Tim Parks: "İnternet romanın kuyusunu kazıyor."

Tim Parks: "İnternet romanın kuyusunu kazıyor."


Twitter'da Paylaş
0

Bu yıl Türkçede de Ben Buradan Okuyorum adlı çok ilginç bir kitabı yayımlanan İngiliz yazar Tim Parks, dijital çağda yaptığımız okumaların her dakikası için bir mücadele verilmesi gerektirdiğini söylüyor.

Günümüz İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından Tim Parks, internetin, e-postanın, anlık mesajlaşmanın yol açtığı “devamlı dikkat dağınıklığı durumu”nun geleneksel romanı öldürdüğünü iddia ediyor. Europa isimli romanıyla 1997 Booker Ödülleri’nde finale kalan Tim Parks, geleneksel uzun eserlerin modern okurun ilgisini çekebilmesi için daha küçük parçalara bölünmesi gerekebileceğini belirtiyor. Elli dokuz yaşındaki yazar New York Review of Books’taki yazısında, her cihazda daimi olarak kendini güncelleyen e-postalar, mesajlar, Skype ve haber sitelerinin çekiciliğinin, ciddi bir okuma yaparken her dakika mücadele vermemiz gerektiği anlamına geldiğini dile getiriyor.

Sonuç olarak romanların, devamlı yaşadığımız dikkat dağınıklığı haline ayak uydurması gerektiğini savunan Tim Parks, önemli bir kurmaca eserin talep ettiği özel çabanın –haftalar, hatta aylar alabilecek şekilde bir kitabın dünyasına girme ve sonrasında onun hakkında yeniden düşünme, her defasında hikâye veya hikâyelere yeniden başlama, göndermelerin yarattığı örüntü ile öbür romanlarla kurduğu ilişkiyi keşfetme sürecinin– bu dikkat dağınıklığından nasıl etkilendiğini göz önünde tutması gerektiğini belirtiyor. Tim Parks durumu şu sözlerle özetliyor: “Herkes benimle aynı fikirde olmasa da bir tahmin yürüteceğim: İncelikli, oldukça seçkin, kavramsal ve sözdizimsel duyarlığa sahip olan roman, ara ara durup molalar vermemizi sağlamak için kendini giderek daha küçük parçalara ayırma eğilimi gösterecek.” Parks’ın bu yorumları edebiyat çevresinin büyüyen endişesini yansıtıyor: İnternet romanın kuyusunu kazıyor.

Geçen ay Oxford’daki bir derste, yazar Will Self şunları söyledi: “Kültürümüzün merkezinde yer alan, bir sanat eseri ve sanatsal bir anlatı biçimi olan roman gözlerimizin önünde yok oluyor. Diyelim ki metinler artık internete bağlı cihazlarda, dijital bir ortamda okunmaya başlandı, roman okurlarının bu interaktifliği kendi istekleriyle yok sayacağına inanıyor musunuz? Eğer yanıtınız hayır ise romanın ölüm hükmü, bizzat sizin tarafınızdan, verilmiş demektir.” Parks’ın modern teknolojilerin yol açtığı dikkat dağınıklığı hakkındaki endişeleri Philip Roth’ta da yankı buldu. 2010 yılında Nemesis adlı kitabı yayımlandığında Roth bir röportajında, “Ciddi bir okumanın gerektirdiği konsantrasyon, odaklanma, yalnız kalma, sessizlik artık ulaşılması zor şeyler,” diyordu. Ne var ki her yazar bu kadar karamsar değil.

His Dark Materials üçlemesinin yazarı Philip Pullman, The Independent’a şunları söylüyor: “Ciddi bir edebi roman okumak isteyecek kişi sayısı her zaman çok değildir. Buna talep olursa hayatta kalmayı başarır. Bir değişime uğrayacak olan yayıncılık anlayışıdır, ki o da çok çeşitli değişim süreçleri ve kıvranmalar atlatmıştır. İlk büyük olay bir şeyleri yazmaya başlamaktı – eskiden öylece oturur hikâyeler anlatırdık. Bir başkası, Gutenberg’in matbaasıydı, böylece bu şeylerin kopyasını çok daha hızlı almak mümkün oldu. İnternet ve dijital ortam ise üçüncü büyük değişimi yansıtıyor – ama farklı türlerdeki hikâye anlatıcılığı her türlü sancının üstesinden geldi ve gelmeye devam edecek.” Öteki eleştirmenlerse edebiyat dünyasına olan inancın şu anki yaşadığı krize çok takılmıyor. Onlara göre romanın ölümü zaten yarım yüzyıldan fazla bir süredir öngörülüyordu. 1965 yılında, New York Review of Books’ta da yayımlanmış, İngiliz eleştirmen Frank Kermode’un konuyu soğukkanlılıkla ele aldığı bu konudaki makalelerden alıntılar yapıyorlar: “Bir tür olarak nitelendirilen romanın yegâne kaderi her zaman ölmek olacaktır.”

Çeviren: Kardelen Ayhan

(Adam Lusher, Independent)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR