Wittgenstein: "Felsefe, dilin yanlış anlaşılmasının bir yan ürünüdür."
26 Aralık 2017 Video Felsefe

Wittgenstein: "Felsefe, dilin yanlış anlaşılmasının bir yan ürünüdür."


Twitter'da Paylaş
0

https://youtu.be/C1BG8YsvKHs Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: @umidgurbanov Ludwig Wittgenstein • Ludwig Josef Johann Wittgenstein 26 Nisan 1889’da Viyana’da dünyaya geldi. Büyükanne ve büyükbabaları Yahudi’ydi ama o, Katolik gelenek ve göreneklerine göre yetiştirildi. Sanata düşkün anne babasının etkisiyle çocukluğunda müzikle ilgilendi. Hayatında birçok sıkıntı yaşadı. Üç kardeşi genç yaşta intihar etti. Ardından Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Bu sebeple depresif bir kişiliğe sahipti. Girdiği teknik lisede makine mühendisliği eğitimi gördü. Çalışma hayatının başlarında uçakların teknik sorunlarıyla uğraştı, çözümler geliştirmeye çalıştı. Kısa bir süre sonra felsefeye ilgi duymaya başladı. Mezun olup diplomasını aldıktan sonra kendi üzerinde büyük bir etkisi olan matematikçi ve filozof Lord Betrand Russell’la tanıştı. Ardından eserlerini okumaya başladı. 1912 yılında Russell’ın yanında matematik ve mantık okumak için Cambridge Üniversitesi’ne gitti. Kısa zamanda bir dâhi olduğunu ispatladı ve Russell’ın veliahtı olarak anılmaya başladı. 1912’de başlayıp 1917 yılına kadar tuttuğu günlüğündeki mantıksal ve felsefi denemeleri Wittgenstein’ın ilk felsefi eserini oluşturdu. Birinci Dünya Savaşı sırasında da bu eserini yazmaya devam etti ve 1918 yılının yazında eserini tamamladı. O dönemlerde çok anlamlı sözcükler, dilin doğal eksiklikleri, dilin yapay ve mantıksal oluşu gibi konular üzerinde çalıştı ve ortaya yeni fikirler attı. Geliştirdiği bu dil modelinde tıpkı mantık dilinde olduğu gibi semboller vardı. İddiasına göre, tüm felsefi sorunlar dilin araştırılmasıyla çözülebilirdi: “Felsefenin tamamı dil eleştirisidir.” Wittgenstein, mantıksal felsefi denemesinde (Tractatus logico-philosophicus) şeyle ilişkisi olmayan ve gerçek olmayanın araştırılmasının gerekli olduğunu belirtti. Anlamın sadece kendi başına var olamayacağını söyledi ve onu nelerin mümkün kıldığını açıklamaya çalıştı. “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır,” görüşüyle yola çıkarak, bilginin temelinde mantığın olduğunu ve bilginin sınırlarını da yine mantığın belirlediğini iddia etti. Nietzsche‘nin dünyanın metafiziğini açıklamasına, anlam ve ardıllık açısından karşı çıktı. Mantıksal felsefe denemesini yayımladığında bu alanda yeterince çalıştığını düşünüp farklı alanlara yönelmeye karar verdi. İtalya’daki savaş esiriyken Leo Tolstoy’un eserleriyle tanıştı ve onun düşüncelerinden etkilenerek öğretmenlik yapmaya karar verdi. Birkaç yıl ilkokul öğretmenliği yaptı ve ilkokul seviyesinde sözlük yazdı. Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra kısa bir süre mimariyle ve heykeltıraşlıkla uğraştı. Aslında tüm bu uğraşlarındaki amacı herkese ait olan toplumsal bir doğa yaratmak değil, dünyayı iyileştirmek ve insanın içinde bulunduğu ruhsal kurtuluşu sağlamaktı. Entelektüel, psikolojik saflık ve açıklık için uğraştı. Kısa bir süre sonra felsefe alanına geri döndü ve Cambridge’te filozof olarak çalışmaya başladı. 1930’lu yılların başında öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1947’ye kadar profesörlük yaptı. Wittgenstein, 1936 yılında yeni fikirlerini derlemeye başladı. Aynı zamanda, 1953 yılında vefatından sonra yayımlanan ikinci eseri Felsefi Soruşturmalar denemesini tamamladı. Yine aynı dönemde, Wittgenstein dünya ününe kavuştu ve mantıksal felsefi denemesi Tractatus ile felsefe tarihini kalıcı bir şekilde etkiledi. Analitik dil felsefesi de temel yapıtlarından bir tanesi olarak kabul edildi. 1940’lı yıllarda ise matematiğin temeli hakkındaki Felsefi Notlar’ı yazdı. İkinci Dünya Savaşı esnasında alanını tekrar değiştirerek uygulamayla uğraşmaya başlamıştır. Londra’da bir hastanede gönüllü bakıcılık yapmıştı. 1943 yılında, yaralı şoklarını araştıran, tıbbi araştırma grubuna laboratuvar asistanı olarak katılarak laboratuvar araç ve deneylerini tasarladı. Nabız, tansiyon, nefes darlığı ve şiddeti için aletler geliştirdi ve bu esnada uçak motorlarının yapımında edindiği deneyimlerini kullandı. 1944 yılında üniversiteye tekrar dönse de bundan üç yıl sonra kendini tamamıyla felsefeye adamak amacıyla işini bıraktı. Daha sonra İrlanda’da inzivaya çekildi ve çalışmalarının esas noktasını oluşturan Felsefi Soruşturmalar eserinin ikinci kısmı Psikolojinin Felsefesi’ni yazdı. 1949 yılında ikinci eserini de tamamladıktan sonra, yakalandığı kanser hastalığına yenilerek29 Nisan 1951'de hayatını kaybetti. Wittgenstein’a ölümünden bir gün önce yanına gelmek isteyen arkadaşlarına şu notu bıraktı: “Onlara harika bir hayat yaşadığımı söyleyin!” Türkçede yayımlanan kitapları: Yan Değiniler (1999), Tractatus Logico-Philosophicus (2006), Felsefi Soruşturmalar (2007), Mavi Kitap Kahverengi Kitap (2007), Renkler Üzerine Notlar (2007), Kesinlik Üzerine + Kültür Değer (2009), Estetik, Psikoloji ve Dinsel İnanç Üzerine Dersler ve Söyleşiler (2015), Defterler 1914-1916 (2017)  

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR