Zambra'dan Kalıpları Zorlayan Bir Deneme Kitabı
6 Ocak 2020 Edebiyat

Zambra'dan Kalıpları Zorlayan Bir Deneme Kitabı


Twitter'da Paylaş
0

Tüm kitaplar ait olma arzusu yahut bu arzuyu reddetme üzerinden okunabilir.

“Bir öğretmen, öğrencilerine bütünüyle anladığı kitapları asla vermemeli. Öğrencileriyle tam da enikonu anlamadığı için büyüleyici bulduğu kitapları paylaşmalı.” – Alejandro Zambra

2010 yılında, Granta dergisi tarafından “İspanyolca yazan en iyi yirmi iki romancı” arasında gösterilen Şilili Alejandro Zambra’nın daha önceki beş kitabı gibi, Serbest Kürsü de Notos Kitap’tan yayımlanarak okuyucusuyla buluştu. Önceki kitapların tamamı Çiğdem Öztürk tarafından çevrilirken Serbest Kürsü Seda Ersavcı çevirisiyle basıldı.

Kitap, Zambra’nın yaptığı çeşitli konuşmalar, yazdığı denemeler ve öykülerden oluşuyor.

İlk konuşma, "Defter, Arşiv ve Kitap", 18 Mart 2013’de Şili Üniversitesi, Felsefe ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Edebiyat Bölümü’nde akademik yılın başlangıcı nedeniyle düzenlenen açılış konferansında yazarın yaptığı konuşmanın metni.

İkincisi, "Aşktan Deliye Dönen Çocuk", 10 Aralık 2014’de Diego Portales Üniversitesi, Nicanor Parra Kütüphanesinde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmanın metni.

alejandro zambra

Üçüncüsü, "Konu Serbest", 30 Mayıs 2016’da Diego Portales Üniversitesi İletişim ve Edebiyat Fakültesi’nde Roberta Bolaño Onuruna Serbest Kürsü etkinliğinde yaptığı konuşma. Zambra bu son konuşmayı, aşağıda alıntıladığım (kitabın arka kapağında da yer alan) şu muhteşem cümlelerle bitiriyor: “Pekâlâ sahnede ağlayarak tamamlıyorum artık sözlerimi. Edebiyatta sadece üç, bilemedin beş konu olduğu söyleniyor ama belki de tek bir konu vardır: ait olmak. Tüm kitaplar ait olma arzusu yahut bu arzuyu reddetme üzerinden okunabilir. Bize konu serbest dendiğinde bunun hakkında yazıyoruz; aşk, ölüm, seyahat, sinekler, telgraflar ya da döner tekerlekli bavullar hakkında yazdığımızı zannederken de yine bunun hakkında yazıyoruz. İster şaka yollu ister ciddiyetle, iste şiir ister düz yazı biçiminde hep bundan bahsediyoruz: ait olmak.”

Kitapta yer alan öyküler:

“Otobiyografik Roman”, “Aşktan Sonraki Aşk”, “Tepegöz”, “İyi ki Meksika’dayız”, “Demek Deprem Böyle Bir Şey” (son ikisi otobiyografik öykü)

Denemeler:

"Bir İnsanı Tercüme Etmek" I ve II isimli denemelerinde ise Zambra dil, anlatım biçimleri, depremler, büyüdüğü koşullar, aile hayatı, eğitim, diktatörlüğün gölgesinde yetişen bir kuşak, ülkesinin ve insanlarının edebiyata yaklaşımı gibi, etrafındaki dünyayı şekillendirenleri inceliyor. Bir başka ülkede yabancı olmak, dil sorunları, yabancı bir dil konuşmanın ne anlama gelebileceği gibi konuları irdeliyor. I. Denemede bunları “bir gringo” üzerinden öyküleştirerek (otobiyografik) aktarırken, ikincisinde, kendisinin Meksika’ya yerleşmesinden sonra dil, yazın, ifade ile ilgili yaşadığı sorunları, bu sorunların duygu ve düşünce dünyasındaki karşılığını anlatıyor. Aynı zamanda araştırıyor, insanın her dilde başka biri olup olamayacağını sorguluyor. Olabiliyorsa bile bunun kalıcı olup olmayacağını. Sylvia Molloy’dan muhteşem bir alıntı yapıyor burada: “İnsanın kendini başka bir dilde rahat, hatta konuşkan hissedebilmesi için gurbete ve unutuluşa teslim olması gerekir, geride bırakılan evden en ufak bir iz bile kalmaması gerekir. Peki ama insan bu evi ne zaman beraberinde götürür? Ya da o yabancılık ne zaman kişinin bir parçası olur?”

***

alejandro zambraZambra Meksika’daki yaşamından hoşnut olsa bile, orada kalma süresi uzadıkça, Şili’yi ve Şili’ye ait olanı, hatta Şili’ye has bazı telaffuz biçimlerini bile kaybedebileceği, unutabileceği korkusu yaşadığını aktarıyor bu denemelerinde. Var olmak için her gün değişmesi gereken bir dili kullandığını. En güzel örneği de oğlu üzerinden veriyor. “Oğlum şimdilik basbayağı Meksikalı. Yakında onu, Şili sözcüğünün sadece acı bibere değil, aynı zamanda haritadaki bir ülkeye karşılık geldiğine ikna etmem gerekecek. Ve o ülkenin ağız yakmadığına.”

***

Yazarın diğer kitaplarını da anmadan geçmek olmaz:

Bonzai: yazarın ilk romanı, filme de uyarlandı. İki öğrenci, Julio ile Emilia’nun, Emilio’nun ölümünden bir süre önce bitmiş olsa da aslında onun ölümüyle yarım kalmış kısa aşk hikayesine odaklanıyor.

Ağaçların Özel Hayatı: Julian, sevgilisi Veronica ve onun küçük kızı Daniela’nın öyküsü. Bir akşam resim kursundan dönmeyen Veronica’nın yerine Julian’ın üvey kızına öyküler anlatmasıyla başlıyor. Veronica’nın dönüşü geciktikçe öyküler de değişiyor, kendi hayatlarına, gelecek beklentilerine göre şekilleniyor. Veronica bir daha dönmüyor, Julian bunu anlayana dek hikâye devam ediyor.

Eve Dönmenin Yolları: Bir çocuğun sıradan bir şekilde kaybolması, ama sonrasında kendi başına evine nasıl dönebileceğini keşfetmesi. Bu duygu karmaşası üzerinden sorguladığı ebeveynlerinin ise aslında çoktan yollarını kaybetmiş olduklarını idrak etmesi. Şili’de Pinochet dönemi ve sonrası, 1985 depremi, çocukluk aşkı Claudia, bolca sigara ve içki içerek romanını yazmaya çalışan bir yazar ve daha fazlası elbette.

Belgelerim: Zambra’nın ilk öykü kitabı olan Belgelerim ise ironik bir dille, çok ince ayrıntılara dek ülkesinin yakın dönem hafızasını kazıyarak kaleme aldığı on bir kısa öyküden oluşuyor. Kitabın üçüncü bölümünde yer alan dört kısa öykü, Zambra’nın yazma yeteneğine tanıklık edebileceğimiz ve defalarca okumak isteyebileceğimiz türden benzersiz öyküler: “Aile Hayatı”, “Teşekkürler”, “Dünyanın En Şilili Adamı”, “Hafıza Yoklaması”.

Soru Kitapçığı: Yazarın test sistemi ile kurguyu birleştirerek oluşturduğu yeni bir tarz. Kafasının içindekileri, diktatörlük dönemini, baskı altında şekillenen aile yaşamını, üniversite eğitimini, sosyal yaşamı, sorular ve cevap seçenekleri üzerinden tasarladığı özel bir metnin içine yerleştiriyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR