Sürgün ve Yolculuk
16 Eylül 2018 Kültür Sanat

Sürgün ve Yolculuk


Twitter'da Paylaş
0

Sürgün olmanın yarattığı zoraki yolculuk hali insanı kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Sürgün yaşamış yazarların kendi iç yolculuklarına çıkma sebebi de zoraki yolculuğuna bir nevi itaat etmeme halidir.

İktidar fikrinin olmadığı çocukluk dönemi oldukça beslenen bir alan, sürgün yazarları açısından. Saint Exupery büyükler için yazıp çocuk edebiyatına kazandırdığı eseri Küçük Prens’ini sürgünde yazmıştı. Feride Çiçekoğlu'nun yazdığı Uçurtmayı Vurmasınlar kitabı siyasi bir sürgün sonucu cezaevinde yaratılmıştır. "Yalnız çocuklar ne aradıklarını biliyorlar." Ne aradığını sürgünde öğrenenlerden biridir Saint Exupery. Pilottu ve Afrika, Güney Amerika gibi yerlerde savaş pilotluğu yapmıştı.

Kahire'de yaşadığı bir uçak kazası sırasında Sahra çölüne düştü. Hastahaneye yattı ve iyileşir iyileşmez pilotluğa devam etti. 1940 yılında Fransa ile Almanya arasındaki savaş sonrası sürgünlüğü başladı. ABD'ye kaçtı 1943 yılında ABD'deyken Küçük Prens kitabı ortaya çıktı. ABD'de İngilizce ve Fransızca basıldı kitap ama kendi ülkesinde basıldığını göremeden öldü. Ölümünden sonra yaklaşık iki yüz elli dilde basıldı kitap. Türkiye'de ise 1953 yılında basılmaya başladı. Cemal Süreya ve Salih S. Uygur ilk çevirmenleri arasında. 1960lar dünyasının savaşların yaşandığı dönemlerden sonra 1980’lerde başka bir Küçük Prens ortaya çıktı. Ortadoğulu bir Küçük Prens.1980 darbesiyle cezaeviyle tanışan aydınlara Feride Çiçekoğlu da ekleniyor. 1984 yılında cezaevine giriyor. Siyasi suçlular arasına alınıyor. Barış'ı orada tanıyor. "Barışı tanıdığım yerde ne çiçekler vardı ne de başı bulutlarda bir çınar... Simitçinin gevrek sesi bile giremezdi oraya. Taş avluya yalnızca kuşlar konardı bazen. Adının anlamı dünyayı kucaklasa, taşta büyümezdi barış..." 1986 yılında Barış'ın ağzından mektuplar yazıyor. Basılıyor kitap ama istenilen rağbeti görmüyor. 1989 yılında filmi çıkınca beklenen tepkiyi görüyor. Barış'ın özgürlükten mahrum olmuş, özgürlük ağırlıklı sözleri ve sözcüklere sığınmış bir tutsak yazarın dedikleri insanların dikkatini çekiyor. "Ben büyünce halkımı hiç sevmeyeceğim. Halkını sevenler hep kafese giriyor." Küçük Prens’in ve yazarının da içindeki ülke sevgisine ne çok benzeyen bir cümle. Tek ortak yönleri bu cümle değil. Küçük Prens’in gülü vardır. "Çok güzelsiniz, ama boşsunuz benim için,” der Küçük Prens. “İnsan sizin için ölemez. Doğru, gelip geçen biri için benim çiçeğimin sizden hiçbir farkı yok. Ama o benim için yüzlercinizden daha önemli; çünkü suladığım, cam bir fanusun altına koyduğum, önüne siperlik yerleştirdiğim çiçek o. Çünkü tırtılları ben onun için öldürdüm. (Birkaç tanesini bıraktık, sonradan kelebek oldular.) Çünkü yakındığı ya da övündüğü ya da hiçbir şey söylemediği zamanlarda dinlediğim çiçeğim o benim. Çünkü o benim çiçeğim.” Barış'ın İnci'si "Safiniz başının üzerinde yıldız görmeyi, çocuklarından bile çok özlemiş. Sen şimdi başının üzerinde yıldız görebiliyor musun İnci?" Barış'ın "Barış" isimli kuşu vardır. Küçük Prens'in Tilkisi. "Nevin diyor ki: Kuşlar bizim için yakalıyormuş güneşin son ışıklarını. Biz günbatımını onların kanatlarında görelim diye." İkisinin de büyüklerden ve büyümekten şikâyetleri vardır Küçük Prens, “Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar.” Barış, "Bazen küçüksün, bazen de büyüksün, diyorlar. Kimi zaman, Erkek oldun, diyorlar, kimi zaman da, Ciğerlerin küçücük, diye azarlıyorlar. İnci, sence ben büyük müyüm yoksa küçük müyüm?" diyor.

Farklı coğrafyalarda yaşamış olsalar da benzer duygular ve ağızdan duygular paylaşmışlardır. Çünkü sürgün olmanın verdiği köksüzlük hissini, toprağa tohum atar gibi hafızadaki çocukluk anılarını kelimelere döküyorlar.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR