Yılanı Öldürseler'de Cinayete Giden Yol
15 Haziran 2019 Edebiyat Roman

Yılanı Öldürseler'de Cinayete Giden Yol


Twitter'da Paylaş
0

Hasan, toplumsal yasaların dediğini yapmış, herkesin suçlu olarak gördüğü annesini cezalandırmıştır.

Yılanı Öldürseler, farklı türlerde birçok yapıtı bulunan Yaşar Kemal’in, ilk basımı 1976 yılında yapılmış romanı. Roman, küçük bir çocuğun akrabalarının ve toplumun baskısı sonucu suça nasıl yöneldiğini anlatmaktadır.   

Romanın başkahramanı Hasan, yaşı küçük olmasına ve annesini çok sevmesine rağmen nasıl olup da onu öldürerek suçlu hale gelmiştir?

Modern hukukun vardığı son aşamada artık suç, bireysel değildir; suçu yaratan nedenler toplumsaldır. Bu olgu, çocuk suçluluğu için de geçerlidir. Bireylerin istek ve iradelerinin dışında, birçok faktöre bağlı olarak ortaya çıkması suçun toplumsal bir yapısı olduğunu  da bize açıkça göstermektedir. Yılanı Öldürseler’de başkahraman Hasan cinayeti görünürde tek başına işlemiştir ama bir çocuk olarak özellikle büyükanası, amcaları ve köylüler tarafından bu suçu işlemeye mecbur bırakılmıştır. Bu da bize suçu yaratan nedenin birey değil toplum olduğunu gösterir. Hasan, içinde yaşadığı toplum tarafından ve ona yapılan baskılar sonucunda bu suçu işlemiştir. Toplumsal bir varlık olarak insan, sosyal değeri olan kanaat ve tutumlar söz konusu olduğunda toplumsal normlara uyumlu olarak davranabilmektedir. Hasan içinde yaşadığı grubun kurallarına ve baskılarına boyun eğdiği için annesini öldürmüştür.

Babası, annesi Esme’nin sevgilisi Abbas tarafından gözleri önünde öldürülünce Hasan’ın akrabaları onu annesini öldürmeye zorlar. Hasan’ın amcaları için adam öldürmek çok kolay bir iştir. “Onlar için adam öldürmek, hele bir kadını öldürmek ne ki…” Amcaları kendileri için çok kolay olan öldürme eylemini kendileri yapmayıp Hasan’a yaptırmak ister. Bunun temel nedenlerinden biri Esme’nin ölümüne sessiz kalmayacak olan kardeşlerinin (Hasan’ın dayılarının) bütün aileyi öldürmesinden korkmalarıdır. Hasan’ın suça yönelmesinde, aileyle birlikte köy halkı da etkilidir. Yaptıkları baskıda büyükananın etkisi büyüktür. Çünkü bütün köy büyükanaya saygı duymakla birlikte aileden de korkmaktadır.  Büyükana ve amcaların, Hasan’a annesini öldürtmek istemeleri ailenin ne kadar acımasız ve sevgisiz olduğunu göstermektedir. Ayrıca Hasan’ın yaşının küçük olması bu sebeple de az ceza alacak olması ailenin onu katil olarak belirlemesinde önemli bir rol oynamıştır.

Büyükana oğlu Halil’in ölümünden gelini Esme’yi sorumlu tutmaktadır. Oğlu ile evlenmeden önce aşk yaşadığı Abbas’ın Halil’i öldürmesine yine Esme neden olmuştur ona göre. Büyükana, öteki oğullarına Abbas’ı öldürtmüştür. Ancak, bu ölüm içindeki intikam ateşini söndürmeye yetmez. Esme’nin de cezasını çekmesini ister. Büyükana Esme’nin suçsuz olduğuna inanmaz çünkü o törelere karşı gelmiştir. Esme, töre kurallarını ve sosyal norm sınırlarını aşmıştır. Sevgilisi Abbas’ın cenazesine katılması bunun kanıtıdır. Törelere karşı çıkıp kocasını öldüren adamı sahiplenmiştir bir bakıma. Bu da büyükananın çocuklarını, torunu Hasan’ı ve köy halkını Esme’ye karşı kışkırtmasına neden olur. Büyükana, altı yedi yaşlarındaki torunu Hasan’ı yaklaşık iki yıl boyunca annesini öldürmesi konusunda sürekli motive eder. “Aaaah, sen büyük olsaydın da elin bir tüfek tutsaydı, o anan olacak orospuyu, onu…” Bu cümle büyükananın cinayeti Hasan’a yaptırmaktaki kararlılığını göstermektedir. Babaanne ve amcalar tarafından Hasan’a bir tüfek hediye edilir, kullanması öğretilir. Bütün bu eylemler Hasan’ın suça nasıl hazırlandığını da açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Hasan’ın büyükanası köyün lideri gibi hareket etmektedir. “Köylü büyükanasına bağlanmıştı bir büyüyle, o ne konuşursa köylü de bine bir katarak onu konuşuyordu.”  Ayrıca Hasan’ın psikolojisini etkilemek hatta bozmak için babasının ölümüne dair hurafelerle dolu hikâyeler anlatılır. Babasının kanı yerde kaldığı için hortladığı, ruhunun acı çektiği, yılan ve köpek gibi hayvanlara dönüştüğü söylenir. Hasan’ın babasının bu kederden kurtulması için karısı Esme’nin öldürülmesi gerekmektedir. Bütün aile ve köylüler bunu Hasan’a yaptırmak için el birliğiyle hareket eder.  Ancak Hasan annesini çok sevdiği için bir türlü harekete geçemez.  Büyükana ne yapsa da Hasan’ı ikna edemez, son çare olarak namus olgusunu devreye sokar. Büyükana sadece Hasan’ı değil köyün tamamını Hasan’ın annesini öldürmesi gerektiği konusunda sonunda ikna eder. Bu durum, köyde yayılan dedikodular sayesinde gerçekleşir. Esme’nin geceleri eve erkek aldığı, babasının ruhunun bundan çok azap duyduğu yalanı köye yayılır. Hasan, büyükanası ve  köylüler tarafından annesinin bu uygunsuz durumuna göz yummakla suçlanır.  Hasan, içinde yaşadığı toplumun olumsuz ahlak yargılarının etkisiyle suça yönelir. Bir çocuk olarak toplumun güçlü yönlendirmelerine karşı koyamaz. Öncelikle toplumsal, ardından da psikolojik baskıya maruz kalır. Çaresizdir. Sonunda dayanamaz ve annesini öldürür.

Hasan, toplumsal yasaların dediğini yapmış, herkesin suçlu olarak gördüğü annesini cezalandırmıştır. Çünkü toplumsal yasalar çok güçlü olup bireyi etkisi altına alabilmektedir. Romanın başkahramanı da bu güç karşısında çaresiz kalmıştır. Hasan; köylülerin, törelerin ve büyükananın kendisine verdiği emre itaat etmesi karşılığında hapis yatarak  cezasını çekmiş ve sonunda içinde yaşadığı toplumda kabul görmüş, hayata yeniden katılmıştır. Onu anne katili yapmaya iten sadece aile çevresi değildir. Toplumsal kuralları, ahlaki değerlerin etkisi de belirleyici olmuştur. Bu yoğun etkinin Hasan’ı cinayete götürmesi süreci romanda çok başarılı bir biçimde verilmiştir.

Yaşar Kemal, Yılanı Öldürseler, Yapı Kredi Yayınları


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR