaklanalım istiyoruz.     

Zaman yerde dururken yenilgisini kabullenmiş gibidir. Her ne kadar bir eliyle Güzel’i tutmaya çalışsa da yazgısı bellidir artık. Bunu yüzündeki umutsuz ifadeden anlıyoruz. Zaman’ın yerde büyük boy bir orak olmasına karşın, ona uzanamayacak durumda olması bir yana, sol eliyle tutmaya çalıştığı kum saati ise resme düşünsel bir derinlik katıyor. Kum saati, zaman ölçer olarak bilinir. Burada Zaman’ın kum saatini kavraması, onun son bir gayretle zamanı/geçişi durdurmaya yöneliktir. Kum saatini eline alıp emniyetle tutabilse belki de zaman/ölçüm/süre duracaktır. Bu eski zamanın yeni zamana karşı mücadelesidir. Bunu şöyle de yorumlayabiliriz: 

Tipolojide olduğu gibi, eski ve yeni iç içe geçmiştir. Tarih boyunca köhnemiş gelenekler, hurafeler, savaşlar, dinsel baskılar her zaman insanın tepesinde Demokles’in Kılıcı gibi durmuştur. Zamanın durması demek, eskinin (geleneğin, adetlerin) yerinde kalması anlamındadır. Yani hiçbir yenilik, çağdaşlık, yeni düşünceler başlamayacaktır. Zaman durduğunda, eskiyi kendilerine bayrak yapmış olanlar (Şeyhler, şıhlar, sultanlar, padişahlar, diktatörler, mollalar vs.) topluma istediklerini kolayca kabul ettireceklerdir. Ancak zaman geçtiğinde, ister istemez her şey değişecektir. Bu yadsınamaz! Yerdeki Zaman’ın son bir gayreti bundandır aslında.    

Resimde dikkat çeken bir diğer görüntü de şudur: Zaman’ı kontrol altında tutmaya çalışan figür, “Umut”tur. Sanatçı, resimde Umut’u da kadın olarak göstermiştir. Onun başında doğal görünmesi açısından, çiçeklerden yapılmış bir taç vardır. Bunun anlamı şudur: Umut, doğanın kendisidir ve her yerde vardır. Önemli olan onu arayıp bulmaktır. Umut, yerde duran Zaman’ı elinde tuttuğu kanca ile korkutmaktadır. Sol eli havaya doğru kalkıktır. Güzel’in aksine, onun üzerindeki giysi çıkarılmamıştır. Kanca ise, ucu hayli kıvrıktır ve öldürücü bir görüntüsü yoktur. Umut’un her iki ayağı da destek almak amacıyla açıktır. Bu görüntüsüyle, yerdeki Zaman’ı korkutmak olduğu kadar, onunla adeta dalga geçer gibidir. Sanki bir hayvanı dürtmeye yöneliktir. Yüzünde sakin, duru bir ifade vardır. Geriye doğru biraz kaykılmıştır. Dikkat edilirse, birini öldürmeye çalışan insanın yüz ifadesindeki kin, nefret, intikam gibi duygular yoktur. Son derece sakin, kendinden emin, istediğini yapmaktadır. 

Tabloda bu kavga oluşurken hiçbir yerde kan izi bulunmaz. Zaman’ın bedenine batan bir şey olmadığı gibi, ona değen hiçbir şey yoktur. Bunların anlamı, duygularla figürleştirilen kavramların aksettirilmesidir. Kadının anatomik yapısı, alımlı değildir ama çirkin de değildir.

Son figürlerimiz ise “Aşk” olarak tanıtılan üç küçük çocuktur. Roma mitolojisinde Cupid (üç küçük kanatlı çocuk) olarak bilinen Aşk Tanrısı, Yunan mitolojisinde “Eros” olarak tanımlanır. Bu üç küçük çocuk, Zaman’ın kanatları yolmaktadır. Yani onun hareket edememesini isterler. Yerde dökülmüş bazı tüyler görülmektedir zaten. Böyle olunca da Zaman bu kavgayı kaybedecektir. 

Aslında zaman kavramı her şeyi eskitir, bozar ve değiştirir. Yani zaman her şeyin efendisi olarak bilinir. İnsanı, maddeyi, doğayı ve her şeyi kendi sürecinde yıpratır, görüntüsünü bozar ve en azından birçoğunu bir daha eski haline gelmeyecek şekilde yok eder. İşte bu doğa kanunu felsefi açıdan görece bir anlam taşımaktadır. Söz gelimi, Simon Vouet bu anlayışı tersine çevirmiştir. Fizik kanunlarının geçerli olduğu bir dünyada, aslında kalıcı olan şeylerin zaman değil, “Aşk, Umut ve Güzellik” olduğunu savunur. Resmin ana teması da budur zaten. Kalıcı olanlar soyut kavramlardır. Yaşamı boyunca insanı çağdaşlaştıran, yeniliklere ve güzelliklere yönelten, umudunu hiçbir zaman yitirmeyen, aşkı ve sevgiyi gönlünden eksik etmeyen bu üç şey, zamandan daha güçsüz değildir. 

Simon Vouet bu tablosunda insanî değerleri öne çıkartıyor. Ayrıca zamanın önemini ve onu iyi kullanmamız gerektiğini imliyor. Zaman kavramının içinde insana ait bütün duygu ve düşüncelerin olduğunu söylüyor. Önemli olan, insanî değerlerin kalıcı olmasına inanmaktır, diyor. 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR