Suçlu İvan İlyiç’in Sıradan Hayatı
4 Haziran 2019 Edebiyat

Suçlu İvan İlyiç’in Sıradan Hayatı


Twitter'da Paylaş
0

Tolstoy son dönem yapıtlarında sıkça denediği gibi İvan İlyiç'in Ölümü’nde de sonu başta söyleyip kahramanın öyküsünde derinleşir.

Ölüm bizi bulmuşken, bulmuş üzereyken ardımızda bıraktıklarımızın hayatlarını kurmuş olmaları ya da bir şekilde neşeli gözükmeleri bizi mutlu eder, doğru olan ya da çoğu defa geçerli ve kabul gören duygu-düşünce de budur, ama bir yere kadar, ya da tersi değilse de başka bir durum da mümkündür. Nereden mi, buyurun: “İvan İlyiç ona baktı. Tepeden tırnağa inceden inceye süzdü onu: Beyazlığına, tombulluğuna, ellerinin, boynunun temizliğine, saçlarının parlaklığına ve yaşama sevinciyle dolu gözlerinin ışıltısına sitemle, suçlar gibi bakıyordu. Tüm varlığıyla nefret ediyordu ondan. Ufacık bir dokunuşu bile içinde derin bir tiksinti ve bundan derin acı duyuyordu.” Yani demek istediğim, yaşamı seçerken ve bedenini besleyen kaynakların tükendiğine birebir tanık olurken, ölümü anımsatan her şeyden hızla nefret edebiliriz. İsterse bu alnımıza bir öpücük kondurup bize iyi geceler dileyen karımız ya da kocamız, ister başka bir odada keyifle vakit geçiren kızımız-oğlumuz ya da isterse bizi hâlâ sevdiklerini ve bize değer verdiklerini göstermeye çalışan arkadaşlarımız-dostlarımız olsun, sonuç değişmeyebilir. Hepsinden ve her davranışlarından nefret edebiliriz. Çünkü şimdiye kadar sıradan gözüken o taptığımız bedenimiz-hayatımız artık elimizden kayıp gidiyordur ve çevremizdekilerin mutlulukları bizim acılarımızı dindireceğine tam da bu nedenle nefret uyandırabilir, zira zihnimizde uyandırdığı tepki: Bunlara benzer mutlu anlarım kısa süre içinde sonsuza dek yok olup bitecek, bir daha asla neşelenme fırsatını bulamayacağım. İçinde yer aldığım anılar bile özensizce buruşturulan ve bir kenara atılan aile albümündeki fotoğraflar gibi değersizleşecek ve unutulacak.

“Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.”

İvan İlyiç’in Ölümü ölüm üstüne yazılmış bir yapıt. Her şey ancak zıddıyla yeterli kadar açıklanabilir varsayımıyla yola çıkarsak eğer, Tolstoy bu yapıtında ölüm üstüne düşünüp ölümü anlatmaya çalışırken; yaşamı da anlatır, insanın sıradan hayatını.    

Yargıç İvan İlyiç doktora göründüğünde tıpkı bir mahkeme salonundaki yargıç ile suçlunun durumunkine benzer bir biçemde kendi durumunun farkına varır: “Durumu kötüydü ve onun durumunun kötü olması doktorun da, başka birinin de umurunda değildi, çünkü durumu kötü olan oydu.” Tabiri caizse suçluydu ve cezası muhtemelen idamdı ve bu durum onun dışında kimsenin umurunda değildi.

Gerçek anlamda fiziksel ya da ruhsal acıyla ilk karşılaşmamızda ya da ilk defa ölüme yaklaştığımızı hissettiğimizde, o ilk darbede gözümüze çarpan her şey bize çirkin gözükür ya da güzel gözükmez ama kesinlikle hüzünlü gözükür: “İvan İlyiç’e yolda her şey hüzünlü göründü. Arabacılar, evler hüzünlüydü, gelip geçenler, dükkânlar hüzünlüydü.”

İvan İlyiç’in ölümü iş arkadaşları için boşalan bir koltuğu doldurma şansını verdiği için olumludur, cenazesi tabutunda beklerken bile oyun partilerinden vazgeçecek kadar bile artık değeri kalmamıştır. Karısını tek derdi ise alabileceği dulluk maaşının ne kadar artırılabileceğidir, tabutunun başındayken bile bunu sormadan duramaz. (Son halleri ise çevresindekilere yüktür, burada Gregor Samsa’yı düşünmeden duramadım, belki de tam da burada Kafka’nın aklına düşmüştü varlığıyla herkese yük olan böcek, neden olmasın.) İvan İlyiç ölmüştür, sıradan hayatı sona ermiştir; kalanlar için ise hayat hâlâ devam etmektedir ve kimse bir gün aynı mahkeme salonunda idamla yargılanacağını düşünmek istemez, suçlu bulunan İvan İlyiç’tir şimdilik, onlar değil ve bunun için mutludurlar.

Tolstoy son dönem yapıtlarında sıkça denediği gibi İvan İlyiç'in Ölümü’nde de sonu başta söyleyip kahramanın öyküsünde derinleşir, bize de onu anlamak, pardon, bu büyük yazarın mürekkebinden ölümü ve yaşamı kavramaya çalışmak düşer, tabii eğer mümkünse bu.

Tolstoy, İvan İlyiç’in Ölümü, Çeviren: Mazlum Beyhan, İş Kültür


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR