Ursula K. Le Guin’in Muhteşem Romanı Mülksüzler’den 10 Alıntı
19 Aralık 2018 Liste

Ursula K. Le Guin’in Muhteşem Romanı Mülksüzler’den 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

1 Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır. Ama artık hiç bir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta. Biliyorsun. Sen de onun hastalığını yaşıyorsun. Onun intihara sürükleyen hastalığı.

2 Çünkü her birimiz her şeyi, Ölü Kralların mezarlarında yığılmış her türlü zenginliği hak ediyoruz, aynı zamanda hiçbirimiz hiçbir şeyi hak etmiyoruz, açken bir dilim ekmeği bile hak etmiyoruz. Başkası açken biz yemedik mi? Bizi bunun için cezalandıracak mısınız? Diğerleri yerken aç kalma erdemini gösterdik diye bizi ödüllendirecek misiniz? Hiç kimse cezayı kazanmaz, ödülü de. Aklınızı hak etmek, kazanmak gibi fikirlerden arındırın, ancak o zaman düşünebileceksiniz.

3 Uzattığınız el de boş, tıpkı benimki gibi. Hiçbir şeyiniz yok. Hiçbir şeye sahip değilsiniz. Hiçbir şey sizin malınız değil. Özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir.

4 Ben özgür bir insanım buraya gelmek zorunda değildim dedim. Hep böyle düşünüyoruz, söylüyoruz, ama yapmıyoruz. İnsiyatifimizi beynimizin içine sıkıca kapıyoruz, sanki içine girip “Hiç bir şey yapmak zorunda değilim, kendi seçimlerimi kendim yaparım, özgürüm” diyebileceğimiz bir oda gibi.

5 Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar. Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve Kaya'dan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır. Yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın-ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel oldugunu görmenin yolu ölümün bakış açısından geçiyor.

6 Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu. Kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. Bütün duvarlar gibi iki anlamlı iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.

7 Gerçekten eşitliği kabul edip entellektüel dayanışmaya katılabilirler miydi, yoksa yalnızca hükmetmeye, güçlerini ilan etmeye, sahip olmaya mı çalışıyorlardı?

8 Duvar ne işe yarar? Bir yeri diğerinden ayırmaya mı? Sen o taraftasın, ben bu tarafta.Duvar çok büyükse ve ben diğer tarafa rahatça geçemiyorsam, beni sınırlamak için yapılmıştır, bulunduğum yerde kalmam istendiği için.Bir kapı ve bir görevli varsa kapıdan kimlerin geçtiğini birileri bilmek istiyordur. Duvar; sınırdır.

9 Ardışıklık bizim doğrusal zaman duygumuzu ve evrim kanıtlarını gayet güzel açıklıyor. Yaratmayı ve ölümlülüğü de içeriyor. Ama orada duruyor. Değişen her şeyle ilgileniyor, ama nesnelerin aynı zamanda nasıl kalıcı olduklarını açıklayamıyor. Yalnızca zamanın okundan bahsediyor ama zamanın çemberinden asla bahsetmiyor.

10 Biz sizi görmemezlikten geliyoruz, siz de bizi. Siz bizim tarihimizsiniz. Biz belki sizin geleceğiniziz. Öğrenmek istiyorum, görmezlikten gelmek değil. Gelmemin nedeni bu. Birbirimizi tanımalıyız. İlkel insanlar değiliz. Ahlâkımız artık kabile ahlâkı değil, olamaz. Bu tür bir görmemezlikten gelme yanlış, yanlışlıklara yol açar. Bu yüzden öğrenmeye geldim.

 

(Mülksüzler, Ursula K. Le Guin, Metis)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR