Ulysses’i Niçin Okumalısınız?
16 Haziran 2019 Edebiyat Roman

Ulysses’i Niçin Okumalısınız?


Twitter'da Paylaş
0

"Hayat, kötü bir kitabı okumayacak kadar kısadır." Ulysses, James Joyce

16 Haziran 1904, günlerden Perşembe. Leopold Bloom sabah kahvaltısını yapar, sonra Dignam’ın cenaze törenine katılır, ardından Dublin’in sokaklarında avare avare dolaşır ve günün sonunda evine döner. Peki nasıl oluyor da sıradan bir adamın sıradan bir gününü anlatan bu modernizm başyapıtı, edebiyatın okuması en zor romanlarından biri olabiliyor? Madem okuması bu kadar karmaşık ve zahmetli bir eser, siz onu yine de niçin okumalısınız?

1. Anlatımın sınırlarını ve sınırsızlığını öğrenmek için

Ulysses’te her bölüm farklı bir tarzda yazılmıştır. 15. bölüm bir oyun, 13. bölüm ucuz aşk romanı, 12. bölüm tuhaf, abartılmış müdahalelerle dolu, 11.si müziğe benzeme amacıyla ses öykünmesi, tekrar ve ses yinelemesi, 18.si ise tamamen bilinçakışı... Edebi anlatımın her türüne değinen Joyce, okura mümkün olan her anlatım tarzını tek bir eserle karşımıza sunar.

Örneğin, 17. bölümde (Ithaca) betimlemenin sınırını ya da sınırsızlığını (bu artık okura kalmıştır) gösterir Joyce: mutfaktaki eşyaların dökümünden, Leopold Bloom’un kitaplarının listesine kadar. Ama bu bölümün en meşhur kısmı Stephan’la eve dönen Bloom’un çay koymasıyla gelişir. Musluk suyunun nereden geldiğinden başlayıp, Dublin’in su kaynaklarının geçmişine; Bloom’un suyun hangi özelliklerini sevdiğine kadar gelir söz. Başka bir romanda lafı bile geçmeyecek olan bir olay, Ulysses’te ayrıntılı biçimde anlatılır.

2. Modernizmi anlamak için

Kimilerine göre modernizmin zirvesi olan Ulysses, kimilerine göreyse aslında postmodernizmin ilk başvermesidir. Romanın deneysel oluşu, düşünce sürecini gözler önüne sermesi, kısacası daha önce denenmemiş bir şeyin yapılmış olması onu modernist kılmaktadır. Bilinçakışı tekniği bir yana, birçok tarzın beraber kullanılması, klasik edebiyatta insana dair bahsedilmeyen mahrem, zaman zaman kaba atfedilebilecek olayların anlatılması, detaycılığı, sıradanı meşrulaştırması onu modernist nitelendiren diğer sebeplerden. İşte bu yüzden, sıradan bir günün sıradışı anlatımı denildi mi akla ilk Ulysses gelir.

Diğer bir yandan eseri postmodernizm kabul eden çevreler, buna sebep olarak eserin alaycı dilini, içerdiği parodileri, önceki eserlere atıflarda bulunmasını, uzun uzun anlatılan olayları, organize bir şekilde aktarım yapılmamasını örnek gösteriyor. Nitekim modernizm ve postmodernizm birbirlerinin zıttı olarak algılansa da ortak noktalara sahip: dünya savaşlarından etkilenen insanlık ve sanayileşme gibi. Ayrıca kendinden önceki anlatı tarzlarını yıkan, aynı zamanda eski tarzlardan yeni bir karışım ortaya koyan Ulysses, edebiyat dünyasını düşündürmeye devam edeceğe benziyor.

3. Sıradan insanı anlattığı için

“Bir orta sınıf epiği” diye de yorumlanan Ulysses, Birinci Dünya Savaşı’yla yükselen ve dayatılan “kahramanlık” söyleminin karşısında durarak, sıradan insan deneyiminin saygınlığına işaret eder. Sıradan okurdan bir süre sonra ayrı düşmesiyle eleştirilse de bu çatışmanın ortalama bir insan üzerindeki etkisini yansıtan en büyük eserlerden biridir. 

Bunun en sağlam uygulaması, Joyce’un karakterlerin iç monologlarını kullanması. Böylelikle bu zihinlerin gayet sevilesi, azımsanmayacak kadar karmaşık ve tek başına bile oldukça ilginç olduğunu göstermiş. Tek bir günü en küçük detayına kadar anlatarak; sıradan, ortalama bir hayatta gözden kaçırdığımız veya önem vermediğimiz unsurların aslında ne kadar hayret uyandırabileceğine inandırır. “Gündelik” olan, Ulysses’le beraber basitliğini yener. 

4. Bilinç akışını görmek için

Edebiyat tarihinde bilinçakışı deyince hemen iki isim akla geliyor: Virginia Woolf ve James Joyce. Tarihin en zevkli kapışmalarından birine şahit olabiliriz bu ikiliyle. Kimi eleştirmenlere göre bilinç akışının en iyi örneği Ulysses'tir. Aslında insan zihninin nasıl çalıştığını, düşüncenin nasıl aktığını betimler. Özellikle 18. bölümü (Penelope) baştan sona bu tarzda yazılmış; yaklaşık 45 sayfalık, hepi topu sekiz cümledir.

Molly’nin bilinç akışı bu bölümde gerçekleşir. Kısacası Molly bu bölümde “düşünür”. Bu düşünceler 20. yüzyılı göz önüne alırsak oldukça nahoş ve kaba gelebilir. O dönemde yaşayanlar bu düşünceleri muhtemelen hastalıklı buluyolardı. Molly, önceki sevgililerini düşünür, gelecekteki kaçamaklarını hayal eder, Blaze Boylan’ın fiziğini kocasınınkiyle karşılaştırır. Molly’nin bilinçakışı olduğu gibi yansımaktadır ve bu Joyce’un kadınlar, evlilik ve kadınlık hakkındaki eski kalıplarla uğraşmasına imkân verir.

5. Muzipliği için

“İnsanlar bu kitaptan ahlak dersleri çıkaracak diye korkuyorum, oysa içinde tek bir ciddi satır bile yok.” James Joyce

Muzip. Gerçekten. Kimi zaman okurken kendinizi yan yan sırıtırken bulabilirsiniz. Bazen eleştirdiği sisteme gülüyorsunuz, bazen de sizin yakındığınız sıkıntıların İrlanda’da hatta İrlandalılarda da olmasına gülüyorsunuz. İnsan doğasının evrenselliğini gösterirken, aynı zamanda sıradan diyalogların aslında ne kadar mizah içerebilceğini farkettiriyor. Belaltı şakalar, kelime oyunları, kinayeler gırla.

"Ülkeyi değiştirmek olanaksız, gel konuyu değiştirelim." Ulysses

6. Bulmacaları çözmek için

Kuşkusuz, Ulysses alegorilerle, analojilerle, dolaylı anlatımlarla, oldukça derin sosyal, kültürel ve edebi atıflarla dolu. Joyce’un aldatıcı ve deneysel eseri, çoğu kez “Ne okuyorum ben”, “Neyden bahsediyor bu cümle” gibi sorular sordurtuyor okura. Gerçek şu ki, yapılan alayları, göndermeleri hatta karakterlerin neyi tartıştıklarını anlamak için sadece Odysseia’yı, Hamlet’i, İlahi Komedya’yı bilmek yetmiyor; dönemin sosyokültürel ve politik durumuna, İrlanda’nın tarihine hâkim olmak, Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi’nin başkahramanı Stephen Dedalus’u da tanımak gerekli. Bir kitabı okumak için başka bir sürü kitabı ve tarihi bilmek meşakkatli gelebilir; bunun için bir çözüm var. Diğer eserleri bilmeseniz bile, okuduğunuz yerlerde nerelere atıfta bulunulduğunu görmek için joyceproject.com’u kullanarak Ulysses’i okuyabilirsiniz. Bu sitede romanın orijinalinin tamamı ve çözümlenmiş bir hâli mevcut; böylelikle çözemediğiniz bulmacaları buradan öğrenebilirsiniz.

7. Dublin’i deneyimlemek için

Joyce bir defasında, “Bir gün Dublin yıkılırsa bu romana bakıp yeniden yapılsın diye yazdım,” demiş. Her ne kadar çok iddialı bir söz olsa da, romanda Dublin’e dair muazzam çoklukta ayrıntı var. Zamanında içerdiği mahremiyet ve öznel anlatıdan (1920’lerde Bloom’un mastürbasyon yaptığı bölüm yargılandı ve yayımı durduruldu) dolayı yasaklanmış bir kitap olsa da, aslında romanın birçok olayı kamusal alanda, dışarda gerçekleşmektedir. Deniz kıyıları, sokaklar, mezarlıklar, barlar, müzeler, kütüphaneler... Koca bir günü (!) Dublin'i dolaşarak geçiren Bloom'la beraber bizler de Dublin'e dair oraya gitmeden hatta belki de bu kitabı okumadan öğrenemeyeceğimiz kuytuları keşfediyoruz.

8. Odysseia, Hamlet, Cehennem ve dahası için

Ulysses’in, Odysseia’nın modern ve ironik bir alegorisi olduğuna herkes hemfikir. Nasıl mı? Her bölüm Odysseia’dan bir karakter ya da bir bölüm üzerinden alınmıştır. Fakat bu referanslar çekişmeli ve üstü kapalı ya da kinayelidir. Örneğin Odysseuss 20 yıllık uzun bir yolculuğun ardından evine ve sadık eşine kavuşur, Leopold’sa bir gün boyunca Dublin’de dolaşır ve sadakatsiz eşine döner.

Ama roman aynı zamanda Hamlet’e, Dante’nin İlahi Komedya’sındaki Cehennem’e ve Eski Ahit’e de selam çakıyor. Bu durum, adı geçen eserleri daha önce okumamış olanların merakını cezbedip okumalarını sağlarken, okuyanların da Ulysses’i okurken ayrı bir keyif almalarını sağlıyor.

9. Okunmaz diyenlere meydan okumak için

Kendini doğrulayan kehanet teorisine göre bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, asla başaramazsınız. Ama herkesin imkânsız gördüğü şeyi, siz mümkün kabul ederseniz, zafer sizindir. Sonuçta Ulysses’i okuyanlar var değil mi? Eser için “Bu hepimizin borçlu olduğu ve hiçbirimizin kaçamadığı bir kitap,” diyen T.S. Eliot ya da Ernest Hemingway gibi tutkulu severlere de sahip. Demek ki Ulysses okunmaz değil; dili farklı gelebilir, kurgu karmaşık gelebilir, konular ilginizi çekmeyebilir ama okunmaz dendi diye bunun kabul görülüp okunmaması büyük kayıp olur. 

10. James Joyce öyle istediği için

“Okurlarımdan tek isteğim, yaşamlarını kitaplarımı anlamaya adamalarıdır,” diyor James Joyce. Gerçi eşi Nora Joyce, bu sözüne karşılık “Neden insanların okuyabilecekleri kitaplar yazmıyorsun?” diye soruyor, ama olsun.

Şaka bir yana, Joyce destanların insanlara nasıl kişiler olmaları gerektiğini söylediğini biliyordu. Eserinin tam da birtakım erdem ideallerini yansıttığına inandığı için kitabı Odesseia'yla, İncil’le, Cehennem’le ve Hamlet’le aynı sıraya koymuştur. Ulysses de ancak bir şey anlattığı kabul edilerek okunduğunda ve öğretildiğinde, etkisini insanlar üzerinde gösterecektir.

Bonus: Her yıl 16 Haziran tarihi İrlandalılar arasında “Bloomsday” olarak kutlanır; insanlar romandaki karakterler gibi giyinip, kitaptan bölümler okuyarak sokaklarda dolaşır, Stephen’la xx’in yaptığı kahvaltıyı canlandırır.

Kaynaklar

https://www.youtube.com/watch?v=X7FobPxu27M

https://www.economist.com/prospero/2012/06/16/why-you-should-read-this-book

https://www.britannica.com/topic/Ulysses-novel-by-Joyce

https://www.bartleby.com/essay/Literary-and-Character-Analysis-of-Ulysses-by-F3CPBFGATJ

https://modernism.coursepress.yale.edu/ulysses/

https://www.differencebetween.com/difference-between-modernism-and-postmodernism-in-literature/

http://ekici.blogspot.com/2012/12/ulyssesi-neden-okumalyz.html

Notos, Sayı 64, Haziran-Temmuz 2017


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR