Sur Dergisinde Borges: Pekişen "Büyük Anlatıcı"
7 Ağustos 2018 Edebiyat

Sur Dergisinde Borges: Pekişen "Büyük Anlatıcı"


Twitter'da Paylaş
0

Borges eserlerinin büyük bölümünü Sur döneminde yazdı – dergi yıllık olarak çıkmadan önce. Verimli geçen 1921-1930 yılları arasındaki dönemin ardından –bu dönemde daha çok şairliğini kanıtlamıştı– yazarlığını önce Arjantin edebiyat ortamında, sonrasında da tüm dünyada kanıtlayan bir verim ortaya koydu.

Sur dergisi denince bu, Jorge Luis Borges’in edebiyat yaşamında en uzun süren olay olarak akla gelmeli. 1931 yılında başlayıp 1980 yılına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini içeren bir meşguliyetten söz ediyoruz. Şimdi baktığımızda, o zaman diliminin içinde, 20. yüzyıl edebiyatının pek çok safhasını, bitişi de dahil olmak üzere görebiliriz. Yine o dönem içerisinde, modernizmin ikinci safhası olan yüksek modernizmin eteklerinde başlayan “anlatının dönüşümü” bir sürü çağdaş girişimle yaşandı. Bu yüzyılın hemen eşiğinde, 1898 yılında doğan Borges böyle bir dönemin en sıradışı yazarlarından biri oldu. Öykü ve denemede, Aristoteles düşüncesinden gelen kategori disipliniyle, Sokrates umursamazlığından aldığı ilhamla aykırı işler yaptı. Bununla beraber o, çağının pek çok şairi ve yazarı gibi bütünlüklü bir edebiyat adamıydı. Delikanlılık çağında başlayan bir dergicilik serüveni oldu (Aralık 1921 ile Mart 1922 tarihleri arasında, iki sayı olarak çıkardığı Prisma adlı dergiyi anımsatalım). Yine Buenos Aires’te edebiyat dergiciliği bakımından verimli bir dönem olan 1923-1930 yılları arasında süreli yayınlarla, bazısında yazar bazısında da “katkıda bulunan” –Latin Amerika edebiyat dergiciliğinin bir geleneği olan “colaborador” kavramı– olarak yakın temas içindeydi. Ancak hepsi bir yana, Sur bir yana dememiz gerekiyor.

Neydi Sur’un hikâyesi?

Sur’un ortaya çıkışında, Borges’in hemen bir kuşak öncesinde sayılan bir Amerikalı yazarın büyük bir payı vardır. Hikâye şöyle: Latin Amerika edebiyatı üzerine çalışmalarıyla tanınan Amerikalı yazar Waldo Frank (Waldo David Frank, 1889-1987) 1929 yılında bir dizi konferans vermek üzere Buenos Aires’e gelir. Arjantin’in en köklü gazetelerinden biri olan La Nación’un –bugün hâlâ yayınını sürdürmekte– edebiyat ekinin direktörü ünlü romancı ve öykücü –bu üne Borges’ten önce kavuşmuştur– Eduardo Mallea (1903-1982) onun hem çevirmenliğini hem de rehberliğini yapmaktadır. Waldo Frank bu konferanslarından birinde, “Genç Arjantinli yazarların yabancı yazarları tanıması için bir dergi gerekiyor; her şeyden önce kalite derdinde olan bir dergi gerekiyor,” diye bir cümle kurar (Mallea’nın çevirisiyle alıyorum). O gün Eduardo Mallea ve Victoria Ocampo böyle bir dergi için ikna olurlar. Mallea’dan ziyade Ocampo’nun ikna olmuş olması önemli. Niye?

Ramona Victoria Epifania Rufina Ocampo (1890-1979), Buenos Aires’in sayılı aristokrat ailelerinden birine mensuptu. Öyle ki ilk dilinin Fransızca olduğu söylenir. Önemli bir entelektüel, yazar, çevirmen ve editördü. Ama bu bahiste en önemlisi, ailenin varlığını bilim ve sanat korumacılığı yolunda kullanıyor olmasıydı (1941 yılında tamamen bu amaca uygun tesis edilecek olan Ocampo Malikânesi halen UNESCO’nun hizmetinde ve korumasındadır). Ocampo’nun ilk öyküsünü José Ortega y Gasset’in çıkarmakta olduğu, İspanya’daki ünlü Revista de Occidente dergisinde yayımlattığı (1924) göz önüne alındığında entelektüel erişim gücü hakkında bir fikir edinebiliriz. Ayrı bir not düşecek olursak; gençliğinden itibaren feminist ve antifaşist hareketlere katılan Ocampo, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan, Nazi rejiminin yargılandığı Nürnberg Mahkemesi’ne resmi düzeyde Latin Amerika’yı temsilen katılan yegâne entelektüeldir.

Ocampo, Amerika’ya dönmüş olan Waldo Frank’e uzun bir mektup yazar. Çağdaş Arjantin edebiyatının önemli belgelerinden biri olarak da addedilen bu mektupta Frank’ten aldığı dergi ilhamını coşkuyla bir daha dile getirir (bu mektup aynı zamanda derginin ilk sayısında “çıkış bildirisi” olarak da yer alacaktır). Bir mektup da Avrupa cihetine, öteden beri kendisini destekleyen ve akıl hocası olarak gördüğü İspanya’daki Ortega y Gasset’e gider. Gasset projeyi desteklemekle kalmaz isim de önerir. Derginin adı konmuştur: Sur.

Victoria OcampoVictoria Ocampo, 1931

Derginin ilk sayısı 1931 yılının Ocak ayında çıktığına göre projenin bir yıldan biraz fazla bir zaman beklediğini tespit etmiş oluyoruz. Borges ilk sayısından itibaren bu dergi için çalıştı; 49 yıl boyunca adı “katkıda bulunanlar” arasında yer aldı. Deneme, değini, öykü, tanıtım yazıları, eleştiri, şiir, çeviri, sinema yazıları ve İkinci Dünya Savaşı –o Avrupa Savaşı demektedir– üzerine makalelerle de derginin kalitesine kalite kattı. Kitaplarına aldıkları bir yana, böyle bir tasarrufa uygun görmediği 98 yazı Sur’un sayfalarındadır. Bunlar arasında Paris’in 1940 yılında Nazilerce işgali üzerine kaleme aldığı makalesi ayrı bir önem arz eder.

Sur 1934’e kadar üç aylıktı. Bu tarihte, ne olduysa, bir yayın arası söz konusudur; 1935 Temmuzu’nda bunda bir “hayır” olduğu anlaşılacak ve dergi tam on beş yıl boyunca aylık olarak çıkmayı sürdürecektir. 1950 Aralık ayının Sur’u üç sayı birden yayımlanmış olarak görülür (192, 193, 194. sayılar). Bu, birtakım sıkıntıların işareti olacaktır ki 1951’de periyot iki aylığa döner. Ardında ekonomik zorluklar bulunan “üçüncü etap” böyle zuhur etmiş oluyor. Bunu çok daha zorlu bir etap bekliyordu; 1972’den sonra yılda bir iki sayı yayımlanmasına karar veriliyor. Sur artık “edebiyat yıllığı” niteliğinde bir yayındır, haliyle de antolojik ve monografik özelliği baskındır.

Sur, amacına uygun olarak, beyan edilen yabancı bir kurulla çıktı. Bu kurulda Ernest Ansermet, Pierre Drieu de La Rochelle, Leo Ferrero, Waldo Frank, Pedro Rodriguez Ureña, Alfonso Reyes, Jules Superville ve Ortega y Gasset yer almaktaydı. Redaksiyon kuruluna gelince; Jorge Luis Borges, Eduardo J. Bullrich, Olivero Girando –bu isim ikinci sayısında çıkacaktır–, Alfredo González Garaño, Eduardo Mallea, María Rosa Oliver ve Guillermo de Torre (Borges’in kız kardeşiyle evli İspanyol şair) isimleri görülür. Redaksiyon kurulundakilerden Mallea bilim sanat bölümünün sorumlusu, Torre ise derginin sekreteri oldular. Sekreterlik görevini 1938 yılından 1961’e kadar José Bianco üstlenecektir. 1939 ve 1940 yıllarında redaksiyon kurulunda başka Arjantinli yazarlar da yer alır; Adolfo Bioy Casares, Ernesto Sabato, Silvina Ocampo (Victoria Ocampo’nun yegâne kız kardeşi; sonradan Adolfo Bioy Casares’le evlenecektir) vd.

Sur’un sahibi Victoria Ocam-po’dan başkası değildi. Ama asıl soru Borges’in bu kadroya nasıl dahil olduğudur. Yazılı kaynaklarda Ocampo ile Borges’in tanışmalarının tarihinde bir çelişki görülüyor; kimi 1925 diye yazıyor kimi de 1927. Ancak her iki halde de Waldo Frank’in konferanslarından önce olduğu bilgisine sahibiz. Borges’in Waldo Frank’in konferanslarında izleyici olarak bulunup bulunmadığı karanlık bir nokta ama Ocampo, Borges’in 1925 yılında Buenos Aires’te verdiği konferansları –bunlar onun ilk konferanslarıdır– izledi; en azından birini. Bu bilginin belgesi Ocampo’nun Borges’in annesine yazdığı mektuptur. Bu mektupta, edebiyatın büyük hamilerinden biri olan Ocampo, ona bir anne olarak oğluyla ne kadar övünse az geleceği mealinde satırlar döşer. Ocampo övgüyle de yetinmez ve Borges’e yayımlamayı düşündüğü dergide redaktörlük teklif eder.

Borges eserlerinin büyük bölümünü Sur döneminde yazdı – dergi yıllık olarak çıkmadan önce. Verimli geçen 1921-1930 yılları arasındaki dönemin ardından –bu dönemde daha çok şairliğini kanıtlamıştı– yazarlığını önce Arjantin edebiyat ortamında, sonrasında da tüm dünyada kanıtlayan bir verim ortaya koydu. Onun Sur’daki yükselişi hakkında kronolojik bir döküm yapmanın sırasıdır:

– 5. sayı, Yaz 1932: “Anlatı Sanatı ve Büyü” adlı makalesi.

– 56. sayı, Mayıs 1939: “Don Quixote Yazarı Pierre Menard” adlı öyküsü.

– 63. sayı, Aralık 1939: “Kaplumbağanın Serüvenleri” adlı öyküsü.

– 75. sayı, Aralık 1940: “Döngüsel Yıkıntılar” öyküsü.

– 76. sayı, Ocak 1940: “Babil Piyangosu” adlı öyküsü.

– 92. sayı, Mayıs 1942: “Ölüm ve Pusula” adlı öyküsü.

– 101. sayı, Şubat 1943: “Gizli Mucize” adlı öyküsü.

– 112. sayı, Şubat 1944: “Hain ve Kahraman İzleği” adlı öyküsü.

– 118. sayı, Ağustos 1944: “Yahuda’nın Üç Değişkesi” adlı öyküsü.

– 122. sayı, Aralık 1944: “Tadeo Isidoro Cruz’un Yaşamı (1829-1874)” adlı öyküsü.

– İlki Ocak 1942’deki 88. sayıda olmak üzere altısı da sırayla Sur’da yayımlanan “Don Isidro Parodi’ye Altı Bilmece” (H. Bustos Domecq takma adıyla Bioy Casares’le birlikte kaleme aldıkları) adlı öyküsü.

Borges Sur’a katkıda bulunurken dergi de onun saygınlık kazanmasına, ününün yayılmasına katkıda bulunuyordu. Yeri gelmişken bu konuda tek etkenin Sur olmadığını da belirtelim. Dergi çıkmadan önce Borges dört deneme ve üç de şiir kitabı yayımlamıştı. Ayrıca kendisi de –ömürleri kısa da olsa– üç dergi çıkarmış ve birkaç dergide de katkıda bulununlar arasında yer almıştı. Albüm tarzı bir Borges biyografisi yayımlayan Alejandro Vaccaro bu eserinde 1930’lu yılların başının “büyük anlatıcı”nın kendini pekiştirmesinin de başlangıcı olduğunu ileri sürer (Vaccaro, Borges - Una Biografía en Imágenes, Ediciones B, Arjantin, 2005). Dergi 1931 yılında çıktığına göre ortada büyük bir anlatıcı vardır ve Sur bunun sağlamlaştırıcıdır. 1930’lar boyunca Borges, başka dergilerde de yazmayı ihmal etmedi, ayrıca bazılarında da katkıda bulunanlar arasında yer aldı. Buna gazeteleri de eklemeli. Gazeteler bahsinde ilginç bir deneyimi oldu; yakın arkadaşı Ulyses Petit de Murat ile Critica gazetesinin hafta sonu ekini (Revista Multicolor de los Sábados) çıkardı. 1933-1934 tarihleri arasında 61 sayı çıkan bu ekte Alçaklığın Evrensel Tarihi adlı kitabındaki bazı öyküleri yayımlamıştır. 1932-1936 arasında biri öykü, ikisi deneme olmak üzere üç kitap yayımladığı da biliniyor.

Büyük anlatıcının pekişmesi 1939 yılının Mayıs ayında Sur’da yayımlanan “Don Quixote Yazarı Pierre Menard” adlı öyküsüyle müthiş bir sonuca ulaşır. Derginin o zamanki sekreteri José Bianco bu öyküye ilişkin şunları söyleyecektir: “Metafizik etkisinde ilk fantastik öykü. Bir benzerini daha önce hiç okumadım ve yayımlamakta acele ettim, 56. sayının başında.”

Sur’un Borges’e verdiği değer adına daha söylenecek pek çok söz var; örnek olsun diye bir eleştiri, bir de destek çalışmasını –aslında vefa nitelikli bir kampanya gibidir– konu edelim.

Birincisi eleştiri. Hem de derginin ilk döneminde. Derginin arşivi üzerine yapılan çalışmalar bu noktada karşımıza Amado Alonso (1896-1952) ismini çıkarır. Dilbilimci ve İspanyol edebiyatı eleştirmeni Alonso –İspanya’da doğdu, ABD’de vefat etti– 1935 yılında Sur dergisinde Borges’in anlatı tarzı üstüne esaslı bir çalışma yayımlamıştır. Arjantin kökenli olduğu halde ülkesinde sadece 1927-1948 yılları arasında bulunabilen eleştirmenin bu çalışması, anlatıcı olarak Borges’i anlamak için olduğu kadar 20. yüzyılda anlatının dönüşümü meselesinde de yararlanabilecek en organik kaynaklardan olsa gerek. Bu arada Alonso’nun, uzunca bir aradan sonra yine aynı konuda ikinci bir çalışmasının da Sur’un sayfaları arasında yer alacağını belirtelim.

Destek konusuysa hayli ilginç bir hikâyedir. Şöyle ki, Borges Yolları Çatallanan Bahçe adlı öykü kitabıyla, 1939-1941 yılları için Eduardo Mallea ve Álvaro Melián Lafinur’un (babasının kuzeni, şair) teşvikiyle Ulusal Edebiyat Ödülü’ne katılır. Lafinur aynı zamanda ödülün jürisindedir. Danışma kurulundaysa Enrique Banchs (Borges’in ilkgençlik döneminin şairi, babasının yakın arkadaşlarından) vardır. Biraz da beklenmeyen bir sonuç olarak Yolları Çatallanan Bahçe ödüle değer bulunmamıştır. Jürinin bu kararı Sur içinde büyük tepki çeker. Tepkiyle de kalınmaz, başta redaksiyon kurulu olmak üzere bir çalışma başlatılır. Desagravio a Borges (Borges’e Teselli) sayısı böyle hazırlanır (94. sayı, Temmuz 1942). Sur’un bu külliyatlı cevabı, “büyük anlatıcı” hakkında ilk geniş inceleme dosyası olarak da tarihe geçecektir.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR