Virginia Woolf Roman Sanatında Neleri Değiştirmek İstedi?

Virginia Woolf Roman Sanatında Neleri Değiştirmek İstedi?


Twitter'da Paylaş
0

“Tüm kalıpları kırmaya, duyduğum ve düşündüğüm her şey için yeni bir varolma biçimi, yani yeni bir ifade biçimi bulmaya kendimi zorladım… Sürekli çaba gerektiriyor bu.”

Virgini Woolf, Mr. Bennett ve Mrs. Brown adlı denemesinde “Aşağı yukarı Aralık 1910’da insan doğası değişti,” der. Tam o tarihte olmasa bile o dönemlerde insanın doğasının değişmeye başladığı doğrudur. Victoria Çağı uzun süre can çekiştikten sonra bitmiş ve modern çağ başlamıştı. Virginia Woolf, hem içerik, hemde biçim açısından bu çağa uygun yepyeni bir roman türü yaratması gerektiğini biliyordu. Ve ilk romanından sonra bunu yapabildi. 

1 Virginia Woolf’un amacı, iki yüz yıldır İngiliz romanına egemen olan gerçekçilik geleneğini yıkmaktı. Gerçek, her insana göre değişen, elle tutulamayan, su gibi akan bir şeydi. Asıl önemli olan, o gün ne yaptığını, şu gün ne yaptığını rapor etmek değil; aklından gelip geçen duygularla düşünceleri, anlık izlenimleri saptamaya çalışmaktı.

virginia woolf

2 Gerçekçi romancılar, kişilerin yaşamının başlangıcı, orta kısmı ve sonu olan derli toplu öykülere dönüştürmek istiyorlar; gerçek yaşamı yansıttıklarını sanıyorlardı bunu yaparken. Ama yaşamın asıl gerçeklerine yüz çeviriyorlardı. Çünkü yaşamın asıl gerçekleri maddesel değil, ruhsaldı. Bu gerçekler dış dünyayla değil, insanın iç dünyasıyla ilişkiliydi.

3 Eğer bir yazar bir köle olmayıp, özgür bir insan olsaydı; yazması bekleneni değil, kendi canının istediğini yazabilseydi; yapıtının temelini herkesçe kabul edilen görüşler üstüne değil, kendi duydukları üstüne kurabilseydi; ne olaylar örgüsü olurdu, ne komedya, ne tragedya, ne de aşk öyküsü. 

virginia woolf

4 Virginia Woolf’un gözünde gerçek yaşam, açık seçik görülebilen, düzenle sıralanmış bir dizi lamba değil, “ışıklı bir hâle, yarı saydam bir zarftır.” Romancının amacı da o ışıklı hâleyi, o yarı saydam zarfı, olanca karmaşıklığıyla gözler önüne serebilmektir. Yaşamı saran bu ışıklı sisten “binlerce izlenim” edinebiliriz. Virginia Woolf, bu binlerce izlenimi mantıklı bir sırya koyup, düzenlemeye kalkmadan, olduğu gibi okuyucularına yansıtmak ister. Gerçekçi romancılar gibi yaşamın fotoğrafını çekmek değildir amacı.

5 Post-empresyonist ressamların resimde yaptıklarını romandan yaparak, elle tutulur olgular değil, izlenimler vermek ister bizlere. Gerçekçi romancılar, bir duygu ya da düşünceyi önceden saptayıp, sonra kaleme alırlar. Virginia Woolf ise, kişilerin duyduklarını ya da düşündüklerini, hemen o an ve hiçbir değişime uğratmadan, kendi yorumlarını da eklemeden bize aktarmak, güncesinde de dediği gibi “İçinde ne olursa olsun o an’ı bir bütün olarak vermek” ister. 

virginia woolf

6 Virginia Woolf, büyük sayılan şeyler üstünde değil, küçük sanılan şeyler üstünde durur her zaman. Ele aldığı kişiler de, renkli bir yaşam sürmeyen, çarpıcı yanları olmayan sıradan insanlar olarak görünürler. 19. yüzyıl gerçekçi romanının başlıca -ve en çok övülen- özelliklerinden biri olan psikolojik yorumları yapmaktan kaçınır; yarattığı kişiler konusunda belirli yargıya varmaktan da özenle sakınır.

virginia woolf

7 Virginia Woolf, romanın yalnızca içeriğinde değil, tekniğinde de büyük değişiklikler yaptı. Onun romanlarında “görüş açısı” denilen şey yoktur. Olup bitenler, ne her şeyi önceden bilen yazarın kendisi tarafından, ne de modern romanlarda olduğu gibi, yazarın seçtiği ve anlatıcı rolünü üstlenen biri tarafından yorumlanır.  Bütün bunlardan ötürü, Virginia Woolf’un yazdıkları geleneksel roman kavramından öylesine uzaktır ki, bunlar gerçekten roman mıdır diye düşünenler olmuştur belki de. Böyle düşünenlerin hakkı da vardır. Çünkü bildiğimiz kadarıyla ömründe şiir yazmayan Virginia Woolf’un romanları, romandan fazla şiire benzer.

Kaynak: Mina Urgan, Virginia Woolf, YKY 1997


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR