Ulysses’e İlk Tepkiler
21 Eylül 2018 Edebiyat Kültür Sanat Roman

Ulysses’e İlk Tepkiler


Twitter'da Paylaş
0

Ulysses 2 Şubat 1922’de kitap olarak yayımlandığında İngilizce edebiyat sonsuza dek değişti. Çok az kişi bu kitaptaki dehayı gördü.

Joyce Ulysses’i yazarken, Einstein ışık ışınını büküyor, Freud zihnin bilinçdışını dillendiriyor, Schönberg atonal armonik diziler yaratıyor, Kübistler iki boyutlu resim düzlemini geometrik soyutlamayla kırıyordu. Bu olaylara ilk tepkiler ancak çelişkili olabilirdi. Ulysses’in yayımlanması da öyle bir hengâme yaratmıştı ki kitap İngiltere ve Amerika’da yasaklanmıştı. Ulysses 2 Şubat 1922’de kitap olarak yayımlandığında İngilizce edebiyat sonsuza dek değişti. Çok az kişi bu kitaptaki dehayı gördü. Eleştirmen Edmund Wilson New Republic’teki yazısında (1922) romanın edebiyat geleneğinden saptığını, roman türü için bahisleri yükselttiğini ve “belki de sıradan insan bilincinin şimdiye dek çekilmiş en aslına uygun röntgeni” olduğunu söyler. Ulysses ilk olarak Fransa’da İngilizce yayımlandı. Joyce’un kırkıncı doğum gününde, Paris’teki yayıncısı Sylvia Beach ona ilk elden Ulysses’in birinci baskısının ilk nüshasını verdi. Ama İngilizce konuşan okurların yasal olarak bir nüsha edinmesi on iki yıl alacaktı. Joyce o yıllarda romanın gündemde kalması ve konuşma özgürlüğü için hararetle mücadele etmişti. Ulysses’e karşı açılan dava, Batı dünyasının çağdaş yaşamın vaatlerine ve tehlikelerine uyum sağlamaktaki sıkıntılarının semptomu olmakla beraber, geçmişin boyunduruğundan kurtulma mücadelesinin simgesiydi.

ulysses james joyce

Virginia Woolf, “Aralık 1910 civarında insan karakteri değişti” iddiasında bulunur (Roger Fry’ın Cezanne, Gaugin, Van Gogh gibi postempresyonistleri tanıttığı ve büyük tepkiyle karşılaştığı sergiye istinadendir bu yorum). Bu da Joyce’un on yıldan fazla müstehcenlik yasaları, telif hakları, gümrük ve posta yetkililerinin ayrımcı uygulamalarına karşı verdiği mücadele koşullarını doğrular niteliktedir. 1933’te, ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı John Woolsey Ulysses’i müstehcenlik davasından beraat ettirerek romanın ABD’de yayımlanmasının önünü açar. Joyce kıta Avrupa’sını erken modernizmin merkezi olarak görüyordu ve 1904’te İrlanda’yı temelli terk etti. Tecrit olmuş Dublin’deki hayatla ve İrlanda siyasetiyle bağlarını koparması Joyce’un uluslar arası edebiyat çevrelerine girmesini sağladı. Ne var ki hayatı boyunca memleketiyle karmaşık bir ilişkisi oldu, sanatını şekillendiren etkileri hem benimsedi hem de reddetti. Stephen Ulysses’te bir hizmetçinin kırık aynasını İrlanda’da sanatın sembolü olarak görür. Joyce İrlanda’da kendini bir yabancı olarak görüyordu, defalarca geri dönse de, İrlanda’yla siyasi bağ kurmayı reddetti. Ülkenin tarihine hayrandı ama memleketlilerinin taşralılığından nefretini de gizlemiyordu: “Bu ülkede doğan bir insanın ruhunun üzerine uçmasın diye ağlar atarlar hemen. Bana milletten, dilden, dinden bahsediyorsun. Ben işte bu ağlara rağmen uçmaya çalışacağım.” (Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi) Joyce Ulysses’i 1915’te, Zürich’e taşındığı yıl yazmaya başladı; önceki on yılın çoğunu Trieste’de geçirmiştir. Niyeti “Avrupai” bir edebiyat eseri yazmaktı, ama din ve müzik konusunda İrlandalılığından vazgeçemiyordu. Katolikliği reddetse de, Katolik eğitimi hep önem atfettiği bir şey olarak kaldı. Gençliğindeki şarkıcılık kariyerinde ve şiirlerinde İrlanda’ya özgü bir hassasiyet ve melankoli vardır, sonraki eserleri de bu izleri taşıyacaktır. Nitekim Djuna Barnes Ulysses’teki şarkıcının sesini duyduğunu söyler. Edmund Wilson Joyce’un üslubunu “öyküleyici değil senfonik” olarak tanımlar.

james joyce

Dublin Üniversitesi, 1902. Joyce, ayakta, soldan ikinci.

Joyce’un pornografik bir kitap yazdığı düşünülür. Bununda da ötesinde Ulysses’in yapısını anlayamamak çoğu okurun sinirini bozar.

Başlarda Joyce’un yazıları Ezra Pound’un dikkatini çeker. Pound Joyce’u Amerika’daki The Little Review dergisinin editörleriyle tanıştırır. 1918’de Ulysses’in ilk bölümleri bu dergide yayımlanmaya başlar. 1920’ye gelindiğinde bu girişim onlara pahalıya patlar – haklarında müstehcen neşriyat davası açılır. 1922’de Paris’teki Shakespeare and Company kitabevinin sahibi Amerikalı Sylvia Beach Ulysses’i yayımlamayı teklif eder. Bin baskı yapılır ve hemen uluslar arası noktalara dağıtım yapılır. O yılın sonlarına doğru Londra’daki Egoist Press Fransa’da iki bin nüshalık ikinci bir basım yapar. New York posta yetkilileri beş yüz nüshaya el koyup yakar. 1923’te Egoist Press beş yüz nüshalık üçüncü bir basım yapar, dört yüz doksan dokuzuna İngiliz gümrük yetkilileri tarafından el konur. Ulysses kaçak dağıtıma girer, hatalar ve eksiklerle dolu korsan baskıları yapılır ve ancak yasa dışı satılır. Kaçak baskılar satan, adı çıkmış yayıncılardan biri olan Samuel Roth Joyce’un gazabına uğrar. Dünyanın önde gelen yazarları Ulysses’in korsan baskılarına karşı imza kampanyaları yürütür. Eleştirmenlerin Joyce’un esere biçtiği anlamı kaçırmaları, Ulysses’in şöhretine şöhret katar. İlk başlarda hiç de ilginç olmayan bir yanlış anlaşılmayla karşılanır: Joyce’un pornografik bir kitap yazdığı düşünülür. Bununda da ötesinde Ulysses’in yapısını anlayamamak çoğu okurun sinirini bozar. Joyce böyle bir yapıyı kasten belli etmemiştir. Her ne kadar Ulysses’in yapısı son derece karmaşık (belki de Joyce’ın dediği gibi “aşırı sistemleştirilmiş”) olsa da kurduğu şemayı uzun süre gizli tutmuştur.

Virginia Woolf: “Bay Joyce’un Ulysses’teki münasebetsizliği bana öyle geliyor ki nefes almak için illa da camları kırması gereken çaresiz bir adamın bilinçli ve hesaplı münasebetsizliği. Yer yer camlar kırıldığında muhteşem, ama ne gerek vardı bu kadar enerji harcamaya!”

Joyce’un iftiharla söylediği üzere, temaların ve yapıların çözülmesi âlimleri ve akademisyenleri yıllarca meşgul edecek, bu da ölümsüzlüğünü temin edecektir. 1930’da Stuart Gilbert’ın Ulysses’in yapısının bazı kısımlarını yayımlamasına izin verir, ama sonra bu kararın reklam amaçlı bir manevra olduğunu ve aslında korkunç bir hata olduğunu itiraf eder. Odysseia ile Ulysses arasındaki paraleller nihayetinde Homeros’a selam olarak okunur ve bugün de yaygın olarak tartışılır. Ulysses cinsel organları, bedensel işlevleri ve ayıplanabilecek diğer insani özellikleri betimleyen sözcükler ve pasajlar içerir. Joyce’un gündelik hayatı bütün banalliğiyle kılı kırk yararak incelemesi kamuoyunu küplere bindirir. Virginia Woolf şöyle yazar: “Bay Joyce’un Ulysses’teki münasebetsizliği bana öyle geliyor ki nefes almak için illa da camları kırması gereken çaresiz bir adamın bilinçli ve hesaplı münasebetsizliği. Yer yer camlar kırıldığında muhteşem, ama ne gerek vardı bu kadar enerji harcamaya!” T.S. Eliot ise Ulysses’in “bütün on dokuzuncu yüzyılı imha ettiğini” söyleyerek övgüye boğar Joyce’u.

joyce

Joyce, Flaubert’i çok iyi okumuştur ve Dante’ye hayrandır. Ibsen okumak için Danca öğrenir ve ilk eleştiri yazısı da Ibsen’in Biz Ölüler Uyanınca oyunu üstünedir. Yeats’le tanıştığında, Yeats’in ondan etkilenemeyecek kadar yaşlı olduğunu ifade eder. Yeats de bu iltifata Ulysses’i okuyamadığını itiraf ederek karşılık verir. Joyce gerçek çağdaş okurlarının o günkü yazarlar ve sanatçılar olduğunu düşünüyordu, bu yüzden eserinin okunması için sebatla mücadele etti. Mektuplar yazdı, eleştiri yazıları biriktirdi, Ulysses destanının her ayrıntısını kayda geçirdi. Hararetli cevaplar almak hoşuna gidiyordu. Arkadaşlarına ve tanıdıklarına nüshalar gönderdi. Arkadaşı Robert McAlmon kitabı bitirmeye bile zahmet etmeden tanıtım yazdı ve Joyce’a kitabı camdan fırlatmayı düşündüğünü belirtti. Joyce da şöyle cevap verdi: “Ulysses’i camdan atma. Pyrrhos Argos’ta böyle ölmüştü. Ayrıca aşağıdan Sokrates geçiyor olabilir.” Ulysses’e çok çabuk ve aşırı tepkiler geldi. Malcolm Cowley suya atılan taş metaforunu kullanarak durumu şöyle anlatır: Kısa bir sessizlik oldu, taş suya atıldı ve “havuzda yaşayan bütün kurbağalar hep bir ağızdan konuşmaya başladı.”

İngilizceden çeviren: Cemil Canıpek

* yes I said yes I will Yes (A Celebration of James Joyce, Ulysses and 100 Years of Bloomsday) kitabından kısaltılarak çevrildi. Yukarıdaki desen: Helena Perez Garcia


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR