Tarot Kartlarının Şaşırtıcı ve Az Bilinen Kökeni
10 Mayıs 2019 Hayat Eğlence İnsan Tarih Sanat

Tarot Kartlarının Şaşırtıcı ve Az Bilinen Kökeni


Twitter'da Paylaş
0

Tarot kartlarının kökeni konusunda neler söylenebilir? Basit bir kart oyunu mudur yoksa kökeni antik Mısır bilgeliğine dayanan bir kehanet sanatı yahut kişinin kendini bilmesine vasıta olan mistik bir rehber mi?

Basit bir kart oyunu, nasıl olup da kadim gizemleri taşıdığı iddia edilen ezoterik bir uygulamaya dönüşmüş ve para karşılığı hakikat vaat edilen ezoterizm pazarında, sözde bilgeler için kazanç yöntemi haline gelmiştir?

tarot

Batıda satanizmin kurucusu olarak bilinen Aleister Crowley tarafından geliştirilmiş, ezoterik amaçlara hizmet ettiği iddia edilen ve basım hakkı Illuminati bağlantılı Golden Dawn Cemiyeti’nde bulunan Thoth Tarot destesinden bir kart.

Hartmunt Zinser, tarot kartlarının da içinde yer aldığı tüm ezoterik ve okült uygulamaları (Enegram çalışmaları, dördüncü yol, melekler, ışık varlıkları, astroloji, parapsikoloji, reiki, yoga, enerji uygulamaları, spiritüel tedaviler, aile dizimleri vs.) anlattığı Ezoterizme Giriş isimli kitabının önsözünde, geleneksel dinsel topluluklar ve yeni dinsel topluluklar olarak adlandırılan örgütlenmelerin yanı sıra, düzenli yayınlar aracılığıyla duyurulan ezoterik etkinlik programlarından oluşan ve ezoterik olarak satılabilecek her şeyin satışa sunulduğu bir pazarın ortaya çıktığını ifade eder. Zinser’e göre ezoterizm, bağımsız bir kavram olarak ilk defa din özgürlüğünün ilanından sonra dinlerin ve dünya görüşlerinin pazarlanmaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de bu alanda akademik seviyede çalışma yapan tek isim olan Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Cogito dergisinde yayımlanan bir söyleşide, aynı hususa daha detaylı bir şekilde değinmiştir ki, aşağıda vurgulananlar, hakikatin para karşılığı pazarlandığı kişisel gelişim çalışmalarının büyük bir pazar halini aldığı günümüze düşülmüş birer not niteliğindedir. Bugün özellikle modern Batı ezoterizminin kilometretaşı olan şahsiyetlerin başında Madam Blavatsky ve kurduğu Teozofi Cemiyeti gelir. Blavatsky, Gürciyev, Bennet vb düşünürler görünürde Hindu terminolojisiyle ezoterizm yaparlar. Fakat bazı araştırmacılar Blavatsky ve Gürciyev`in Kafkasya, Lübnan ve İstanbul`da Nakşibendî, Halvetî, Melamî ve Dürzî şeyhlerle görüştüklerini; onlardan bazı görüşler alıp sistem hâline, diyagram hâline getirdiklerini tesbit etmişlerdir. Gürciyev`in sistemi Nakşibendî eğitim ve ruhanî yoğunlaşma esaslarına dayanmaktadır. Hattâ bu konuda Perry gibi bazı araştırmacılar “Gürciyev`in Hocaları” gibi kitaplar dahi yazmışlardır.

John Bennett ise İstanbul`a işgal kuvvetlerinin bir istihbarat subayı olarak gelmiştir, fakat şahsî merakı olan maneviyat araştırmalarını burada da sürdürmüş ve bazı Melamî, Mevlevî büyükleri ile görüşmüştür. Fakat bu araştırmacılar Batıya geldikleri zaman bu düşünceleri “ennegram studies” (enegram çalışmaları) “dramatic universe” (dramatik âlem) ve “fourth way” (dördüncü yol) gibi isimler altında sunmuşlardır.  “Beden” mefhumu her şey demek olmuştur. Vücut çalışmaları, makyaj sanayi, sinema sanayi, gösteri, reklam vs üzerinden her şeyin metalaştırılması süreci ister istemez modern insanın yalnızlığını da beraberinde getirmiştir.

Modern insan yalnızdır; görüntüler ormanı içerisinde yalnız kalmıştır. Bu aşırı maddeciliği yaşayan modern insan tabii olarak bir sarkaç salınımı gibi zıt tarafa kaçmaktadır. Maneviyat, spiritüalizm arayışları modernite sonrası döneme, postmodern döneme damgasını vuracaktır; sanatta ve her şeyde bunun yansımaları görülmeye başlanmıştır. Fakat şu bir gerçek ki, bu da beraberinde bazı problemler getirmektedir. Belli bir inisiyatik temeli olmayan, geleneği olmayan, geleneğe sahib olmayan, usta/çırak ilişkisi olmayan bir sahte ezoterizm, tabiî olarak majisyenliğe, okültizme ve uyuşma felsefesine doğru genişlemektedir.  İşin ilginç yanı, kapitalist zihniyet de şu ânda bir Pazar olarak mistisizme/ezoterizme eğilmiştir. Bazı politikalar bunun üzerine inşa edilmektedir. Modern dönemdeki mistik yönelimlerin de manipülasyona açık tarafları bulunmakta ve bunun üzerine plânlar yapılmaktadır. Bu konuya da dikkat çekmek isterim.

Uzun yıllar kutsal yapısı içerisinde Doğu’da yapılan meditasyon, yoga vb metodlar Hindistan’dan alınıp Batı’ya getirildiğinde, kapitalist niyetlere âlet edilmiş; meselâ işgücü kalitesini artırmak için kullanılır hâle gelmiştir. Bu yaklaşım büyük şirketler tarafından bir insanın aydınlanmasından ziyade, daha fazla mal ve meta çıkarma amacıyla kullanılır hâle gelmiştir. Dolayısıyla Batı’nın kendi kapitalist bünyesine adapte ettiği bu yeni “rahatlatıcılar”a artık guru veya şeyh denilmemekte, “ruhanî koç”, “maneviyat koçu” denilmektedir. Nihayetinde tarot kartlarının kökeni konusunda neler söylenebilir? Basit bir kart oyunu mudur yoksa kökeni antik Mısır bilgeliğine dayanan bir kehanet sanatı yahut kişinin kendini bilmesine vasıta olan mistik bir rehber mi? Güzel Sanatlar bölümünde eğitime başladığı yıllardan beri Tarot kartlarının illüstrasyonuyla ilgilenen Bill Wolf, tarihsel kanıtların, kartların oyun maksatlı icad edildiğini ve çok sonra kehanete yönelik kullanılmaya başladığını söylemekte ve kart üzerindeki görsellerin taşıdığı anlamın aslında herhangi bir oyunun işleyişiyle paralel olduğunu, rastgele çekilen ve arkası arkasına sıralanan kartların her seferinde farklı yorumlanabilecek eşsiz bir kompozisyon oluşturduğunu, oyuncuların da bizatihi kart çekmekle bu yorumların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini ifade etmektedir.

tarot

Solda, Türkiye’de bulunmuş el yapımı Memlük kartları ve sağda, Visconti ailesi tarafından hazırlatılmış kartlar.

Tarot kartlarının bilinen en eski örneği, Türkiye’de bulunan ve Memlüklüler döneminden kalmış, 14. yüzyıla ait oyun kartlarıdır. 15. yüzyılda İtalya’nın seçkin aileleri tarafından illüstratörlere özel olarak hazırlatılan desteleri, tarihi 17. yüzyıla dayanan ve ilk versiyonları ahşap bloklar üzerine basılarak sonradan elle renklendirilen, günümüzde halen yaygın bir kullanım alanına sahip “Tarot de Marseille” destesi izler.

tarot1870 yılında François Gassman tarafından hazırlanmış Tarot de Marseille destesinden kartlar.

18. yy itibariyle kartlara mistik yönelimlerle ilk defa İtalya’da yaklaşılmış ve oradan Avrupa’nın kalan kısımlarına yayılmıştır. Fransız yazar Antoine Court de Gébelin, tarotun Mısırlı rahipler tarafından yazılmış kutsal bir kitaba dayandığını ve bu kitabın da Afrikalı çingeneler tarafından Avrupa’ya getirildiğini iddia etse de, yukarıda anlatıldığı üzere, tarot kartlarının Avrupa’da ortaya çıkışı, çingenelerin, (Avrupa’ya Afrika’dan değil, Asya’dan gelmişlerdir) o bölgedeki etkinliklerinden çok öncesine tarihlidir. Tarot kartlarına günümüzdeki ezoterik anlamları yükleyen de, Court de Gébelin’in tariflerinden yola çıkan ve 1791 yılında bu alandaki ilk kitabını yazan öğretmen ve yayıncı Jean-Baptiste Alliette’dir. Kitabın orijinal ismi olan Etteilla, ou L’art de lire dans les cartes Etteilla, veya kartları yorumlama sanatı anlamına gelmektedir ve Alliette, kendi soyadının tersten okunuşu olan Etteilla’yı mistik bir izlenim yaratabilmek için yaratmıştır. Etteilla, kitabında, kehanet amacıyla kullanması öngörülen kendi destesinin, Mısır uygarlığından aktarılan saklı bilgeliği taşıdığını ve kökeninin efsanevi Thoth’un Kitabı’ndan aldığını iddia etmiştir. Ne var ki yapılan araştırmalar, Alliette’nin, Court de Gébelin’in kitabından alıntıladığı bir takım sembol ve imgelerle yeni bir deste yarattığını ve kartların kökenine dair iddiasını da Gébelin’in, tarot kartları ve Mısır arasında kurmuş olduğu hatalı ilişkiye dayandırdığını göstermiştir.

tarotEtteilla’nın ezoterik destesinden birkaç kart. Grimaud 1890

Günümüzde en çok aşina olunan deste, ilk verisyonu 1909 yılında basılan Rider-Waite destesi olup sadece kehanet amacıyla üretildiği ifade edilen ve bizzat Waite tarafından yazılmış, mevcut görsellerin ezoterik anlamlarını açıklayan el kitabıyla beraber satılan bu kartların popüler hale gelmesinin sebebiyse Toefl hazırlık kitaplarıyla tanınan Stuart Kaplan’ın kartların basım haklarını satın alması ve bu sayede mistisizme yönelimin yükselen bir grafik çizdiği yetmişli yıllarda kendine has bir kitle edinmesidir.

tarot

Rider-Waite tarot destesinin 1909 tarihli ilk versiyonu.

tarotPopüler Rider-Waite destesinin 1920 yılına ait bir versiyonu.

Tarihin farklı periyotlarında kullanılan tarot destelerine baktığımızda üzerlerindeki illüstrasyonların da değiştiği görülmektedir. Yorumcu Caitlin Matthews bu konuya ilişkin şöyle bir örnek verir: “Ermişin modern destelerdeki versiyonu elinde fener tutar ancak geçmişte kullanılan kartlara baktığımızda ermiş yerine kullanılan figürün Saturn yahut Kronos olduğunu ve elinde kum saati taşıdığını görürüz.”

tarot

1664 yılına ait Giuseppe Maria Mitelli tarafından dizayn edilmiş bu kartlarda, Matthews’in değindiği husus açıkça görülmektedir. Geleneksel destede “Asılan Adam” olarak bilinen ve bir erkek figürünün tek ayağından ters duracak şekilde asıldığı kart, bu destenin en başında yer alır ve figür tek ayak üstünde dikilmektedir.

tarot

1796 tarihli “Les Amusements des Allemands” isimli başka bir deste.

tarot

İmgelerin küçültülerek kartların üst kısmına taşındığı ve alt segmentlerde küresel coğrafyanın anlatıldığı ve Geographia destesi, tarot kartlarının en değişik örneklerinden biridir.

Tarot kartlarında yer alan ve her seferinde kadim kökenlere sahip olduğu iddia edilen illüstrasyonlar, yukarıdaki örneklerde de görüleceği üzere aslında desteyi hazırlayanın iradesine göre şekillenmektedir. Dolayısı ile herhangi birine kutsal bir anlam yüklenmesi ve yorumcu tarafından buna dayanılarak bir takım çıkarımlarda bulunulması, kartların bir nevi kurmacaya hizmet etmesine sebep olmaktadır. Nitekim kehanete başvurmanın günden güne popülerleştiği günümüzde, geleneksel desenlerden hayli uzak imgelerin yer aldığı desteler mevcuttur ve bunlar üzerindeki imgelerin deşifre edilmesindeki güçlük, yorumcunun kullandığı karta, göksel anlamlar yüklemesine sebep olmaktadır. Batıda satanizmin kurucu olarak bilinen ve köklü bir İngiliz ailenin çocuğu olan, 33. Derece mason Aleister Crowley’in zihninde oluşan imgelerin, arkadaşı, ressam Lady Frieda Harris tarafından kartlara yansıtılmasıyla oluşturulan ve yine ilhamını Thoth’un Kitabı’ndan alan “Thoth Tarot” destesi, imgelerin yorumlanmasındaki güçlük sebebiyle yorumcuların en çok tercih ettiği örneklerden biridir. Birtakım kültlerin benimsendiği gizemli addedilen gruplara dahil oluşu ve sex magick ismini verdiği uygulamalarla yaptığı deneyler yüzünden hayli kötü bir üne sahip olan Aleister Crowley, kendi zihninde imlediği Thoth Tarot destesine çok sayıda ezoterik sembol eklemiştir. Basım hakkını Illuminati bağlantılı Golden Dawn Cemiyeti’nin elinde tuttuğu ve bir internet satış kanalı olan Amazon üzerinden her yıl Golden Dawn Cemiyeti’ne yüzbinlerce dolar kazandıran bu kartlar, “yazgıyı deşifre” ettiğini iddia eden yorumculara da yüksek meblağlar kazandırmakta ve ezoterizmin nasıl pazarlandığının iyi bir örneğini teşkil etmektedir. Nihayetinde, mevcut dinlerin yerini yavaş yavaş yerini alan ezoterik uygulamalar, 20. Yüzyılda kendine yeni bir pazar yaratmış ve para karşılığı hakikat vaat eden çalışmalar, gündelik yaşamın rutinine sıkışıp kalan insanlık için birer alternatif olarak görülmeye başlamıştır. Wolf’un da söylediği gibi, özgürlüklerin ön plana çıkması ve kehanet pazarının günden güne hacmini arttırması, kartlar üzerinde yer alan imgelerin değişmesine sebep olmuş ve çizilen desenler, toplumsal bilinçaltını yansıtan sembollerden uzaklaşıp illüstratörün bireysel iradesinin birer yansıması haline gelmiştir.  

(Collectorsweekly)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR