Virginia Woolf: Nasıl Okumalıyız?
4 Nisan 2017 Edebiyat Kültür Sanat

Virginia Woolf: Nasıl Okumalıyız?


Twitter'da Paylaş
0

Edebiyat dünyasının zenginliği bugün de artıyor. Modern dünyanın modern insanı olarak çoğu zaman istediğimiz kitapları okumaya zaman bulamıyoruz. Peki, okuduğumuz zaman bunu nasıl gerçekleştirmeliyiz? İyi bir okuma nasıl olmalı? Virginia Woolf, The Common Reader’da yayımlanan bir denemesinde, bir kitabı nasıl okumamız gerektiğine dair tavsiyelerde bulunuyor. Woolf bu yazıları yazarlardan çok genel okurlar için kaleme aldı ve bazıları o dönemin Vogue dergisinde yayımlandı. Yazarın resmiyet sınırlarını aşan edebi sorgulamaları, Jonathan Swift, Daniel Defoe, Christina Rossetti ve Thomas Hardy gibi büyük edebiyatçıları da kapsıyor. “Neticede, kitaplar üzerine ne tür yasalar çıkarılabilir ki? Waterloo’nun belirli bir günde yaşandığı gün gibi açık. Peki ya Hamlet’in Lear’dan daha iyi bir oyun olduğu? Kimse buna kesin bir cevap veremez. Bunun cevabını herkes kendisi vermelidir. Belli bir otoriteyi kabul etmek, ne kadar güçlü ve güvenilir olursa olsun, onun kütüphanelerimize yerleşmesine ve bize nasıl okuyacağımızı, ne okuyacağımızı, okuduğumuz esere hangi değeri vereceğimizi söylemesine izin vermek, edebi tapınaklarımızın nefesi olan özgürlük ruhunu öldürmek demektir. Her yerde belli kuralların ve geleneklerin tutsağıyız – ama burada hiçbiri yok.” [caption id="attachment_27781" align="aligncenter" width="619"] Virginia Woolf ve T.S. Eliot[/caption] Kendisi sıkı bir edebiyat insanı ve eleştirmen olan Woolf, okurlarına öyle olmalarını tavsiye etmez. “Bir insanın başka bir insana okuma üzerine vereceği tek tavsiye yalnızca” diyor Woolf, “hiçbir tavsiyeyi kabul etmemek, sezgilerinizi dinlemek, kendi aklınızı kullanmak ve kendi sonucunuza ulaşmak olabilir.” Böyle söylemesine karşın, bizi uygulama kısmında özgür bıraktığı birkaç tavsiyesi var. Önerileri daha çok okuma zevkimizi arttırmaya ve bize türler, dönemler ve stiller arasındaki çoksesli kaosta yolumuzu buldurmaya yönelik. Woolf soruyor: Nereden başlamalıyız? Ve bazı fikir ve önerilerini bizlerle paylaşıyor: “Kitaplar da –kurgu, biyografi, şiir– gibi türlere ayrıldığından, onları birbirinden ayırmalı ve her birinden bize bir şeyler katacağını düşündüğümüz doğru seçimi yapmalıyız.” Genellikle kitaplara bulanık ve parçalanmış zihnimizle yaklaşıyoruz. Kurgunun gerçek, şiirin yalan, biyografinin pohpohlayıcı, tarihin kendi ön yargılarımızı destekleyici bir nitelikte olmasını bekliyoruz. Okurken tüm bu peşin hükümleri yıkabilirsek, bu gerçekten takdir edilesi bir başlangıç olur. Bir yazarın eserlerini okurken yazara kendi düşüncelerinizi dikte etmeyin, o olmaya çalışın. Yardımcısı olun. Suç ortağı olun. Eğer kendinizi geri çekerseniz ve en başından eleştirmeye başlarsanız, okuduğunuzdan alacağınız mümkün olan en yüksek değeri elinizin tersiyle itmiş olursunuz. [caption id="attachment_27782" align="aligncenter" width="800"] Thomas Hardy[/caption] “Muhtemelen bir romancının nasıl biri olduğunu anlamanın en iyi yolu okumak değil yazmaktır; kelimelerin tehlikeli sularında kendi deneyinizi yapmaktır.” “Hatırlayın, sizde unutulmaz bir izlenim yaratan bazı olayları – bir sokağın köşesinde, muhtemelen, birbiriyle sohbet eden iki insanın yanından geçtiniz. Bir ağaç dalgalandı rüzgârda; bir sokak lambası dans etti; konuşmanın tonu oldukça komikti, ama aynı zamanda trajik; bu görünün tamamı, bu kavrayışın tümü, işte bu anda yakalanmıştı… Bu anıyı kelimelerle yeniden inşa etmeye kalkıştığınızda, birbiriyle çatışan binlerce izlenime parçalandığını göreceksiniz… Sonra bu parçalanmış görüden bazı büyük romancıların açılış sayfalarına gidin – Defoe, Jane Austen ve Hardy’i ziyaret edin. İşte o anda, onların ustalığının değerini daha iyi kavrayacak ve hak ettikleri takdiri gösterebileceksiniz.” “Başka bir amaçla da okuyabiliriz [biyografi ve anıları]. Edebiyata ışık tutmak ya da ünlülerle daha yakın ilişki kurmak yerine kendi yaratıcı gücümüzü yenilemek ve çalıştırmak için.” “Her kütüphanenin en iyi kısmı erkeklerin, kadınların ve eşeklerin hayatının çarpıcı anlarının kaydından başkası değildir. Her edebi ürün, eskidikçe, kendi çöp yığınını, solmaya yüz tutmuş anlarını ve bocalayan ve zayıf dilini kendinde biriktirir. Eğer bir eskici gibi bu yığınların arasında dolaşma keyfine varırsanız çürümeye terk edilmiş insan hayatının minicik parçalarıyla karşılaşacak ve şaşıracaksınız. Belki bir mektup olacak bu – ama sizde yaratacağı görüyü bir düşünün! Birkaç cümle de olabilir bu – ama size hayal bile edemeyeceğiniz ne tür manzaralar sunacaktır!” Açıkça görüldüğü gibi, Virginia Woolf okumayı asla pasif bir eylem olarak kabul etmemiştir. Onun için, hayal gücümüzü ve becerilerimizi olduğu gibi açığa çıkaracak bir eylemdir. Ama eğer okuduğumuz kitapları eleştirmeyeceksek, onlardan belirli sonuçlar, ahlaki yargılar, hayat dersleri ya da felsefeler çıkarmayacaksak, okumak ne işimize yarayacak? Woolf bu soruya da başka bir soruyla karşılık veriyor: “Sadece kendinde iyi olduğu için gerçekleştirdiğimiz bazı uğraşlar yok mudur? Sadece kendileri amaç olan? Okumak da onlardan biri değil mi?”

(OpenCulture)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR