Takıntıyı Konu Eden 6 Ünlü Roman

Takıntıyı Konu Eden 6 Ünlü Roman


Twitter'da Paylaş
0

Takıntı, yazarlar için güçlü bir araç. Özellikle, arzuyla örtüştüğünde. Takıntı hikâyelerinin romanlara verdiği çekiciliği, Stephen King’in Sadist romanındaki saplantılı hayrandan, Nabokov’un rahatımızı kaçıran Lolita’sına dek takip ediyoruz. Takıntılı biri olmasanız da, takıntı romanlarının cazibeli çağrısına karşı koyamıyorsunuz. Takıntı, doğal bir teşvik halini alıyor. Daha büyük fedakârlıklar gerektirse de yolunuza devam ediyorsunuz. En uç noktada, yolunuza çıkan her şeyi yerle bir etmeniz için sizi kışkırtıyor. Belki de bir yazar olsanız ilk soracağınız sorular şunlar olurdu: Benim kahramanım en çok neyi arzuluyor? Hayattan ne istiyor? Mutluluk mu? Para mı? Aşk mı? Yoksa güç mü? Takıntı, beynimizdeki kimyasal olayların ötesinde nedir? Seçtiğimiz 6 ünlü roman, takıntıyı farklı bakış açılarından incelerken takıntıdan gelen bağımlılığı olay örgüsüne taşıyor ve okurları içine çekmeye devam ediyor.

moby dick

1 Moby Dick – Herman Melville (1851)

Kaptan Ahab, takıntıyı somut hale getiren kahramanlardan biri. Bacağını koparan balinayı takip ederken intikam hırsı her şeyin önüne geçer. Geminin ikinci kaptanı, Ahab’ı tüm tayfayı kaybetmeden bu arayışa bir son vermesi için ikna etmeye çalışır. Burada romanın en gergin ânındayız. Çünkü bu vazgeçiş, kaptanın felaketten önceki son çıkış kapısıdır. Yine de, karşılaştığı her şeye rağmen, Kaptan Ahab lanetli arayışına devam eder ve bundan sonra karşılaşacağı olaylar şok edici bir hal alır.

uğultulu tepeler

2 Uğultulu Tepeler – Emily Brontë (1847)

Heathcliff ve Catherine, talihsiz bir aşkın yetim çocuklarıdır. Nefes kesen bir aşkın durdurulamaz felaketinin. Tabii ki, bu yıkıcı tutku kendini asla sağlıklı bir şekilde gösteremez. Aşk hikâyesi tepetaklak olur ve ailelerini yıkıma sürükler. Heathcliff öyle takıntılı bir âşıktır ki sevdiği kadın ölümünden sonra bile yanında olması için mezarını kendine yakın bir yere taşır. 

stephen kingStephen King’in Sadist romanının 1990 uyarlaması.

3 Sadist – Stephen King (1987)

Stephen King genelde ilk bakışta zararsız görünen kahramanlar seçer, fakat bir kitap kurdunu insanın kanını donduran bir karaktere dönüştürerek bizi şaşırtır. Annie Wilkes de bir yazarı hapseden ve ona türlü işkenceler uygulayan birine dönüşür. Amacı, favori kadın karakterine daha iyi bir son hazırlamaktır. King’in Annie tasvirinde bir kurnazlık yatar. Çoğumuz kendimizi sevilen karakterlerle özdeşleştiririz ve yazarlar duygusal hayatlarımızda önemli bir yer tutar. Aynı zamanda, okurların da yazarların hayatında bir hâkimiyeti vardır. King Sadist’i kaleme alırken, korku dışında bir eser vermeye niyetlendiğinde okurlarından gelen isyandan ilham almış.

tutku a.s. byatt

4 Tutku – A S Byatt (1990)

Roland Michell hayatını eski zaman şairi Randolph Henry Ashe’e adamış pek tanınmayan bir akademisyendir. Roland, Ash’in başka bir şairle yaşadığı gayri meşru ilişkiye işaret eden bir belgeyi gün yüzüne çıkarır. Hikâyenin tamamını da ortaya çıkarmak zorundadır. Başka bir akademisyenle, Dr Maud Bailey ile güçlerini birleştirir. İkilinin tarihin derinliklerine gömülü bu hikâyeye olan hayranlıkları afrodizyak etki yaratır. Bu çok katmanlı öykü, takıntının farklı dereceleriyle oynar: romantik ve entelektüel, geçmiş ve şimdi.

lolita nabotovStanley Kubrick’in Vladimir Nabokov’un Lolita romanından uyarladığı 1962 yapımı Lolita’dan bir kare. Fotoğraf: Ronald Grant

5 Lolita – Vladimir Nabokov (1955)

Nabokov’un tartışmalı romanının ilk paragrafı güvenilmez anlatıcısının yegâne takıntısını gözler önüne serer: Humbert, Lolita’nın adıyla ilgili bir rapsodi uydurur. “Lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta.” Her hece bir şiir gibi incelikle işlenir. Lolita’nın 12 yaşında olması gerçeği bir hayli rahatsız edici olsa da Humbert’ın canlılığı okuru romana çeker ve okurun suç ortağıymış gibi hissetmesine neden olur. Lolita’nın gerçek haliniyse Humbert’in takıntısının odağı dışında bilmemize olanak yoktur.

han kang vejetaryen

Vejetaryen – Han Kang (2007)

Türkçe çevirisi 2016 yılında yayımlanan Vejetaryen, takıntıların günümüz dünyasındaki dışavurumunu irdeliyor. Bu kısa romanın kadın kahramanı et yemeyi bırakır. Hızla kilo kaybeder, güçten düşer ve her şeye yabancılaşır. İlk bakışta, Kang’ın kısa romanındaki rahatsız edici rüyalar, hikâyenin sıradan bir yeme bozukluğunu anlatacağını düşündürüyor. Fakat hikâyedeki samimiyet ve bilinirlik hissi bizi bir anda içine alıyor: Yeong-hye’nin garip diyeceğimiz davranışları bir virüs gibi yayılıyor. Bu sırada, Yeong-hye’nin doğum lekesi, kız kardeşinin eşinde tehlikeli bir saplantı haline geliyor. Hikâyenin sinir bozucu olay örgüsü, takıntıyı bir gündüz düşü atmosferinden tüm aileyi yıkan ilkel bir dürtüye dönüştürüyor. Vejetaryen 2017’de okuyacağınız sarsıcı kitaplar arasında.

(Guardian)

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR