Home Kültür Sanat Edebiyat Kadın Yazarlardan Klasik Çevirileri
Kadın Yazarlardan Klasik Çevirileri

Kadın Yazarlardan Klasik Çevirileri

69
0

Günümüzde kadın çevirmenlerin açtığı bu yol klasiklerin çevrilmesinde zincirleri kırabilir, yeni kuşak okurlar ve yazarlar yaratmada önemli olabilir, dahası bizi kendi dil sınırlarımızla yüzleştirip farklı oyun alanları açabilir.

Guardian’ın haberine göre Yunan ve Latin klasiklerinin özellikle İngilizceye çevrilmesi konusunda dünyanın dört bir yanından akademisyen-yazar kadınlar son yıllarda çok çeşitli atölyelerde bir araya geliyor. Eski Yunan ve Roma çalışmaları genel olarak erkek egemen bir alanda ilerliyor olsa da Latince ve Yunanca öğrenen ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde bir araya gelen kadınlar özellikle “klasikler” alanında yeni bir dönem başlatıyor. Aslında 1699’da Anne Dacier, Homeros’un İlyada’sını, dokuz yıl sonraysa Odysseia’yı Fransızcaya çevirmişti. Dacier’nin bu çevirileri çok titiz bir çalışmanın ürünüydü ve geniş çevrelerce çok sevilip okunmuştu. Özellikle dönemin ünlü şairi Alexander Pope’un da Dacier’nin çevirilerinden büyük ölçüde yararlandığı bilinir. On yedinci yüzyıldaysa Lady Jane Lumley’nin Euripides çevirisi ve Lucy Hutchinson’ın Lucretius’un ilk bütünlüklü İngilizce çevirisi ünlüdür.

İlginçtir, geçtiğimiz yirmi hatta on yıl öncesine dek özellikle İngiltere ve Amerika’daki çevirmenlerin neredeyse yüzde 90’ı erkek çevirmenlerden oluşuyordu. Bu çevirmenler formasyonlarını genellikle akademik çevrelerden, Yunan ve klasik Roma edebiyatı bölümlerinden alıyordu. Ancak son yıllarda gözlemlenen olumlu bir durum var: Üniversitelerin klasik çalışmalar ve Yunan ve Roma edebiyatı bölümlerindeki uzun süredir gözlemlenen toplumsal cinsiyet eksenli dağılım artık daha eşit bir kulvarda seyrediyor. Bunu en somut örneğiniyse açılan çeviri bölümlerindeki kadın yazarların ve akademisyenlerin artışı. Örneğin Latince metinler arasında en kanonik olan Aeneas destanı 2009’da ilk kez bir kadın tarafından (Sarah Ruden) İngilizceye çevrildi. Benzer biçimde 2016 yılında İlyada’yı akademisyen Caroline Alexander İngilizceye çevirdi. İçinde bulunduğumuz 2017 yılınaysa Plutarkhos’un Paralel Yaşamlar’ının Pamela Mensch çevirisi damga vurdu. Bu kitapta yer alan “yabancı öğeler” özellikle Virginia Woolf ve Woolf kuşağı yazarlarını derinden etkilemiş, Viktoryen şiirlerden ayrılan bu dil üzerine hararetli tartışmaları gündeme getirmişti.

Klasiklerin yeniden çevrilmesi konusuna paralel olarak, son yıllarda eski Yunan ve Latin edebiyatına özellikle kadın yazarlar çevresinde farklı bir duyarlılık hâkim. Alice Oswald’ın Memorial’ı ve Margaret Atwood’un Penelopiad’ında da gözlemlediğimiz gibi kayıp, yas, öfke ve utanç üstüne konuşan bu metinlerde en çok klasiklerin izi görülürken, klasik yapıtlardaki trajedinin ve trajik öznenin farklı biçimlerde dile gelme yolları da metinlerde ilk göze çarpan motifler.

Çağdaş kadın yazarların eski Yunan ve Latin edebiyatını İngilizceye çevirmesi elbette ki kendilerinden önceki yüzyıllara, özellikle Viktoryen döneme kıyasla epeyce farklı. Esasen bugün, klasiklerin çevrilmesi konusunda kendi sınırlarını ve kurallarını belirleyen pek çok akademik yayın var. Ancak daha önceki yüzyıllarda yapılan Yunancadan çevirileri son derece titizlikle ele alan ve bilginin erdemine gönül veren kadın çevirmenlerin metinlerinin yaratıcı dünyasına sızabilmek kendinden daha emin, daha özgür ve farklı çevirilerin de yolunu açacaktır. Günümüzde kadın çevirmenlerin açtığı bu yol klasiklerin çevrilmesinde zincirleri kırabilir, yeni kuşak okurlar ve yazarlar yaratmada önemli olabilir, dahası bizi kendi dil sınırlarımızla yüzleştirip farklı oyun alanları açabilir. • Deniz Gündoğan İbrişim

(69)

Yorum yaz