Tezer Özlü’nün Dünyasına Bir Bakış: “Aklımı ellerinizden kurtardım.”
18 Kasım 2017 Edebiyat Kültür Sanat Liste

Tezer Özlü’nün Dünyasına Bir Bakış: “Aklımı ellerinizden kurtardım.”


Twitter'da Paylaş
0

Tezer Özlü birçok sıfatla tanımlanmaya çalışıldı: Türk edebiyatının nostaljik prensesi, gamlı prensesi, lirik prensesi… Kimisi için en göze çarpan özelliği melankolik yönüydü, kimisi için hastalığı. Her dönemde dikkat çeken, merak edilen bir kişi oldu. Hayatı sorgulamalarla geçti, kendini aradı durdu. Zaten hayatı da yolculuklarla geçmişti. Ailesinin işi gereği kasaba kasaba gezerken ta çocukluğunda dünyanın ne kadar büyük bir yer olduğunu anladı. Büyüdüğünde ise bu kasabalar yabancı ülkelere dönüştü. Avrupa’nın farklı şehirlerinde yaşadı. Dolu dolu geçen hayatı çok da uzun sürmedi. Yalnızca kırk üç yıl sürdü yaşamın ucuna yolculuğu. Ardında bir sürü cümle bıraktı. Bu sefer onu belli sıfatlara hapsetmeden kendi cümleleriyle anlamaya çalışalım. İşte Tezer Özlü’nün üç farklı kitabından alıntılar: 1 “Pazar günleri… Şimdilerde… Sokak aralarından geçerken… gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim… evlerin pencere camları buharlaşmışsa… odaların içine asılmış çamaşır görürsem… bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek……… isterim hep.” (Çocukluğun Soğuk Geceleri) 2 “Sınırlar kadar hiçbir kısıtlamadan sıkılmadım ve kendi sınırlarım içinde sınırsızlığımı kurdum. Hiç değilse bana özgü bir sınırsızlık, kendi suskum, kendi çığlığımın sınırsızlığı.” (Yaşamın Ucuna Yolculuk) 3 “Yoksa ben yaşanan tüm olayların bir gözlemcisi, dünyanın, duyguların, özlemlerin, ülkelerin, alışkanlıkların bir seyircisi miyim? Belki de gövdenin öldürücü acılarını gözlemci olarak taşımak daha kolay olurdu. Peki ama sevinçler ve istekleri ne yaptım? Duyguların derinliğinden bir gözlemci olarak kaçtım mı, onların yarattığı akıntılarda Ben’im tümüyle yer almadı mı ve zaman dışı sessizliğimde yeterince içten değil miydim?” (Eski Bahçe ~ Eski Sevgi) 4 “Çocukluğumda algıladığım ilk resimlerden beri. Çocukluğun soğuk gecelerinden beri. Onlarla yaşadım, onlarla sevdim, sevdiğimi sandım, ama belki de ne sevdim, ne yaşadım. Her iki olgunun izdüşümünü algıladım. Resimleri karanlığımın derinliğinde gömülü tuttum. Şimdi resimlerden taşan seller içindeyim. Üstelik dişim de dayanılmayacak kadar ağrıyor.” (Yaşamın Ucuna Yolculuk) 5 “Sonra yeniden sevmek istiyorum Masmavi gözleri var. Onu sevmeyi bir tutku haline dönüştürüyorum. Bu sevgide tüm sevgilerim, sevebilme gücüm var. Gelecekteki sevgileri de yaşar gibiyim. Geçmiştekileri de.” (Çocukluğun Soğuk Geceleri) 6 “Kendini bana sunan her şeyi, yetişmekte, solumakta ya da ölmekte olan her şeyi ya da ölmüş olanı daha da büyük biçimlendirmem gerek. Doğanın, yaşamın, düşlerin, duyguların bana sunabildiğinden daha çoğunu yaşamam, daha çoğunu algılamam, daha büyüğünü duymam gerek. Her nesneyi, her canlıyı, herhangi bir insanı, anlık her görüntüyü yaşantıya dönüştürmeliyim. Yaşamı büyütmek, kendimce geliştirmek, derinleştirmek, genişletmek, rüzgârlara estirmek, yağmurlarla yağdırmalıyım, ta ki kendimi canlı ya da cansız, doğmuş ya da doğmamış tek bir nokta olarak görene dek. Ve kendi üzerimde kurduğum bu egemenlikle ölümü de büyütmem gerek. Yaşamın, ölümüm her yaşam, her aşk ve her ölüm olmalı.” (Yaşamın Ucuna Yolculuk) 7 “Ve bir göl gibi genişleyen deniz parçasını. O deniz parçası her zaman benimle olacak. Her an değişen. Üzerindeki akıntıların, üzerindeki rüzgârın, üzerinden gelip geçen sandal, gemi, motor ve futaların, şileplerin, tankerlerin, yolcu gemilerinin her gün değiştirdiği deniz parçası. İnsanlar. İnsanlar da burada işte. Tanıdıklarım. Tanımadıklarım. Yaşayanlar. Ölenler. Belki yüzlerinin tüm çizgileri, gülüşleri, gözlerini açıp kapamaları, soluklarının tüm belirtileri burada değil, ama, ama tümü günlerle, günlerin belli saatleri ile, yaklaşan gecelerle, ayrılıklarla burada.” (Eski Bahçe ~ Eski Sevgi) 8 “İnsanlarla konuşuyorum. Özlediğim tepelere bakıyorum. Her tepe benim değil mi. Her toprak. Her insan. Her insan ben değil miyim. Her insan kendi sevgisini taşımıyor mu. O halde neden ilişkileri bir tek insanda toplamak. Alışılagelmiş ilişkilere karşı çıktığım an, insanı yadırgıyorlar Toplumdışı bırakmak için tüm çabalarını harcıyorlar. Toplum dedikleri kitlenin bir aradaki dayanılmaz yabancılaşmasını sanki kimse algılamıyor. Aklımı ellerinizden kurtardım. Geçti. Ben gökyüzümün altında, topraklarımın üzerinde olacağım. Toprakların dümdüz ve sonsuz ufku boyunca sürekli gideceğim.” (Yaşamın Ucuna Yolculuk) 9 “Havaalanlarını sevmiyorum. Bu beton ve alüminyumdan oluşan kapalı kutularda kendimi hapishanelerden de öte, daha ileri bir tekniğin hücrelerinde hissediyorum. Hapishaneler ilk çağ, ortaçağ. Ama havaalanları öyle mi? Asık yüzlü ve herkese kuşluyla bakan polisler. Ekranlara girip çıkan çantalar. İnsanın üzerine tutulan büyük mikroskoplar. İnsanın üzerinde dolaşan bir kadını yaşamayan, silah arayan elleri. Oysa silahlar kendi bellerinde asılı.” (Eski Bahçe ~ Eski Sevgi) 10 “Öğrendiklerimi unutacağım. Okulun önünden bir daha hiç geçmeyeceğim. Çıkmaz sokağa ve öğretmen ana babaya da dönmek istemiyorum. Benimle evlenmek isteyen, ağabeyimin arkadaşlarından biri var. Seviyor beni. Eve dönmemek için ona gideceğim. Plaklarım, kitaplarım olur. İstediğimi okurum, istediğim zaman yatarım, istediğim zaman evden çıkarım. Yalnız geceler de biter. Çocukluğun soğuk geceleri de.” (Çocukluğun Soğuk Geceleri Kaynaklar Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri, YKY, 2015 Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk, YKY, 2015 Tezer Özlü, Eski Bahçe ~ Eski Sevgi, YKY, 2015

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR