Witcher’ı İzlemeden Önce Bilmeniz Gereken 8 Şey

Witcher’ı İzlemeden Önce Bilmeniz Gereken 8 Şey


Twitter'da Paylaş
0

"Daha iyi, daha kötü, orta hepsi aynı .... Dindar bir keşiş değilim, hayatımda yalnızca iyi şeyler yapmadım. Ama bir kötülükle diğeri arasında seçim yapmak durumundaysam hiç seçmemeyi tercih ederim.”

The Witcher 20 Aralık’ta Netflix’te yayınlandığından beri birçok farklı tepkiyle karşılaştı. Andrzej Sapkowski’nin kitapları ve oyun adaptasyonunun hayranları ile daha önce Witcher evreniyle hiç karşılaşmamış olanlar seyirci kitlesini oluşturuyor. Seriye hâkim olmayanlar için Witcher’ın dünyasına Netflix adaptasyonu ile giriş yapmak, zaman zaman kafa karıştırıcı olabiliyor. Hatta internette bulunan eleştiriler çoğu zaman dizinin ne kadar bölük pörçük ve anlaması zor olduğuna değiniyor. İzleyici, Witcher dünyasına ısınamadan dizi, direkt konuya dalıyor (bunun nedeni, ilk sezonun kısa öyküleri içeren kitaplar temel alınarak oluşturulması). Ancak bu, seriye bir şans vermenizin önüne geçmemeli. Diziyi daha iyi anlayabilmek için Witcher’ın yaratıcısı Sapkowski’den de bahsetmek gerekiyor. Aşağıda bulunan bilgiler, Witcher’a aşina olmayanların kafa karışıklığını biraz da olsa azaltmayı ve ilgi çekici detayların altını çizmeyi hedefliyor. 

1 Geralt kim? Witcher ne?

Dizi, kitaplarda olduğu gibi üç ana karakteri izliyor: Geralt, Ciri ve Yennefer. Geralt ise tabii ki seriye ismini veren kişi. Witcher, başlangıçta insan olan ama küçük yaştan itibaren eğitilen ve eğitimin sonunda gizemli bir ritüel olan Trail of Grasses’a tabi tutulan ve bundan sağ çıkan, mutasyona uğramış, üstün fiziksel özelliklere sahip bireylere verilen isim. Bu ritüel ya da imtihandan sağ çıkanların gözleri kedi gibi oluyor ve sarıya dönüşüyor (genelde witcherları ele veren bu oluyor). Ayrıca zehre ve hastalıklara karşı bağışıklık kazanıyorlar ve güç ile refleksleri artıyor. Para karşılığı insan ırkını canavarlardan koruyorlar. Biri gümüş olmak üzere (canavarlar için) iki kılıç taşıyan witcherlar aynı zamanda basit büyü formlarını (signs) kullanıyorlar. Kitapta Geralt özel durumlar hariç, gümüş kılıcını atı Roach’un yanında bırakıyor, bu yüzden Netflix uyarlamasında da oyunların aksine Geralt’ı sırtında iki kılıç taşırken görmüyoruz.

Witcher’daki olayların geçtiği evrende farklı witcher okulları var ve her bir witcher mensubu olduğu okulun sembolünü boynunda taşıyor. Bu yüzden, Geralt’ın taktığı madalyonda School of Wolf’un sembolü olan kurt kafası yer alıyor. Witcherlar siyasetten, iyilik ya da kötülük çizgisinden uzak durmalarına rağmen kahramanımız (ya da bazı özellikleri göz önünde bulundurulduğunda anti-kahraman) Geralt yaptığı seçimlerle bazen kendini karmaşık durumlar içinde bulur. Daha dizinin ilk bölümünden bu ikilemin örneklerini görüyoruz. Aynı zamanda witcherlara önyargılı olanların sayısı azımsanamayacak şekilde. 

