Terry Eagleton’dan Hayatın Anlamı Üstüne Sözler
26 Mart 2019 Kültür Sanat Hayat

Terry Eagleton’dan Hayatın Anlamı Üstüne Sözler


Twitter'da Paylaş
0

Derleyen: Sultan Sari

– Hayat onun temel anlamı konusundaki bilgisizliğimizle sürdürülen bir şeydir.

– Tragedya, tüm sanatsal türler arasında “hayatın anlamı” sorusuyla en keskin ve şaşmaz biçimde yüzleşen ona verilecek en dehşetli yanıtları, oldukları gibi ağırlamaya cesurca hazır bir sanatsal tarzdır,

– İnsan daima ölümün gölgesinde yaşayan belki de tek hayvandır.

– Tanrı’nın, kendi yarattığı evrene aşkın olduğunu iddia etmek, onun, evreni meydana getirmek zorunda olmadığını da söylemektir. Tanrı, evreni gereklilikten değil, sevgiden ötürü yaratmıştır. Buna insanın ortaya çıkışı da dahildir. İnsanın mevcudiyeti bir zorunluluk olmaktan ziyade keyfi bir lütuf ve armağan meselesidir.

– Bilgi, mutluluğun rakibi olmaktan çok bir destekçisidir.

– Eğer hayatlarımızın bir anlamı varsa bu anlam bizim onlara kazandırdığımız bir şeydir; onların hazırlop donattığı bir şey değil.

terry eagleton

– Bu konuda dayandığım geleneksel bilgelik, hayatın anlamının önceden hazır olmadığı, daha ziyade inşa edildiği ve her birimizin bunu farklı yollarla yapabileceği şeklindeki anlayıştır.

– O halde eğer hayatın bir anlamı varsa bu tıpkı bir çeşit duyguyla bir sayfayı kara lekelerle donatmak gibi etkin şekilde bizim ona verdiğimiz bir anlam olabilir.

– Bayağı bir söylem parçası gibi, hayat, kendindeki boşluğu gösterişli bir biçimde doldurma meselesidir. Ve hükümsüz olduğu kadar aldatıcıdır da. Dolayısıyla burada söz konusu olan politik ihtirasları boşa çıkan sahte bir kralın uğradığı türde acı bir hayal kırıklığıdır. Fakat imgelem, bir kez daha kısmi olarak yanıltıcıdır. Sonuçta aktörler herkes kadar gerçektir. Sesi daha fazla duyulmayan aktörler mezarlıkta değil, kulistedir.

– Sonuçta bir anlatının anlamı, onun yalnızca sonu ya da gayesi değil, anlatının kendi sürecidir.

– Hayat, biyolojik bir tesadüften daha fazlası olmayabilir; hatta gerçekleşmeyi beklemiş bir tesadüf olduğu bile söylenemeyebilir.

– Bütün insanlık projesi, uzun süre önce askıya alınmış olması gereken berbat bir yanlışlıktır. Yalnızca, tarih mezarlığıyla karşılaşmış ve kendini aptalca aldatmakta olan birisi başka türlü düşünebilir. İnsanlık anlatısı, yalnızca İstenç’in rezil kurnazlığı tarafından dolandırılanların dünyaya gelmiş olmayı değerli addebildiği, dinmek bilmeyen bir sefalet anlatısı olarak süregelmektedir .

– Dünya yalnızca anlamsız bir ihtiras, grotesk biçimde kötü bir drama, uçsuz bucaksız bir pazar ya da içinde yaşam türlerinin nefes almak uğruna birbirlerini ezmeye çalıştıkları Darwin tarzı bir amfitiyatrodur.

– Genel olarak insanlık tarihi bir uygarlık ve aydınlanma masalından çok bir kıtlık, ıstırap ve sömürü hikayesi olageldi. Hayatın aslında bir anlamı, hatta şen bir anlamı olması gerektiğini düşünenler, Schopenhaur’un kasvetli itirazıyla yüzleşmek zorundadır ki kendi görüşlerini iç rahatlatan bir teselli olmanın ötesine götürmek için mücadele edebilsinler.

terry eagleton

– Israrlı anlam gereksinmesi ile onun belirsizliği ve anlatılamazlığının acı veren duygusu arasındaki gerilim içinde modernizm, gerçek anlamda trajik olabilir.

– İnsanoğlu dünyada anlamın tek kaynağıdır; ama dünya, bu tür bir anlamlandırmaya sırt çevirmiş ve böylelikle onu keyfileştirmiş ve nedensizleştirmiştir. Şeylerde anlam ve mantık olmadığından dolayı öngörülebilirlik de yoktur.

– İnsanlar kendi kendine karar verir ama bunu ancak doğaya, dünyaya ve birbirlerine derin bir bağımlılık temelinde yaparlar. Ve kendi hayatım adına oluşturacağım her anlam, bu bağımlılıkla içerden sınırlanır.

– Herkesin, uğruna çaba harcadığı şey mutluluktur.

– Aristoteles’e göre mutluluğa erdemle varılır ve erdem her şeyden önce zihinsel bir tutumdan ziyade toplumsal bir pratiktir. Mutluluk özel bir gönül rahatlığı değil, pratik bir yaşam biçiminin öğesidir.

– Mutluluk ya da yaşam kalitesi, kurumsal bir meseledir; yaratıcı güçlerinizi özgürce kullanacağınız toplumsal ve siyasal koşulları gerektirir.

– Ölümlüğümüzün farkında olarak yaşamak, gerçekçilik, ironi, doğruculuk ve sonluluğumuz ile kırılganlığımızı sadeleştiren bir anlayışla yaşamaktır.

– Bir manada ölüm ve arzu hasımdır; çünkü arzuyu engelleseydik tarih durma noktasına gelirdi. Başka bir manadaysa Freudçulara göre yaşamın itici gücü olan arzu, içsel esrikliğinde eninde sonunda bize getireceği ölümü yansıtır. Bu manada da hayat, bir ölüm öngörüsüdür. Bunun tek nedeni, yaşamayı sürdürebilmemizi sağlayan kemiklerimizde ölümü de taşımamızdır.

– Hayatın anlamı bir sorunun çözümü değil, belli bir şekilde yaşama meselesidir. Metafizik değil, etik bir meseledir. Hayattan ayrı değil, yaşamayı, yani onun belli bir niteliğini, derinliğini, bereketini ve yoğunluğunu değerli kılan bir şeydir.

– Sevgi bir zihinsel durum değil, bir pratik ya da bir yaşama biçimidir; şevkli ihtiraslar ya da kişisel yakınlıklarla alakalı değildir.

– Sevgi dediğimiz, kendimizi gerçekleştirme arayışımızı tplumsal hayvanlar olduğumuz gerçeğiyle uzlaştırabilmemizin yoludur . Çünkü sevgi bir başkası yararına, onun sağlıklı biçimde gelişebileceği ve aynı anda onun da bunu sizin için yaptığı bir mekan yaratma anlamına gelir.

– Kendini gerçekleştirmek, başka bireylerin de bunu yapmasına imkan veren yöntemlerle başarıldığında cinayeti, sömürüyü, işkenceyi, bencilliği vb ortadan kaldırır.

– Modernite en hayati ve temel meselelerde bile uzlaşamadığımızı kabul etmeye başladığımız çağdır. Muhakkak ki hayatın anlamı üzerine sürdürdüğümüz hırgürler, yaratıcılık ve üretkenlik sağlayacak. Fakat yoğun olarak tehlike içinde yaşadığımız bir dünyada ortak anlamlar bulmadaki başarısızlığımız canlandırıcı olduğu kadar korkutucudur da.

Terry Eagleton, Hayatın Anlamı, Çeviren: Kutlu Tunca, Ayrıntı Yayınları, 2017, 5. basım


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR