Home Kültür Sanat Edebiyat Karamazov Kardeşler’den 10 Unutulmaz Alıntı
Karamazov Kardeşler’den 10 Unutulmaz Alıntı

Karamazov Kardeşler’den 10 Unutulmaz Alıntı

1.69K
0

Kla­sik Rus ede­bi­ya­tı­nın büyük yazar­la­rın­dan Fyo­dor Dos­to­yevski, ölü­müne üç ay kala tamam­la­dığı son romanı Kara­ma­zov Kar­deş­ler’de hayatı boyunca işle­diği tema­ları bir araya getirdi. Roman karak­ter­le­rin­den her biri Dostoyevski’nin yaşa­mında geçir­diği evre­leri anla­tır. Rusya’nın ruhunu tem­sil eden Kara­ma­zov aile­sine odak­la­nan Dos­to­yevski karak­ter­le­rini par­ça­lara böle­rek insan­lı­ğın evren­sel sorun­la­rını ortaya koyar. Din, ahlak, şid­det, sınıf müca­de­lesi, feoda­lizm, sos­ya­lizm ve niha­yet baba katli. “Hiç­bir roma­nımı bu kadar önem­se­me­dim” dediği Kara­ma­zov Kar­deş­ler yayım­lan­dığı zaman­dan bu yana aynı ilgiyi gör­meye devam edi­yor.

Dostoyevski’nin düşün­ce­sini ve yön­te­mini har­man­la­dığı kült romanı Kara­ma­zov Kar­deş­ler’den 10 unu­tul­maz alıntı:

karamazov-kardesler-1

 1

Dış dün­yada Hıris­ti­yan­lığı yöne­ten­lere bakın, İsa’nın sim­gesi ile tan­rı­sal ger­çeği çar­pıt­ma­dı­lar mı? Elle­rinde bilim var; ama mad­de­den başka bir şey tanı­ma­yan bilim… İnsan var­lı­ğı­nın en soylu yanı mane­vi­yat inkâr edi­li­yor; zaferle, hatta nef­retle red­de­di­li­yor. İnsan­lar, hele şu son zaman­larda bir özgür­lük tera­nesi tut­tur­du­lar; ney­miş bu peşinde koş­tuk­ları özgür­lük! Yal­nızca esir­lik ve ken­dine kıy­ma­dan iba­ret! Çünkü insan­lar, “ihti­yaç­la­rını tat­min etmeye bak, sen de en yük­sek, en zen­gin kişi­lerle aynı hak­lara sahip­sin” inan­cına sap­landı. “İhti­yaç­la­rın gide­ril­mesi konu­sunda hiç çekinme, hatta istek­le­rini ala­bil­di­ğine artır!” Bugün her­ke­sin dilinde bu var, özgür­lük böyle anla­şı­lı­yor. İhti­yaç­ları ala­bil­di­ğine geniş­let­mek hakkı ne doğu­rur? Zen­gin­leri yal­nız­lığa ve manevi çökün­tüye, yok­sul­ları kıs­kanç­lığa, suç işle­meye götü­rür. Çünkü hak bağış­la­nır­ken ihti­yaç­la­rın gide­rilme yol­ları gös­te­ril­miş değil­dir. Güya mesa­fe­ler kısal­tıl­makla, düşün­ce­le­rin hava­dan ile­til­me­siyle insan­lar bir­bi­rine yakın­la­şır. Kar­deş­lik için ken­dini geliş­tir­meye çalı­şan insan, bu çaba­la­ma­nın sonunda ruh­sal bir yal­nız­lığa düşer. Böy­lece dol­gun, dört başı mamur bir hayat yerine manevi bir inti­harla yüz yüze gelir.

2

Evet, yüz­yı­lı­mızda her­ke­sin tek­liğe kaç­ması, kendi kabu­ğuna çekil­mesi, varını yoğunu baş­ka­la­rın­dan kaçır­ması insan­ları sadece hem­cins­le­rin­den uzak­laş­tırma, kar­şı­la­rın­da­kini ken­din­den nef­ret ettirme sonu­cunu veri­yor. Birik­tir­diği ser­ve­tin mik­tarı art­tıkça, “Artık kud­ret­li­yim, hiç­bir ihti­ya­cım kal­madı!” diye düşü­nü­yor. Akıl­sı­zın, ne kadar çok birik­ti­rirse ken­di­sini o ölçüde ölüme götü­ren bir ikti­dar­sız­lığı güt­tü­ğün­den haberi yok­tur, çünkü yal­nız ken­dine güven­meye alış­mış­tır o. Top­lumda tek ola­rak siv­ril­miş, ruhunu insan­lara, insan­la­rın yakın­lı­ğına inan­ma­maya alış­tır­mış­tır.

3

Dün­yayı yeni­den oluş­tur­mak için insan­la­rın psi­ko­lo­jik ola­rak başka bir yola dön­me­leri gerek­li­dir. Bunu sağ­la­ma­dan hiç kim­seyi kar­deş yapa­maz­sın, bunu sağ­la­ma­dan kar­deş­lik olmaz.

4

İnsan­lar asla her­hangi bir bilimi ya da çıkarı kul­la­na­rak mal­la­rını ve hak­la­rını bir­bir­le­rini gücen­dir­me­den pay­la­şa­maz. Her şey­den her bir insa­nın payına düşen az ola­cak ve her­kes şikâ­yet ede­cek, bir­bi­rini kıs­ka­na­cak ve bir­bi­rini yiye­cek­tir.

fyodor-dostoyevski

5

Şu anda, özel­likle de yüz­yı­lı­mızda her yerde hüküm sür­mekte olan bir yal­nız­lık, ama henüz tama­men bit­medi ve henüz süresi dol­madı. Çünkü şimdi insan­la­rın her biri kendi sura­tını en ziyade ayır­maya heves edi­yor, yaşamı en dolu şek­liyle ken­disi yaşa­mak isti­yor. Bu arada da har­ca­dığı bütün çaba­lar­dan dolu dolu yaşa­mak yerine tam anla­mıyla bir inti­har çıkı­yor, çünkü insan­lar kendi var­lık­la­rını tam ola­rak belir­le­mek yerine tam anla­mıyla yal­nız­lığa düşü­yor.

6

Şimdi her yerde insan aklı, kişi­nin ger­çek güven­ce­si­nin onun tek başına, birey­sel ola­rak gös­te­re­ceği çabayla değil, insan­lı­ğın bir bütün olma­sıyla sağ­la­na­bi­le­ce­ğini alay eder­ce­sine anla­maz­lık­tan gel­mek­te­dir. Ama mut­lak surette bu kor­kunç yal­nız­lı­ğın da süresi dola­cak ve her­kes hiç de doğal olma­yan bir şekilde bir­bi­rin­den kop­tu­ğunu bir anda anla­ya­cak­tır.

7

Kar­deş­le­rim, insan­la­rın güna­hın­dan kork­ma­yın, insanı günah­lar için­dey­ken de sevin, çünkü bu, Tanrı sev­gi­sine ben­zer bir şey­dir ve dün­yada sev­gi­nin doruk nok­ta­sı­dır.

8

İnsa­noğlu, hay­van­lara karşı büyük­lük tas­lama! Onlar günah­sız­dır, oysa sen aza­me­tinle üze­rinde yaşa­dı­ğın dün­yayı kir­le­ti­yor­sun ve senin kirli izle­rin sen­den sonra da kala­cak­tır.

9

Bazen bir düşünce kar­şı­sında hay­ret­ler içinde kalır­sın, özel­likle de insan­la­rın işle­dik­leri günah­ları görünce kendi ken­dine “Kuv­vete mi baş­vur­malı, yoksa alçak­gö­nüllü bir sev­giyle mi yak­laş­malı?” diye sorar­sın. Her zaman “alçak­gö­nüllü bir sev­giyle yak­la­şa­ca­ğım” kara­rını ver. Bir kere bu kararı verir­sen bütün dün­yayı fet­he­de­bi­lir­sin.

10

Cehen­nem nedir?” diye düşü­nü­rüm. Şu hükme varı­rım: “Sev­me­nin artık imkân­sız oldu­ğuna dair çeki­len acı­dır.”

Yalan söy­le­ye­rek dün­ya­nın öbür ucuna gider­sin ama geri döne­mez­sin.

(1692)

Yorumlar