Geralt witcherların en ünlü ve güçlülerinden biridir, çünkü mutasyona uğrarken diğerlerinden çok daha fazla şey (üstün gücü ve beyaz saçları) kazanmıştır. Beyaz saçı nedeniyle etrafındakiler ona “Beyaz Kurt” (ya da Gwynbleidd) der. 

2 Her şey Andrzej Sapkowski’nin kısa öyküsü ile başladı

1985 yılı, Sapkowski otuz sekiz yaşında, seyyar satıcı olarak çalışıyor. Ekonomi mezunu ve birkaç dil konuşabiliyor. Fantastik türe bayılırdı, seyahat ettiği zamanlar kitap dükkânlarına uğrardı ama o yıla kadar yazarlığa dair pek bir şey yapmamıştı. Niçin Polonyalı fantastik edebiyat dergisi Fantastyka’nın kısa öykü yarışmasına katıldı, kendisi de bilmiyor. 

Ama ne yapmak istediğini biliyordu: Polonyalıları şoka uğratmak. Bunu başarmak için yalnızca otuz sayfası vardı. Eurogamer ile yaptığı söyleşide, “Bundan daha uzun aşk mektupları yazardım ben!” diyor. Klasik fantastik türde yazmak istemedi, “Peri masalı olsun,” dedi. Bir masal alıp onu değiştirecekti. Mesela, ejderha öldüren fakir ayakkabıcının hikâyesi. Sapkowski’ye göre bu hikâye koca bir yalandan ibaret: “Fakir ayakkabıcılar iyi ayakkabılar üretir, canavar öldürmez. Askerler ve şövalyeler mi? Onlar da salağın önde gideni …. Öyleyse canavarları kim öldürür? Profesyoneller. Ayakkabıcıların zavallı çıraklarını çağırmazsınız, profesyonelleri çağırırsınız. İşte ben de bu profesyoneli yarattım.”

Sapkowski yazdığı öyküye daha sonradan “Wiedzmin” adını verdi ve dergiye gönderdi. Sonrasında bir yıl kadar bekledi, haber gelmeyince öyküsünün kötü olduğunu düşünmeye başladı ama yanılmıştı. Öykü kazanmaya çok yaklaşmıştı ve belki kazanabilirdi bile, özellikle Sapkowski’nin adı daha fazla duyulmuş olsaydı. Fantastik türü o zamanlar Polonya’da pek ilgi duyulmayan bir türdü. Ancak buna rağmen Sapkowski’nin öyküsü çok fazla ses getirdi. İnsanlar öykünün devamını istemeye başladı. Sapkowski ikinci bir öykü yazmayı başlangıçta düşünmese de bu ilginin karşısında denemesi gerektiğine karar verdi. 1992 ve 1993’te kısa öykülerini iki kitapta topladı: Sword of Destiny ve The Last Wish (bu kitaplar Geralt’ın Ciri, Yennefer ve Dandelion ya da Jaskier ile nasıl bir araya geldiğini anlatıyor). Daha sonra bu kitapları romanlar takip etti ve Witcher dünyası giderek büyüdü ve Sapkowski toplam sekiz kitap yayımladı. 

3 Yazar, Witcher’ın oyun ve dizi uyarlamalarında pek bir rol oynamadı. 

2000’in başlarında Witcher’ı televizyon dizisi yapmak isteyenler oldu, ancak Sapkowski bunu pek onaylamadı. Metropolis Software ise kitapların oyun uyarlamasını yapmak konusunda başarısızlığa uğramıştı. Sapkowski bu yüzden üne kavuşan Witcher oyunlarının yapımcısı CD Red Project’in kitaplarını uyarlamasında pek hevesli değildi. Telif haklarını oyun firmasına sattı, gerisine pek karışmadı. Hatta bir dönem oyunun, kitap satışlarını olumsuz yönde etkilediğini savundu. Oyun öyle bir popülerlik kazandı ki bazı hayranlar kitapların oyundan sonra yazıldığını düşündü. Ancak yazar oyunun başarısını övüyor ve üç tane Witcher oyunu yaratan CD Red Project’in iyi bir iş çıkardığını düşünüyor.

Forbes’e göre, Netflix adaptasyonu, özellikle Henry Cavill’ın Geralt’ı oynaması yazarı memnun etti: “Henry Cavill’ın dizide oynamasına sevdindim. Gerçek bir profesyonel. Viggo Mortensen nasıl Aragorn karakterinin yüzü olduysa Henry de Geralt’ın yüzü oldu ve hep öyle kalacak,” dedi. 

4 Witcher’ın daha önceden çekilmiş bir dizisi mevcut

Witcher’ın Netflix uyarlamasından yıllar önce, 2001’de film uyarlaması yapılmıştı. The Hexer adında iki saatlik Polonya yapımı film, istediği başarıyı yakalayamadı. 2002’de dizisi yayınlanmaya başladı. Oyundansa kitapları baz alan dizi de başarısız oldu diyebiliriz. Ancak Reddit’te denk gelebileceğiniz tartışmalardan biri, bu eski uyarlamanın kitaplardaki bazı anları çok iyi (hatta zaman zaman Netflix uyarlamasından daha iyi) şekilde yansıttığından bahsediyor. The Hexer da kitaplara tamamen sadık kalmasa da Netflix uyarlamasından farklı olarak Geralt’ın çocukluğuyla başlıyor ve nasıl witcherlar arasında son bulduğunu anlatıyor. Burada daha farklı bir Geralt ile karşılaşıyoruz: Diğer witcherlara oranla duygularını daha fazla yansıtıyor. Netflix’in Witcher uyarlamasında ise Geralt, Ciri ve Yennefer baştan itibaren ana karakterler olarak ele alınıyor, bütün ilgi Geralt'ın üzerinde toplanmıyor. Bana göre, iki diziyi birbirinden ayıran en önemli özellik müzikleri. Netflix uyarlamasında oyunun eşsiz müziklerine gönderme yapılsa da etki açısından The Hexer’ın müziklerinin düzeyine ulaşamıyor. 

The Hexer’ın müziklerine aşağıdaki videoya tıklayarak ulaşabilirsiniz:

5 Witcher’ın Netflix uyarlamasını anlamak için kitaplar okunmalı mı?

Cevap, evet – en azından bu muazzam dünyayı tam olarak anlayabilmek için. Öncelikle dizi bize dünya ve kişilerle ilgili çok fazla açıklama yapmadığı için kitapları okumak faydalı olabilir. Oyun, kitapların tam olarak uyarlaması değil (kitaplardan sonrasını anlatıyor). Ancak Netflix uyarlamasının ilk sezonu, Sapkowski’nin kısa öykülerini takip ediyor. Öyle olsa da birçok şey doğal olarak değiştirilmiş. İzleyicilerin “bölük pörçük” diye hitap ettiği hissiyat bundan kaynaklanıyor olabilir ancak dizide özellikle kronolojik sıranın olmaması kafa karıştırıcı. Bu yüzden orijinalleri okumak her zaman iyi bir seçenek. Kitapların okuma sırası şöyle:

1 The Last Wish (Son Dilek, kısa öykü derlemesi)

2 The Sword of Destiny (Kader Kılıcı, kısa öykü derlemesi, aslında ilk kitap ama İngilizceye sonradan çevrildi.)

3 Blood of Elves (Elflerin Kanı, roman)

4 Time of Contempt (Nefret Çağı, roman)

5 Baptism of Fire (Ateşle İmtihan, roman)

6 The Tower of the Swallow (Kırlangıç Kulesi, roman)

7 Lady of the Lake (henüz Türkçeye çevrilmedi, roman)

*8 Season of Storms: Eğer her şeyi anında öğrenmeyi seven biriyseniz bu kitabı Son Dilek’ten sonra okumanız iyi olacaktır. Seri bittikten sonra 2013 yılında yayımlanan kitap Son Dilek’teki öykülerin arasındaki zaman diliminde gerçekleşiyor. Yine de seri sona erdikten sonra yayımlandığı için spoiler içeriyor. Bu yüzden kronolojik sıraya takık değilseniz bu kitabı sona bırakmak daha iyi bir seçenek olabilir. Henüz Türkçeye çevrilmedi.

Witcher'ın dünyası: The Continent

The Continent (Kıta) diye hitap edilen bölgede birçok krallık yer alıyor. Yukarıdaki harita, seride adı en çok geçen bölgeleri gösteriyor. İşin aslı, Sapkowski yarattığı dünyayı okurlarına anlatmaya uğraşmadı, kitaplarına harita ile giriş yapmadı. O yüzden oyunda kullanılan harita ya da hayranların/kitapların üzerinde çalışan editörlerin yarattığı haritalar dışında “yüzde yüz doğru” diyebileceğimiz bir harita yok.

Redania: Kuzeybatı’da bulunan bu krallık Kral V. Radovid tarafından yönetiliyor.

Nilfgaard: Güney’de bulunan bu güçlü krallık Emhyr var Emreis tarafından yönetiliyor. 

Skellige Adaları: Vikingleri andıran kabileleri ev sahipliği yapan ülkenin kralı Bran olmasına karşın her klan kendi lideri tarafından yönetiliyor.

Cintra: Ciri’nin (Cirilla Fiona Elen Riannon) varisi olduğu ülke.

Henüz Netflix uyarlamasında karşımıza çıkmamış olan her şeyden uzak Witcher okulu (Wolf School) mensuplarının yaşadığı Kaer Morhen ise Kaedwen Krallığı’nda yer alıyor.

Peki, bu nasıl bir dünya? İlk bakışta herhangi bir fantastik evrene benzediğini düşünebilirsiniz: Elfler, cüceler, büyücüler, şatolar… Ancak paralel boyuttaki evrenleri içermesi onu ilginç kılıyor. Witcher’daki olaylardan bin beş yüz yıl önce paralel evrenleri birleştiren ve dünyalar arası duvarları silikleştiren “The Conjunction of the Spheres” adı verilen bir olay yaşandı. Böylece “normal olmayan” yaratıkların bu dünyaya gelmesine neden olan geçitler açıldı. Benzer şekilde insanlar da bu olay sırasında Kıta’ya ayak bastı ve zamanla orayı ele geçirip kolonileştirdi.   

7 Canavarlar, elfler, büyücüler ve daha fazlası

Witcher evrenindeki canavarlar da – daha önce açıklandığı gibi – büyünün, yani yukarıda bahsi geçen olayın sonucu. Hayvansal özelliklere sahip canavarlar olmakla birlikte, zeki sayılabilecek canavarlar da mevcut. 

Polonya masalları ve Slav mitolojisi etkileri bu canavarlarda hissedilebilir. Örneğin, Netflix dizisinin en başında ve oyunda karşılaştığımız kikimora Slav mitolojisinde evleri ele geçiren ve ev sakinlerinin hayatlarını mahveden kadın ruhlar olarak anlatılıyor ancak dizide örümceği andıran bir yaratık olarak tasvir ediliyor. Time’a göre kelimenin kökeni eski Fince kelime “kikke mörkö” (korkuluk diye çevrilebilir) dayanıyor. Striga ise geceleri canavara dönüşmesi için lanetlenen kadınlara verilen isim. Arnavut efsanelerine göre, shtriga adı verilen bu yaratık, böceğe dönüşebilen ve kanla beslenen cadılardan oluşuyordu.

Aen Seidhe diye bilinen elfler Kıta’ya insanlardan çok daha önce gelmiş. İnsanlardan daha uzun yaşarlar, spoiler olarak sayılabilecek nedenlerden dolayı bazı insanlar tarafından hor görülür, ayrımcılığa uğruyorlar. İnsanların aksine evrimleştiklerini değil, yaratıldıklarını düşünüyorlar. Dizide ayrıca Brokilon’da yaşayan, hepsi kadın olan dryadlarla karşılaşıyoruz. Efsanelere göre kökenleri savaşlarda kullanılmak üzere yaratılan kadın savaşçılara dayanıyor. Kıta’ya elfler ve insanlardan çok daha önce ayak bastıkları öne sürülüyor.

Kıta’daki herkesin büyü yeteneği yok, olanların ise güçlerini kontrol etmesi gerekiyor, aksi takdirde çıldırabiliyor. Büyü okullarına girip yıllarca eğitim alıyorlar. Kitaplarda büyücüler, politikada önemli rol oynuyor. Hastalıklara karşı bağışıklıkları var, uzun süre yaşayıp genç görünebiliyorlar.

8 Oyuncular

Dizinin yapılacağı hakkında haberler gelmeye başlar başlamaz insanlar internette Witcher’ın karakterlerini kimlerin oynamasını istediklerini tartışıyordu. Bu isimler arasında Mads Mikkelsen gibi ünlü aktörler yer alıyordu.

Henry Cavill Witcher kitap ve oyunlarının en büyük hayranlarından. Geralt’ı hayata geçirmeyi çok istiyordu ve bu konuda ısrarcıydı, daha senaryo bile yazılmamışken dizinin yapımcı ve senaristi Lauren Hissrich ile iletişime geçti. Sonunda 208 kişi arasından seçildi. 

Birçok kişi Yennefer’ı Eva Green’in oynamasını istedi ve Netflix’in Anya Chalotra seçimini beğenmedi. Ciri’yi oynayan Freya Allan ise bazı hayranlar tarafından “fazla yaşlı” ya da “fazla genç” diye eleştirildi. Romanlarda Ciri küçük bir kız, Geralt ile tanıştıklarında ergenliğe henüz girmemiş. Oyun ise romanlardan sonraki yıllarda geçtiği için Ciri artık on yirmili yaşlarında. Netflix kitapları temel aldığı için Ciri’nin çocuk olarak tasvir edilmesi gerekiyor. Diğer karakterlerin oyuncularında da büyük farklılıklar var. Kitapta kızıl kahve, oyunlarda kıpkızıl saçlarıyla tanınan Triss gibi.

Son Notlar

Konu Witcher ve engin dünyası olunca unutulan ya da spoiler vermemek adına atlanılan detaylar illa oluyor. Bazılarına göre Netflix’in Witcher’ı Game of Thrones’un boşluğunu doldurmaya çalışıyor, ikisi sürekli kıyaslanıyor. Ancak diziyi bu şekilde değersizleştirmek, ardında yatan hikâye, esinlendiği ve ilham verdiği birçok şey ile başarısını bir köşeye fırlatmak son derece saçma. 

Bitirmeden önce şunu belirtmekte fayda var: Yennefer’ın hikâyesi, zaman çizelgesi Netflix dizisinde en eskiye dayanan hikâye. Dizide en kafa karıştırıcı olan şeylerden biri Ciri’nin anneanne ve dedesinin yaşlanmaması. Bunun dışında diziye başlamadan önce Witcher’ı araştırmak ve – gerek kitapları okuyarak gerekse oyunları oynayarak – dünyasıyla daha haşır neşir olmak size daha büyük keyif verecektir. İzlediyseniz de boşlukları doldurmak iyi bir seçenek. Umarım bu yazı boşlukları az da olsa doldurmaya başlar.

Kaynak

"15 wild things you didn't know about the series", The Gamer

"The Witcher: history folklore", Time

"The Witcher Author Loves Henry Cavill As Netflix’s Geralt", Forbes

"Meeting Andrzej Sapkowski: The writer who created the Witcher", EuroGamer

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR