Ya İçindesindir “Kare”nin...
5 Kasım 2017 Kültür Sanat Sinema

Ya İçindesindir “Kare”nin...


Twitter'da Paylaş
0

Bir modern müze yöneticisi odağında erkeklik halleri, Batı’nın vicdanı, göçmenler, sanatın ve ifade özgürlüğünün sınırları... Turist’le tanınan Ruben Östlund imzalı Kare, öyküsü itibariyle bu konular etrafında geziniyor. Film bu yıl Cannes’da Altın Palmiye’ye uzanmıştı. Sinema âlemi Ruben Östlund’u Turist’le (Force Majeure) tanıdı. 2014 tarihli filmde Alpler’de tatile giden bir çift üzerinden erkeklik hallerine vurgu yapılırken nefis bir hal ve gidişat panoraması çiziliyordu. İsveçli yönetmen şimdi de son çalışması Kare ile (The Square) huzurlarımızda.
Uğur Vardan
Filmin öyküsü kısaca şöyle: Bir modern sanat müzesinin yöneticisi olan Christian, Arjantinli bir sanatçının Kare adlı sergisinin çalışmalarını yürütmektedir. Projenin tanıtımını teslim ettikleri ekibin ‘cin fikirli’ genç kadrosu ilgi çekmek adına ‘spektaküler’ çözümler peşinde koşarken Christian farklı bir derdin içine düşer. Cüzdanını ve telefonu çaldırır; lakin kayıpları bulmak adına gerçekleştirdiği plan işleri rayından çıkarır ve bütün dengeleri altüst olur. Kare’de, Turist’ten izler bulmak mümkün. Christian, ‘erkeklik’ hallerinin üst sınıftaki uzantısı gibi. Kibri, kendine olan hayranlığı, kadınlarla olan ilişkileriyle... Ama filmin ana meselesi ya da Östlund’un derdi aynı sularda bir kez daha gezinmek değil. Kare, mülteci sorunuyla bambaşka dertlerin peşine düşen Avrupa’nın hali pürmelalinden kesitler sunuyor. Christian kendisini, izlerin götürdüğü yerde, adeta ‘olağan şüpheli’ sıfatıyla hayatlarını sürdüren göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı meskunda buluyor. Çalınan eşyalarını bulma yöntemi olarak da her bir dairenin posta kutusuna yazdığı bir ‘tehdit’ mektubunu koyuyor. Bu da herkesi ortak bir parantezde ‘suçlu’ konumuna taşıyor. “Yeni Haneke” mi? Lakin Östrund’un kendisinin kaleme aldığı senaryonun ilgi alanları bu limanlarla sınırlı değil. Kare, genç tanıtımcılar üzerinden günümüz dünyasının sosyal medya merakları, gösteriş ve ilgi histerisi gibi duraklara da uğruyor. Ayrıca filmin isminin aynı zamanda Meydan anlamına gelmesi de, öyküyü farklı bir metaforun sularına çekiyor. Kare asıl darbesini final bölümünde vuruyor. Bir sanat buluşmasında, davetlilere sunulan ve bir noktadan sonra rayından çıkan ‘özel performans’, modern insanın sabrının, korkularının, suskunluğunun, güce karşı boyun eğmesinin sınırları etrafında seyircisini de özel bir teste tabi tutuyor. Oyunculuk performanslarına göz atarsak... Christian’da Danimarkalı aktör Claes Bang (ki ünlü İskandinav dizisi Köprü’nün de oyuncularından), karakterinin küçük burjuva özgüvenini, korkularını, ikilemleri, ‘erkeklik’ hallerini aktarmada gayet iyi. Keza Mad Men ve The Handmaid’s Tale dizilerinden de hatırlanan Elisabeth Moss da Amerikalı gazeteci Anne’de, Christian’ın taşıdığı maskeleri indirmekte mahir bir tipleme çiziyor. Performans gösterisinde ortalığı karıştıran Oleg’de ise Kong: Kafatası Adası’nda Kong’u, Maymunlar Cehennemi: Savaş’ta Rocket’ı canlandıran Terry Notary’yi izliyoruz. Sonuç? Kare, belki 142 dakikalık süresi boyunca farklı noktalara (sanat, ifade özgürlüğünün sınırları) da uğrayarak odak kayması yaratıyor ve yer yer dağılıyor gibi gelebilir ama nihayetinde Östlund her şeyi toparlıyor. Bazı noktalarda (vatandaşı) Roy Andersson dokunuşu hissedilse de aslında filmin genel havası Batılının ‘öteki’yle olan vicdani hesaplaşması açısından Haneke’nin Saklı’sını fazlasıyla andırıyor. Gelecek ne getirir, bilmek zor tabii ama ben naçizane, İsveçli yönetmenin insanlık dertleri açısından Avusturyalı ustanın izinden gittiği ve giderek bayrağı da devralacağı kanısındayım. KARE (5 üzerinden 4 yıldız) Yönetmen: Ruben Östlund Oyuncular: Claes Bang, Elisabeth Moss, Terry Notary, Dominic West, Christopher Leasso, Marina Schiptienko / İsveç yapımı

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR