Tarihteki Öncü Heykeller

Tarihteki Öncü Heykeller


Twitter'da Paylaş
0

Tarihöncesi çağlardan itibaren sanat tarihinin bir disiplini olarak değerlendirilen heykeller ortaya çıktı. 24.000 yıl önce yapılan Willendorf Venüsü, heykel sanatının başlangıcı olarak ele alınabilir. Estetik kaygılar güdülmeden yapılan bu heykelde insan ve doğa mücadelesi bugün bize dönemin anlayışını ve kültürünü yansıtan bir sanat eseri olarak görünür. Sadece estetik değerlerin hâkim olmadığı, dönemin anlayışını, geçmişi kavramamıza yarayan üç boyutlu objeler sanat tarihi açısından önemli bir alandır. Kullanılan malzeme, heykele verilen boyutlar, renkler, yapım teknikleri bize hem sanat açısından hem de uygarlığın tarihi açısından ipuçları verir. Heykellerin büyük bir kısmı toplumların ilahi anlamlar yüklediği varlıkların tasvirleridir. Topluma yararı olan hükümdar aileleri, bilim, spor, sanat dallarında meşhur olan kahramanlar, büyük anlam yükledikleri hayvanların heykelleri yapılmıştır.

Willendorf Venüsü

1-WILLENDORF-VENUSU Heykel sanatına ilk örneklerden biri Willendorf Venüsü, günümüze ulaşan en eski tarihli heykellerden. Avusturyalı arkeolog Josef Szombathly tarafından 1908 yılında Avusturya’nın Willendorf Köyü’nde bulunduğu için adını buradan alır. 10.000 ile 25.000 yıllık kireç taşından oyulan heykel 11 cm boyutlarındadır. Kırmızı toprak boyasıyla renklendirilen figürün boyutları orantısız, göğüsleri ve kalçaları abartılı bir iriliktedir. Bu orantısız irilik, dönemi içinde berekete, verimliliğe ve doğurganlığa işaret eder. MÖ 22.000 yılına tarihlenen bir başka adı da Willendorflu Kadın olarak bilinen eser bugün Viyana Doğal Tarih Müzesi’ndedir.

Nefertiti Büstü

2-Nefertiti-Büstü Nefertiti, Eski Mısır’da MÖ 14. yüzyılda yaşayan, Firavun Akhenaton’un eşidir. Thutmose, 18. Hanedan’ın firavunlarından olan MÖ 1351-1334 yılları arasında hüküm süren Akhenaton’un resmi heykeltraşı. 1912 yılında Amarna’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda Thutmose’un atölyesi bulundu. Heykeltraş Thutmose, hanedanın önemli isimlerinin masklarını, büstlerini bu atölyede yapmıştır. Atölyesinin en ünlü eseri Nefertiti’ye aittir. Kireçtaşından yapılan büst 47 cm boyutlarında. Amarna’daki arkeolojik kazıyı Alman arkeolog Ludwig Borchardt yürütüyordu. Almanya’ya kaçırılan Nefertiti Büstü,1924 yılından beri burada sergileniyor. Mısır’ın iadeyi talep teklifini reddeden Almanya arasında Nefertiti büstü çekişmelere sebep olmuştur. Hitler’in büstü çok sevdiği bilinir. Hatta sırf bu büst için müze inşa etmeyi planlasa da İkinci Dünya Savaşı koşullarında isteği gerçekleşmemiştir. Eser bugün hala Berlin’deki Neues Museum’da sergilenir.

Delphi Arabacısı

3-Delphi-Arabacısı Yunan heykelleri, sanat tarihi açısından oldukça önemlidir. Eski Yunan heykellerinde yaygın malzeme bronzdur. Maden kıtlıkları sebebiyle bronz heykeller eritildiği için günümüze çok azı ulaşmış. Delphi Arabacısı günümüze ulaşabilen önemli bronz heykellerden. M.Ö 470 yılına tarihlenen eserin sanatçısı bilinmiyor. Arkaik Dönem’den Klasik Dönem’e geçiş heykellerinden biri olan eser, 1896 yılında Delphi’deki Apollon Tapınağı’nda bulundu. Eski Yunan kültüründe sık sık görülen atlı yarış arabalarını betimleyen bir kompozisyonun parçası olduğu düşünülür. Yüz ifadesi gerçekçi olan heykelin, geometrik desenlerle stilize edilmiş elbisesi geçiş döneminin özellikleridir.180 cm boyutlarındaki eser, bugün Yunanistan’da Delphi Müzesi’nde sergileniyor.

Disk Atıcısı

4-disk-atıcısı-roma-dönemi-kopyası Sporcu heykelleriyle ön plana çıkan heykeltıraş Myron, Yunan sanatı için yenilik sayılabilecek disk atma pozisyonunu yorumlamıştır. MÖ 460-450 yıllarına tarihlenen eser Yunan kültürünü yansıtan bir içeriğe de sahip. Disk Atıcısı olarak bilinen Disbolous adlı eserin orijinal hali bronzdan yapılmıştır. Ancak orijinali kayıp olduğu için Roma dönemine ait mermer kopyaları günümüze ulaşabilmiştir. Orijinal heykel 195 cm boyutlarında, mermerden yapılmıştır. Roma döneminde yapılan kopyaları Roma Ulusal Müzesi, Vatikan Müzeleri, British Museum’da sergileniyor.

San Marco Atları

5-san-marco-atları-orijinal Quadriga adı verilen dört atın çektiği bir yarış arabası kompozisyonun parçaları olduğu düşünülür. II. Theodosius zamanında Sakız Adası’ndan İstanbul’a getirilen San Marco Atları bir süre Hipodrom’da sergilendi. 1204 yılında Latin istilasında atlar İstanbul’dan Venedik’e götürüldü. San Marco Atları’nı yapanın Lysippos olduğunu düşünülse de, kesin bir bilgi yoktur. Lysippos, Büyük İskender’in resmi heykeltıraşıdır. Sanat hayatı boyunca beş yüzden fazla bronz heykel yaptığı bilinir. Yapıtın kopyaları günümüzde Venedik San Marco Meydanı’nda sergilenirken orijinal hali San Marco Bazilikası’nın içindedir.

Semadirek Nikesi

6-semadirek-nikesi Sanat tarihçileri arasında eserin Lysippos ya da Skoppas’ın bir öğrencisi tarafından yapıldığına dair fikir birliği var. Kuzey Ege’de yer alan Semadirek Adası’nda 1863 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Kesin bir tarihi olmasa da MÖ 2. ve 3. yüzyıla tarihlendiriliyor. Heykelin vücudunu örten kumaşların yarattığı estetik etki Semadirek Nikesi’nin deniz zaferi sonrasında yapıldığını düşündürüyor. Yunan savaş tanrıçası Nike’nin heykelinin ana gövdesi Paris Louvre Müzesi’nde, sağ eline ait bir parça Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde yer alır.

Terracotta Ordusu

terracota_ordusu 1974 yılında Çin’in Shaanxi Bölgesi’nde bulun Xian kentinde bir köylü tarafından keşfedilen Terracotta Ordusu malzemesinden dolayı böyle isimlendirilmiştir. Terracotta pişmiş toprak anlamına gelir. Eser, Çin’in önemli imparatoru olan, Çin Seddi’nin inşasına başlayan Quin Shi Huang’ın ordusunu betimler. 8000 insan, 130 at arabası, 520 at bulunan bu toprak ordu devasa boyutlardadır. Heykellerin boyları 183-195 cm uzunluğunda, en uzun figür imparator Quin Shi Huang’a ait. Orduda sadece askerler değil, müzisyenler, bürokratlar, akrobatlar da betimlenmiştir. Qin’in Ordusu olarak da bilinen eser, öteki hayatta Quin Shi Huang’a hükümdarlığını devam ettirebilmesi için destek amaçlı yapılmış. MÖ 246 yılına tarihlenen yapımı 36 yıl süren eserde 700.000 işçi çalışmış.

Laokoön ve Oğulları

8-Laokoön-ve-oğulları Helenistik Dönemin heykel sanatının en önemli örneklerinden biridir. MÖ 175-150 yıllarına tarihlenen eser mermerden yapılmıştır. Roma’da bulunan eserde Vergilius’un Aineas isimli destanında anlatılan Rahip Laokoön’un efsanesi betimlenmiş. İşlediği günah yüzünden tanrılar tarafından cezalandırılan Laokoön ve oğulları denizden gelen devasa iki yılan tarafından öldürülür. 242 cm boyutlarında olan eser, Yaşlı Plynus’a göre Agesander, Athenodoros ve Polydoros isimli üç Rodoslu heykeltıraşa ait. Eser dönemin sanatçılarını ve Michelangelo’yu çok etkilemiştir.

Bergama Sunağı Kabartmaları

9-Bergama-Sunağı-Kabartmaları Helenistik Dönem, İskender’in iktidara gelmesiyle Yunan Sanatı’nda değişime gidilen dönemi niteler. Klasik Yunan sanatındaki uyum ve denge yavaş yavaş yerini yoğun ifadelerle dramatik kompozisyonlara bırakmıştır. Heykeltıraşlar izleyiciyi etkileme amacıyla ihtişamlı ve görkemli sahneler ele almış. Phyromachos tarafından yontulan kabartma heykeller, Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biri olan Pergamon’da (Bergama) inşa edilen Zeus Sunağı’nda bulunur. Kabartmalı heykel kompozisyonunda Zeus öncülüğündeki Olympos tanrılarıyla Kaos’un Alcyoneus önderliğindeki devlerle savaşı betimlenmiş. 1878-1886 yıllarında Alman mühendis Carl Humann tarafından yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sunak Osmanlı Devleti’nin izniyle Berlin’e taşınmıştır. Günümüzde Berlin, Pergamon Museum’da sergileniyor.

Milo Venüsü

10-milo-venüsü MÖ 130-100 yıllarına tarihlenen Milo Venüsü, öbür adı Milo Afroditi’dir. Antakyalı Alexandros’a ait olduğu düşünülür. Louvre Müzesi’nde sergilenen Büyük İskender heykeli de Alexandros’a aittir. Ege Denizi’nde Melos Adası’nda bir köylü tarafından bulunan, iki parça halindeki eser restore edilerek Louvre Müzesi’ne gönderilmiştir. Milo Venüsü’nün adını da aldığı adayı tehlikelerden koruduğuna inanılır. İdeal ölçüleriyle güzelliğin simgesi olan heykel sonraki dönemlere esin kaynağı olmuştur.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR