Suç ve Ceza: İçimizdeki Yargıç Vicdan
9 Eylül 2019 Roman

Suç ve Ceza: İçimizdeki Yargıç Vicdan


Twitter'da Paylaş
0

Romanın kahramanı Raskolnikov geliştirmiş olduğu düşünce sistemindeki “sıradan insan” ya da “süper insan” ayırımındaki hangi tarafa aidiyet beslemesi gerektiğinin muhakemesini yapıp tasarlamış olduğu cinayeti işler. Bu cinayet aslında kendisinin de sıradan olmadığını kanıtlayacaktır.

Elimde dert, keder, yalnızlık ve pişmanlıklarla dolu sayfalar ve yüreğimde muhasebesini yaptıkça hesabını ahirete ertelediğim, saymadığım birden çok söz, olay… Suç ve Ceza neredeyse her kitabı dünya klasikleri arasına girmiş ve dünya edebiyatında en önemli klasiklerden olmanın ziyadesiyle hakkını vermiş olan Dostoyevski’nin romanı. Sıklıkla babamın “Her şeyin bedeli vardır” cümlesini kullanır. Kitabı okurken cümle aralarında onu da andım. Biraz da bu romanı denize benzettim: Yüzme bilmeden atlamak ve boğulacakken bir el aramak. “Yüzme bilmeden” ifadesini rastgele seçmedim. İnsanın fıtratında merhamet ağırlıktaysa kötülük çarpar deniz havası misali. Tıpkı Rodion Romanovich Raskolnikov gibi. İyilik üzere ağır basan fıtratına aykırı, telafisi imkânsız bir durumun tam da orta yerine düşmek zor. Her şey nihayete erdiğinde, pişmanlıkla dolu kalan yanıyla gecelemek, sabahlamak, onunla uyuyup onunla uyanmak… Kaçmak ama kaçamamak ve sonunda hakikate riayetle teslim olmak…

Roman zeki, cesur ve ideallerinin peşinde koşan bir insanın arayışı. Düştüğü ikilem ve işlediği bir suçun sonrasında çektiği psikolojik sıkıntılar ve hesaplaşma sürecini ustaca tasvirinin yapılmasının yanı sıra aslında insan ruhunun naif, hiç balta girmemiş ormanlarına âdeta balta ile dalıp, insan ruhunu ters yüz eden cinsten. Dostoyevski romanında öylesine gerçekçi bir profil çizmiş ki kitapla ilgili olan bir rivayette, Suç ve Ceza yayımlandıktan sonra Petersburg savcısı, yazar hakkında “Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır” iddiasıyla dava açmıştır.  

Suç ve Ceza büyük bir incelikle yazılmış, roman kahramanlarının yaşadıklarını, tüm ayrıntılarıyla yaşıyor gibi hissettiriyor. Okumaya ara verdiğiniz her an, defalarca şükrediyorsunuz. Rüyadan uyandığınızda “İyi ki rüyaymış” dercesine bir his uyandırıyor.

Olay Çarlık Rusya’sında geçiyor. Rodion Romanovich Raskolnikov Petersburg’dan ailesinin gönderdiği parayla tahsilini yapan, kendine has düşünceleri ve felsefesi olan, hukuk öğrencisi bir gençtir. Son aylarda parasız kalınca eğitimini tamamlamakta zorlanır ve bazı aile yadigârını, tefeci bir kadın olan Alena İvanovna’ya rehin vererek bunun karşılığında ondan borç almak zorunda kalır. Aslında bu davranışı asla benimsemez. Onu buna iten, içindeki inanç boşluğu ve annesiyle kız kardeşine yeterince yük olduğu düşüncesidir. Bu duygudan hareketle içten içe tefeci kadına kin besler. Tefeci kadını öldürdüğü takdirde, fakir ve borç para almak zorunda olan halkın bu kadın tarafından sömürülmesinin son bulacağı inancı daha da ağır basar.  Raskolnikov’ un düşünce sistemine göre insanlar ya “süper insan” ya da “sıradan insan”dır. Geliştirmiş olduğu düşünce sistemindeki “sıradan insan” ya da “süper insan” ayırımındaki hangi tarafa aidiyet beslemesi gerektiğinin muhakemesini yapıp tasarlamış olduğu cinayeti işlemiştir. Bu cinayet aslında kendisinin de sıradan olmadığını kanıtlayacaktır. Raskolnikov elini kana bulamıştır, hem de bir değil iki cana kıymıştır. Ardında şahit bırakmamak adına kıydığı masum can (Lizaveta İvanovna) Raskolnikov’un vicdanını sarsıyor, onu yatağa düşürüyor. Bir taraftan vicdan azabı bir taraftan yakalanma korkusu peşini bırakmıyor.

Sayfalar sayfaları kovaladı ve Razumihin’e denk geldiğim satırlarda, bazı insanların ilaç tesirinde olduklarına bir kez daha inandım. İnsan onun gibi sadık dostlar ve menfaatin bulaşmadığı tertemiz ilişkiler diliyor. Bütün bunlar yaşanırken Raskolnikov’un annesi ve kız kardeşi Petersburg’dan onun bulunduğu şehre yerleşme kararı alır. Yaşadığı sıkıntılı döneme denk gelen bu olaydan dolayı annesi ve kız kardeşine yeterli alakayı gösteremeyen Raskolnikov ailesini sadık dostu Razumihin’e emanet ederken, gözünün arkada kalmayacağına emindir.

Sonya bir iftira sonucu memurluktan atılan ve kendini içkiye veren sarhoş babasının yanı sıra üvey annesiyle kardeşlerine bakmak için kötü yola düşürülen, temiz yürekli öksüz bir kızdır. Raskolnikov yaşadığı onca sıkıntılara rağmen güçlü inancıyla ayakta durmaya çalışan genç kızın yüreğinin temizliğini sever. Vicdanının rahatsız edici sesine daha fazla dayanamaz, soluğu sevdiği kızın yanında alır ve cinayeti işlediğini itiraf eder. Bilmediği bir şey vardır: Sonya’nın evinin bitişik dairesinde, kız kardeşi Dunya ile evlenmesine izin vermediği için Raskolnikov’a kızan Simitri Garlov oturmaktadır ve bütün itirafı duymuştur. Bu durumu kendi lehine çevirmek isteyen Garlov, kendisiyle evlenmesi karşılığında abisini polise şikâyet etmeyeceğine dair Dunya’ya şantaj yapar. Öte yandan Raskolnikov’un suçlu olduğuna inanan savcı, Raskolnikov’un evine giderek, cinayeti onun işlediğini bildiğini ve kendiliğinden gelip polise teslim olmasını istediğini dile getirir. 

Ben buna bu kadar badire içinden, ruha revan olan üç olgunun varlığına sahip olup boğulmaktan kurtulmak derim. Mutlu sona ancak bunlar harmanlanarak ulaşılabilinirdi: İnanç, sevgi ve sabır. Tabii ki insanın ufkunu saran umudu da unutmak haksızlık olur… Raskolnikov bu kadar zekice planın sonucunda çektiği onca ruhsal bunalımla ve ödediği bedelle “süper insanlar”ın, diledikleri zaman toplumun kurallarını, yasalarını çiğneyenler değil, yoksul ancak bütün yoksulluklarına rağmen ahlaki zarureti sımsıkı kavrayıp yaşamaya çalışmanın yanında, belki bir kabullenişle tutunduğu inancıyla savaş vermeyi öğrenmiştir. Ayrıca bir yaratıcının varlığı konusunda yaşamış olduğu ikilemler ve bunların hayatına etkileri, dikkatimi çeken kısımlardandı. Cahit Zarifoğlu’nun da dile getirdiği üzere “Raskolnikov müthiş bir iman ağrısı çekmiştir.”

Son olarak Dostoyevski romanı şöyle özetliyor: "Bir insanın yavaş yavaş yenilenmesinin, yeni bir hayat bulmasının, bir dünyadan başka bir dünyaya geçmesinin, hiç bilmediği yepyeni bir gerçekle tanışmasının öyküsü..." 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR