Transrealizm: 21. Yüzyılın İlk Büyük Edebi Akımı
4 Aralık 2019 Edebiyat

Transrealizm: 21. Yüzyılın İlk Büyük Edebi Akımı


Twitter'da Paylaş
0

Bilimkurgu ya da realizm türüne ait olmayan, ancak ikisinin arasındaki rahatsız edici bölgeyi kaplayan transrealizmin edebiyattaki etkisi özellikle son yıllarda hissediliyor.

Philip K. Dick’in Karanlığı Taramak adlı romanı en ünlü ve en fazla anlaşmazlık çıkaran eserlerinden biridir. Eser 1973’te yazılmış olmasına rağmen 1977’ye kadar yayımlanmadı. Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? gibi bilimkurgu türüne ait olan diğer romanları ve türe veda ettikten sonra yazdıklarından ayrılıyordu. Karanlığı Taramak iki hikâyeyi, yani zihinleri yok eden bir uyuşturucunun etrafında dönen bir bilimkurgu hikâyesini ve yazarın uyuşturucu bağımlılarının arasında yaşadığı dönemi anlatan otobiyografik olayları bir araya getiriyor.

Eleştirmen ve yazar Rudy Rucker’ın 1983 tarihli Transrealist Manifestosu’nda değindiği üzere bu roman transrealist türün ilk örneğiydi. Rucker’ın makalesi otuz yıl sonra hâlâ günümüz edebiyatına uygulanabiliyor. Ancak Rucker makaleyi yazdığında bilimkurgu ve popüler edebiyat birbirlerinden ayrı tutulmalarına rağmen şimdi ikisini ayırt etmek bir hayli zor. Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü’nü, Stephen King’in mavi yakalı Amerikalıların hayatlarının doğa üstü olaylar yüzünden bir anda değişmesini anlatan romanlarını ve Iain Banks ile J.G. Ballard’ın bazı eserlerini transrealist eserlere örnek olarak verebiliriz. 

Margaret Atwood ve J. G. Ballard

Transrealizme göre roman yazmak için her şeyden önce gerçekliğe odaklanmak gerekiyor. Olay örgüsü ve karakterlerin yapay yollara başvurulmadan, yazarın kendi tecrübeleri, gerçek olay ve kişiler temel alınarak yaratılmasını savunuyor. Eserin teması fantastik, korku ya da bilimkurgu türlerinden esinlenerek oluşturuluyor. Örneğin, Amerikan lise hayatının gerçekçi ve ayrıntılı tasvirini yapan transrealist yazar, karakterlerinden birine bir anda süper güçler bahşedebiliyor. Ayrıca transrealizmin amacı, gerçekliğin yapaylığını ya da gerçek diye bir şeyin aslında olmadığını hissettirerek okuru rahatsız etmek. 

Rudy Rucker’a göre “Transrealizm çığır açıcı niteliktedir. Kitlelerin düşünce tarzını kontrol etmede en etkili araç, çoğunluk tarafından kabul edilmiş düşüncelerdir.” Transrealizm ise bu sorunu ortadan kaldırmayı hedefler. Atwood, Pynchon ve Foster-Wallace gibi isimler transrealist teknikler kullanarak kimin normal olup olmadığına karar veren, çoğunluk tarafından paylaşılan görüşlere, kadınlara uygulanan siyasal baskı gibi durumlara karşı geliyorlar. Günümüzde transrealizm, çağdaş edebiyatın en radikal ve zorlu eserlerinin temelini oluşturuyor. Matt Haig’in genç yetişkinler için yazdığı İnsanlar okuru, insanları bir uzaylının gözünden görmeye davet ediyor. Öte yandan, Colson Whitehead Bölge Bir’de zombi istilasını anlatırken ırkçılığa değiniyor. Transrealizmin yalnızca otuz yıllık bir geçmişi var, ancak özellikle önümüzdeki otuz yıl içerisinde edebiyatın sınırlarını çizen akımlardan biri olabilir.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR