Vasiliy Andreyiç: “Geliyorum, geliyorum!”
17 Ağustos 2019 Edebiyat

Vasiliy Andreyiç: “Geliyorum, geliyorum!”


Twitter'da Paylaş
0

Tolstoy’un okurun kulağına fısıldadığı kadardır belki de tüm bildiklerimiz...

Tolstoy’un ölüm üstüne düşünmediği bir tek yapıtı bile var mı ki, varsa da bilmiyorum. Tolstoy’un ölüm hakkında yazdıklarını okurken yaşamı, yaşam hakkında yazdıklarını ise okurken ölümü görürüz sıkça. Biraz sonra ölecek olanın zihnine girerken yakaladığımız kelimelerin gücüne inanmamamız ise mümkün değil. Duru, yalın ve gerçekçi monologlar. Ölüme yaklaşan birinin monologları nasıl gerçekçi olabilir diye bir soruyu sormayın bana, zaten asıl mesele de bu, edebiyat burada devreye girer. Tolstoy’un Efendi ile Uşağı adlı öyküsünden bahsediyorum.

“Uyanıyor, ama uykuya daldığında tamamen farklı uyanıyor. Ayağa kalmak istiyor, kalkamıyor, elini hareket ettirmek istiyor, ettiremiyor, ayağını da aynı şekilde hareket ettiremiyor. Başını çevirmek istiyor, yapamıyor. Hayret ediyor, ama buna hiç üzülmüyor. Bunun ölüm olduğunu anlıyor ve buna hiç üzülmüyor.”

Vasiliy Andreyiç ölüme bu kadar yakın olup da neden üzülmüyor? Neden ölümü artık umursamıyor? Hatta tam da bu sırada artık kaçınılmaz olan ölümü bir tür özgürlük olarak görüyor, sonraki kelimelerin anlattığı bu. Paraya bu kadar aç biriyken, birkaç kuruş daha fazla kazanmak için kafasında bin bir türlü tuzak kuran kişi iken daha birkaç dakika ya da belki de saniye önce, zira buradaki zaman ve zamanın nasıl algılandığı da önemli. Aslında öykü boyunca Vasiliy’i hiç mutlu görmeyiz, oysa birçok zorluktan sonra ışık belirir. Bazen ufak tefek zorlukların üstesinden gelmek bile huzur verebilir. Yine de Vasiliy’in mutlu olduğu iddia edilen tek yer ölüme yakın durduğu yerdir. Neredeyse koşar adım: “Geliyorum, geliyorum!”

Ha bu arada öykü ölümü kutsayan bir öykü değil, okumayanlar için not düşmek istedim.

Vasiliy ucuza kapmak istediği bir koruluğa bir an önce sahip olmak için uşağı Nikita’yla birlikte yola çıkar. Koruluk epeyce uzaktaki başka bir köydedir. Dışarısı buz gibi soğuktur, kar ise diz üstüdür. Kızaklı at arabasıyla yaptıkları bu yolculukta yollarını şaşırırlar, bin bir türlü zorlukla karşılaşırlar. Geçtikleri köyde misafir olarak kalmaları gerektiği söylenir, ancak bir saatlik bekleme için bile bir yıllık kazancı savuracak adam değildir Vasiliy. Daha çok mal ve daha çok mülk hırsı tüm benliğini yıllardır sarmıştır. Sonunda öyle bir an gelir ki Vasiliy ölümün artık kaçınılmaz olduğunu anlar. Soğuktan donarak ölecek olan uşağı Nikita’yı bir an için kurtarmayı düşünür ve sıkça aşağıladığı ve hakkını çaldığı bu uşağını bedeniyle ısıtmaya çalışır.

“Nikita’nın onun altında yattığını, ısındığını, sağ olduğunu anımsıyor, sanki kendisi Nikita’ymış, Nikita ise kendisiymiş, canı kendi bedeninde değil, Nikina’nın bedenindeymiş gibi geliyor. Kulak kabartıyor ve Nikita’nın soluğunu, hatta zayıf horultusunu duyuyor. ‘Nikita hayatta, demek ki ben de hayattayım,’ diyor sevinçle.” Birleşen bedenler ve zihinler. Zihinler bir anlığına yer değiştiriyor, daha doğrusu Vasiliy’inki değişiyor ve artık Nikita’nın gözlerinden ve zihninden Vasiliy’i gören Vasiliy: “Ne yapsın, işin özünü bilmiyordu ki.” Ve Vasiliy: “Bilmiyordum, şimdi çok iyi biliyorum. Şimdi kesinlikle biliyorum. Artık biliyorum.” Vasiliy’in bildiği nedir? Vasiliy mal ve mülk karşısındaki yıllardır doymak bilmez açlığını görüyor ve bu hırsın sonucunun doymaz mutsuzluğunu, hüznünü. Karakterlerin ölüm ve yaşam hakkındaki monologları harikadır burada. Bir okur olarak her kelimesine inandım. Ve: “Tüm varlığı, ‘Geliyorum, geliyorum!’ diyor sevinçli ve duygulu bir şekilde.”

Nikita’ya gelince daha uzun yıllar yaşayacak, çocuklarını ve torunlarını daha çok sevecek, ama ölüm bu yoksula yüzünü gösterdiğinde yine de üzülmeyecek, hatta çocuklarının sırtından bir boğaz yük daha azalacağından sevinecektir.

Son olarak Tolstoy’un ya da anlatıcısının bu öyküde ölüm hakkındaki düşüncesine dönersek yine, Nikita’nın ölümünden sonra anlatıcının ya da Tolstoy’un okurun kulağına fısıldadığı kadardır belki de tüm bildiklerimiz ve tüm öğreneceklerimiz: “Orada, gerçek ölümden sonra gözlerini açtığı yerde daha mı iyidir, daha mı kötüdür? Hayal kırıklığına mı uğramıştır, yoksa beklediği şeyi orada bulmuş mudur? Bunların hepsini biz de yakında öğreneceğiz.” Daha fazlası değil.

L.N. Tolstoy, Efendi İle Uşağı, Çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Kültür


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR