Tolstoy nasıl vejetaryen oldu?
6 Mart 2017 Hayat İnsan Doğa

Tolstoy nasıl vejetaryen oldu?


Twitter'da Paylaş
1

Tolstoy 19. yüzyıldaki vejetaryen ve insancıl hareketleri nasıl hızlandırdı?

“Eğer biri gerçekten ciddi olarak iyi bir yaşam sürmenin yollarını arıyorsa, kaçınacağı ilk şey her zaman hayvansal besinler olmalıdır, çünkü böyle bir yiyeceğin ortaya çıkardığı hazları bir kenara bırakalım, tüketimi bile düpedüz ahlaka aykırıdır. Çünkü ahlaki duygularla tamamen ters düşen bir rolü –öldürmeyi– kapsıyor.”

“Kesimhaneler var olmaya devam ettikçe savaş alanları da varlığını sürdürecektir. Vejetaryen beslenme insancılın zorlu denemesidir.” Tolstoy

tolstoy

Lev Tolstoy Rus edebiyatının doruk noktalarından ama onun aristokratik hayatının son çeyreğinde önderlik ettiği Hristiyan anarşizmi de bir o kadar ilgi çekici. Tolstoy çarpıcı bir dönüşümle toplumsal konumunu, o dönemin gençliğinin ayrıcalıklı davranışlarını ve kendi kültürünün beslenme alışkanlıklarını bir anda reddediyor. Böylece, iyi bir hayatın münzevi arayışında vejetaryenliğin cesur bir savunucusu oluyor. Binlerce çağdaşı Tolstoy’un bu yaşam denemesini son derece ikna edici buluyor ve korktuğu gibi, onun iradesi dışında, kendi ilkeleri çerçevesinde birçok komün kuruluyor. Tolstoy şöyle diyor: “ 'Tolstoyculuk’ hakkında konuşmak, ondan kendine bir rehber aramak, sorulara verdiğim cevapları irdelemek hem harika hem korkunç bir hata.” New Yorker’dan Kelsey Osgood, “Yine de insanlar, rehberlik arayışı içinde, Tolstoy’un fikirlerine yönelmeye devam ettiş,” diyor. Bunlardan birisi de Mahatma Gandhi. Yazarla canlı bir iletişim içerisine giren Gandhi, 1910’da, Güney Afrika Johannesburg’da Tolstoy Farm (Tolstoy Çiftliği) adıyla bir komün kurar.

tolstoy

Anna Karenina’nın yazarı, hareketin önderi rolünde olmaktan tedirgin olsa da, düzinelerce felsefi ve teolojik eser yayımlayarak böyle bir muameleyi kendisi davet eder. Bu eserlerin çoğu, 19. yüzyılın sonlarında gelişmeye başlayan gergin ve zıt dini ve ahlaki fikirlerin karşısında yer alır. Sıklıkla “Kaslı Hristiyanlık” (Muscular Christianity) olarak anılan bu güncel maskülen eğilim, kültürün “feminenleşme”sine karşı çıkması ve sporla savaşçı ideallerini vurgulamasıyla, Viktoryen dönemde yaşayanlar tarafından bir erkeklik krizi olarak nitelendiriliyordu. Doğayla uyumu araması ve et yemek dahil şiddetin tüm biçimlerinden kaçınmasıyla Tolstoy’un bir çeşit “sebze Hristiyanlığı”nı temsil ettiği söylenebilir. Beslenme ve ahlaki sorumluluk hakkındaki 1891 tarihli denemesi The First Step’te beslenme hakkındaki yaygın dini tutumları şöyle betimliyor: “Keşişlerin münzeviliğini hedef alan Evanjelik bir vaizin kendi özgünlüğüne duyduğu gururla bir keresinde bana şöyle dediğini hatırlıyorum: 'Bizimkisi biftek Hristiyanlığı, oruç ve mahrumiyet Hristiyanlığı değil.' Hristiyanlık, ya da genel anlamıyla erdem –ve biftek!” “Bu bağdaştırmadan dehşete kapılmadığını” itiraf ederken, bunun nedenini, “insan kötü kokuya, sese, gaddarlığa öyle alışık bir hale geliyor ki, bunlara alışık olmayan bir insanı ne kadar etkileyeceği artık aklına bile gelmiyor” sözleriyle açıklıyor. Tolstoy kendi kültürünün, savaş ve kölelik kadar zalim bir olay olan hayvanları öldürme ve yemenin korkunçluğuna fazla alışmış olduğu kanaatine varıyor. Tolstoy bugünkü çoğu hayvan hakları aktivistinin de yapacağı gibi, et yemenin dehşetini bir kesimhaneyi detaylarıyla betimleyerek aktarıyor ve şöyle bitiriyor: “Eğer biri gerçekten ciddi olarak iyi bir yaşam sürmenin yollarını arıyorsa, kaçınacağı ilk şey her zaman hayvansal besinler olmalıdır, çünkü böyle bir yiyeceğin ortaya çıkardığı hazları bir kenara bırakalım, tüketimi bile düpedüz ahlaka aykırıdır. Çünkü ahlaki duygularla tamamen ters düşen bir rolü –öldürmeyi– kapsıyor.

tolstoyTolstoy, son günlerinde papazıyla görüşme sırasında.

“Bunu bilmiyormuş gibi yapamayız. Devekuşu değiliz ki. Görmek istemediklerimize bakmayı reddedersek artık orada olmayacaklarına inanamayız. Genç, nazik ve ahlakı bozulmamış insanlar –özellikle kadınlar ve genç kızlar– iyi olmayı istediklerinde, bunun mantıksal bir sonuç olduğunu fark etmeseler de erdem ve biftek yemenin asla uyuşmayacağını hissedecekler ve et yemeyi bırakacaklardır.” Vejetaryenlik fikri tabii ki Tolstoy’dan önce de vardı ve yüzlerce yıldır Hindu ve Budizm uygulamalarında yer alıyordu. Avrupa ve Amerika’da artan popülerliği de Tolstoy’dan önce başlamıştı. “Tolstoy’un oğlu Sergei Lvovich’e göre, Tolstoy 1885 sonbaharında büyük yazarı ziyaret eden pozitivist ve vejetaryen William Frey ile tanıştıktan sonra, 50 yaşında lafını sakınmayan bir vejetaryen oldu” diyor Sam Pavlenko. Tolstoy’un beslenme görüşü, Charlotte Alston’un açıkladığı gibi “örgütlenmesi gittikçe artan” 19. yüzyılın sonlarındaki uluslararası vejetaryen hareketlere de uyuyor. Tolstoy’un The First Step’te yer alan düşünceleriyle aynı çizgide, vejetaryenliğin destekçileri sadece hayvanlara uygulanan zalimliğe değil aynı zamanda “et endüstrisinde çalışan kasapların, mezbaha çalışanlarının ve hatta çoban ve sürücülerin acımasızlaşmasına” da şiddetle karşı çıkıyorlardı. Fakat vejetaryenlik Tolstoy’un aynı zamanda iffet, ölçülülük, özel mülkiyetin reddini ve “baskı ve şiddetin her çeşidine dahil olmamayı” da içeren din felsefesinin sadece bir kısmını oluşturuyordu. Bu görüşleri, Tolstoy’un beslenme alışkanlıklarının çağdaşlarından ayrılmasını sağladı. Tolstoy ve takipçileri “vejetaryenlik ve daha geniş bir insancıllık arasındaki bağlantının açığa çıkmasına yardımcı oldu.” Alston, “Hayvanları yemek için öldürmenin kötülük olarak görülmesi fakat savaşlar ve idam cezasıyla insanları öldürmenin kınanmaması aynı anda nasıl mümkündü? Vejetaryen hareketinin tüm mensupları ikinci kısma katılmıyordu” diye özetliyor. “Bazıları savaş ve beslenme sorunsalları arasında hiçbir bağlantı görmüyordu.”

tolstoy

Tolstoy’un şiddetin tüm çeşitlerine karşı olan felsefesi, aslında ondan önce de ortada olan bir fikirdi. Ama bu fikirleri iki kızı ve en sonunda vejetaryen olan eşi Sophia dahil, onu parlak bir örnek olarak görenler sayesinde tüm dünyada yankı buldu. 1874’te ailenin yemek tariflerinin bulunduğu bir kitap yayımlandı ve bu kitaptan tarifler Pavlenko’nun kendi kitabı Leo Tolstoy: A Vegetarian’s Tale için uyarlandı. (Peynirli makarna tarifi.) Tolstoy and His Disciples adlı çalışmasında Alston, büyük Rus yazarın geniş çaplı etkisini hem beslenme alışkanlığı hem de ruhsal uygulamaları ve özgün politik ve dini görüşleri üzerinden detaylandırıyor. İlginçtir ki, Tolstoy kendi zamanının ve bugünün hayvan hakları aktivistlerinin aksine, cezanın sadece zulmün devamıyla sonuçlanacağına inandığından, hayvan zulmünü cezalandırmak için gerekli yasal düzenlemelere karşı çıkıyor. “Şiddetten ve direnişten kaçınma ve kardeşlik, Tolstoy'da vejetaryenliğin temelini oluşturan ilkelerdi” diye gözlemliyor Alston ve şöyle ekliyor: “Bu ilkeler, Tolstoy’un takipçilerinin vejetaryenlerle yakın bir işbirliği içerisinde olmasını sağlasa da, birçok yönden onları vejetaryenlerden ayrı tutar.”


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Bilmem Kim
Büyük bir insan, zeki bir düşünür, sorgulayıcı bir filozof. Katılmamak elde değil!
2:43 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR