Home Bilgi Bankası Edebiyat Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”
Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”

Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”

299
0

On yaşım­day­ken annem eve Ursu­la K. Le Guin’in Yer­de­niz Büyü­cü­sü kita­bıy­la gel­miş­ti. Bu kita­bı o kadar çok sev­dim ki defa­lar­ca oku­dum ve emi­nim ki ben­de bir şey­ler değiş­tir­di.

Altı cilt­lik oto­bi­yog­ra­fik roman dizi­si Kav­gam’ın ve yakın zaman­da yayım­la­nan Autumn roma­nı­nın yaza­rı Karl Ove Kna­us­ga­ard Norveç’te yaşı­yor. Aynı zaman­da İncil çevi­ri­le­ri­ne danış­man­lık yapı­yor. Öz eleş­ti­ri konu­sun­da da olduk­ça başa­rı­lı olan yazar, kitap­lar­la olan iliş­ki­si­ni anla­tır­ken her zaman­ki gibi okur­la­rın ilgi mer­ke­zin­de.

Şu sıra­lar komo­di­ni­niz­de han­gi kitap­la­rı bulun­du­ru­yor­su­nuz?

KOK: Yata­ğı­mın hemen yanın­da yer­de oku­mak iste­di­ğim, oku­mak zorun­da oldu­ğum ve oku­mak zorun­da oldu­ğu­mu düşün­dü­ğüm kitap­lar var. Bun­la­rı id, ego ve süper ego ola­rak da sınıf­lan­dı­ra­bi­li­riz. İlk kate­go­ri­de (id) Le Car­ré tara­fın­dan yazı­lan The Night Mana­ger, Ross Raisin’den A Natu­ral, Oli­via Manning’den The Bal­kan Tro­logy, John Keene’den Coun­ter­nar­ra­ti­ves ve Yev­geny Zamyatin’den Biz var. İkin­ci kate­go­ri­de (ego) ise Şeytan’ın tari­hi­ni anla­tan üç kitap, Orta Çağ’daki büyü­ler­le ilgi­li bir kitap ve Rusya’yla ilgi­li sayı­sız kitap var. Süper ego kate­go­ri­sin­de ise Ador­no, Heideg­ger ve erken Yunan fel­se­fe­siy­le ilgi­li kitap­lar yer alı­yor.

Son zaman­lar­da oku­du­ğu­nuz en iyi kitap ney­di?

KOK: Cla­ire-Lou­ise Ben­nett, Pond.

Oku­ya­ca­ğı­nız kitap­la­ra nasıl karar veri­yor­su­nuz? Öne­ri alı­yor musu­nuz?

KOK: Hayır, sade­ce tanı­tım yazı­la­rı­na bakı­yo­rum. Şaka şaka. Bir­kaç arka­da­şım var, kimi edi­tör kimi yazar. Onla­rın öne­ri­si­ne gözüm kapa­lı uya­rım. Aynı şekil­de bir­kaç eleş­tir­men arka­da­şım da var, onla­rın öne­ri­le­ri­ni de din­le­rim.

Son zaman­lar­da oku­du­ğu­nuz bir kitap­tan öğren­di­ği­niz en ilginç bil­gi ney­di?

KOK: Bir şey gör­dü­ğü­nüz­de, bu bil­gi göz­le­ri­niz­den içe­ri giri­yor ve bey­ni­ni­ze ula­şı­yor. İlginç olan durum ise bil­gi­nin ters yöne git­ti­ği zaman­lar­da orta­ya çıkı­yor. Yani gör­dü­ğü­mü­zü san­dı­ğı­mız şeyi görü­yo­ruz ve aslın­da göz­le­rin­de de dahil oldu­ğu nor­mal süreç bu sefer zaten bey­ni­miz­de olan bil­gi­nin doğ­ru olup olma­dı­ğı­nı sor­gu­la­ma baş­lı­yor. David Eagleman’in Beyin: Senin Hikâ­yen kita­bı­nı oku­ma­ya baş­la­dı­ğım­da bu konu­da aydın­lan­dım. Bir gün hava­ala­nın­day­ken almış­tım ve beş saat boyun­ca dur­mak­sı­zın oku­dum. Öğren­di­ğim baş­ka bil­gi de şuy­du: Gör­me eyle­mi tüm vücu­du ve tüm duyu­la­rı içe­ri­yor ve görü­len her bir şey bey­ne gecik­me­li ola­rak geli­yor. Yani demek olu­yor ki aslın­da biz geç­miş­te yaşı­yo­ruz. O an gör­dü­ğü­müz her şey aslın­da oldu.

Son zaman­lar­da ilk defa oku­du­ğu­nuz bir kla­sik var mı?

KOK: Son dönem­de pek oku­du­ğu­mu söy­le­ye­mem ama bir­kaç yıl önce tele­viz­yon­da Nobel Komitesi’nin eski sek­re­te­ri­nin bir röpor­ta­jı­na denk gel­miş­tim. Hora­ce Eng­dahl, röpor­taj­da önce­den için­de bulun­du­ğu derin kriz ve karan­lık anlar­dan bah­set­ti ve bun­dan kur­tul­ma­sı­na yar­dım­cı olan şeyin bir kitap oldu­ğu­nu söy­le­di. Bu kitap Turgenyev’in Avcı­nın Not­la­rı roma­nıy­dı. Ardın­dan ben de alıp oku­dum ve Engdahl’ın ney­den bah­set­ti­ği­ni anla­dım. Roma­nın olduk­ça basit bir yapı­sı var­dı ama umut veren bir kitap­tı. Bunu anla­ta­mam, oku­yup ken­di­ni­zin gör­me­si gere­ki­yor.

Nor­veç­li yazar­lar­dan kim­le­ri beğe­ni­yor­su­nuz?

KOK: Tar­jei Vesa­as gel­miş geç­miş en iyi Nor­veç roma­nı­nı yaz­dı: The Birds. Knut Hamsun’ın da hari­ka bir yaz­ma bece­ri­si oldu­ğu­nu düşü­nü­yo­rum. Çağ­daş yazar­lar­dan da Erik Lund, Ing­vild Bur­key, Ste­inar Ops­tad, Cath­ri­ne Knud­sen, Kris­ti­ne Naess ve Jon Fos­se gibi isim­le­ri beğe­ne­rek takip edi­yo­rum.

Han­gi çağ­daş yazar­la­rı (roman, oyun, eleş­ti­ri yaza­rı ya da gaze­te­ci, şair) beğe­ni­yor­su­nuz?

KOK: Peter Hand­ke, V. S. Naipa­ul, Svet­la­na Ale­xi­evich, Anne Car­son, Ben Mar­cus, Kazuo Ishi­gu­ro, Cor­mac McCarthy, Lars Nor­én, Rebec­ca Sol­nit, John Jere­mi­ah Sul­li­van, Mag­gie Nel­son, Peter Slo­ter­dijk.

Son zaman­lar­da çok gül­dü­ğü­nüz bir kitap oldu mu?

KOK: Tho­mas Bernhard’ın roma­nı My Pri­zes. Geçen­ler­de bir kafe­de otu­rur­ken oku­dum ve o kadar çok yer­de ses­li gül­düm ki. Çok eğlen­ce­li bir kitap­tı. Beni bu kadar gül­dü­ren diğer bir kitap da Céli­ne tara­fın­dan yazı­lan Death on the Ins­tall­ment Plan oldu.

Ağla­tan?

KOK: Henry Marsh, Sakın Zarar Ver­me.

Oku­mak­tan hoş­lan­ma­dı­ğı­nız tür­ler var mı?

KOK: Mese­la suç roman­la­rı­nı sade­ce buna­lım dönem­le­rim­de oku­rum, o yüz­den genel­de bu türü oku­mak­tan kaçı­nı­rım.

Kitap­la­rı nasıl okur­su­nuz? Bası­lı mı elekt­ro­nik mi? Tek sefer­de tek kitap mı çok kitap mı? Gün­düz oku­ru musu­nuz gece mi?

KOK: İçim­de Pro­tes­tan bir ses var ve bana oku­ma­nın tem­bel­le­rin işi oldu­ğu­nu söy­lü­yor. Ayrı­ca gün­düz­le­ri çalış­mak zorun­da­yım, bu neden­le genel­de gece­le­ri oku­rum. Bazen o kadar yor­gun olu­yo­rum ki önce­ki gece ne oku­du­ğu­mu bile hatır­la­mı­yo­rum. Yine o içim­de­ki ses bana e-kitap­la­ra hiç bulaş­ma diyor.

Kitap­la­rı­nı­zı nere­ye ve nasıl yer­leş­ti­ri­yor­su­nuz?

KOK: Kütüp­ha­ne­de tutu­yo­rum. Maale­sef kötü bir hafı­zam ve sayı­sız kita­bım var. Üste­lik dört küçük eve yayıl­mış durum­da­lar. O yüz­den bir kita­bı bul­mak için çok zaman har­ca­dı­ğım olu­yor. Kula­ğa sinir bozu­cu geli­yor ama bazen avan­taj­la­rı­nı da görü­yo­rum. Mese­la ben­de oldu­ğu­nu bile bil­me­di­ğim ilginç kitap­la­ra rast­lı­yo­rum.

Kütüp­ha­ne­niz­de­ki han­gi kita­bın var­lı­ğı bizi şaşır­tır­dı?

KOK: Ben şöy­le düşü­nü­yo­rum: Her­han­gi bir kitap benim yaz­ma bece­ri­me kat­kı sağ­la­ya­bi­lir. Bu neden­le fark­lı fark­lı konu­lar­dan rast­ge­le kitap­lar alı­yo­rum. Mese­la 1500-1900 yıl­la­rı ara­sın­da Çin bili­miy­le ilgi­li bir kita­bım var. Hâlâ oku­ma­dım ama bir ara oku­ya­ca­ğım.

Size hedi­ye edi­len en güzel kitap ney­di?

KOK: On yaşım­day­ken annem eve Ursu­la K. Le Guin’in Yer­de­niz Büyü­cü­sü kita­bıy­la gel­miş­ti. Bu kita­bı o kadar çok sev­dim ki defa­lar­ca oku­dum ve emi­nim ki ben­de bir şey­ler değiş­tir­di. Beni derin­den etki­le­di.

En sev­di­ği­niz kah­ra­man, anti kah­ra­man ya da kötü karak­ter­ler kim­ler?

KOK: Yön­len­di­ril­me­ye çok müsa­itim ve haya­tım sev­di­ğim roman kah­ra­man­la­rı­nı tak­lit etmek­le geç­ti. İlk kah­ra­ma­nım baba­mın bana ver­di­ği bir kitap­tan­dı. Bu ana karak­ter iyi bir çocuk­tu, baba­sı ölmüş, anne­si ise has­tay­dı. Anne­si­ne o bakı­yor­du. Okul­da da kötü çocuk­la­rın zor­ba­lık­la­rıy­la uğra­şır­dı. Onun müca­de­le­si beni o kadar çok etki­le­miş­ti ki o Hıris­ti­yan diye ben de Hıris­ti­yan olma­ya karar ver­dim. Küfür etme­yi, ağa­lar­dan elma çek­me­yi bırak­tım. On yıl son­ra Ing­var Ambjornsen’in Whi­te Nig­gers roma­nı­nı oku­dum. Bu roma­nın ana karak­te­ri ise sürek­li ot içi­yor­du. Sonuç ola­rak ben de içme­ye baş­la­dım. Aşkı anla­dı­ğım ilk karak­ter ise Knut Hamsun’ın Pan roma­nın­da­ki Lie­ute­nant Glahn karak­te­riy­di. Roma­nı on altı yaşım­day­ken oku­muş­tum ve çok geç­me­den takın­tı­lı oldum. Aslın­da çok sağ­lık­lı bir bağ kur­du­ğum söy­le­ne­mez. Lie­ute­nant Glahn olduk­ça roman­tik ve nar­sist bir karak­ter­di ve sev­di­ği kadı­nı etki­le­mek için ken­di­ni aya­ğın­dan vur­muş­tu. Eğer bu kita­bı oku­ma­mış olsay­dım başım bu kadar çok bela­ya gir­mez­di.

Çocuk­lu­ğu­nuz­da nasıl bir okur­du­nuz? En sev­di­ği­niz yazar ve roman han­gi­le­riy­di?

KOK: Çocuk­ken rast­la­dı­ğım her kita­bı okur­dum. Ağa­be­yim­le haf­ta­da bir kütüp­ha­ne­ye gider­dik ve iki poşet kitap­la döner­dim. Tüm haf­ta bu kitap­la­rı okur­dum. Mese­la Fran­sız roman­la­rı­na bayı­lır­dım: Mon­te Kris­to Kon­tu, Sek­sen Gün­de Dev­ri Alem, Üç Silah­şör­ler… Biyog­ra­fi oku­ma­yı da sever­dim ama hep ağlar­dım. Helen Kel­ler, Flo­ren­ce Nightingale’in hayat­la­rı­nı okur­ken az ağla­ma­dım. Bun­la­rın dışın­da Mar­co Polo’nun seya­hat­le­ri­ni ya da Roma İmparatorluğu’nu anla­tan kitap­la­rı da sever­dim. Tolstoy’un iki cilt­lik biyog­ra­fi­si­ni de oku­muş­tum çün­kü evde var­dı. O zaman­lar pek anla­mı­yor­dum ama önem­li değil­di. O sıra­lar benim için önem­li olan tek şey fark­lı dün­ya­la­rı, fark­lı yer­ler, fark­lı zaman­la­rı gez­mek­ti. Artık o mace­ra­cı okur ola­mı­yo­rum. Savaş ve Barış’ı okur­ken hariç elbet­te. Onu ne zaman oku­sam tek­rar on iki yaşı­ma dönü­yo­rum.

Ame­ri­kan baş­ka­nı­na oku­ma­sı için bir kitap verecek olsa­nız ne olur­du? Aynı şekil­de Nor­veç baş­ba­ka­nı için de.

KOK: Ben­ce dün­ya­da­ki her­kes bir yaz tati­li Proust’un Kayıp Zama­nın İzin­de roma­nı­nı oku­ya­rak geçir­me­li. Baş­kan ve baş­ba­kan dahil. Bu roman yeni bir dün­ya­nın kapı­la­rı­nı açı­yor. Oku­du­ğum hiç­bir kitap­ta bu roman­da­ki etki­yi gör­me­dim. Ama yarı­da bırak­ma­ma­lı­sı­nız, tamam­la­ma­lı­sı­nız. Bu roman sizi daha iyi ya da zeki biri yap­maz ama daha fark­lı gör­me­ni­zi, kok­la­ma­nı­zı, düşün­me­ni­zi sağ­la­ya­cak, haya­tı­nı­za tat kata­cak ve algı­nı­zı zen­gin­leş­ti­recek.

Ede­bi bir akşam yeme­ği dave­ti veri­yor­su­nuz diye­lim, hayat­ta ya da değil, han­gi üç yaza­rı davet eder­di­niz?

KOK: James Joy­ce, Homer, Anne Car­son.

Son zaman­lar­da oku­yup beğen­me­di­niz, hayal kırık­lı­ğı­na uğra­dı­ğı­nız bir kitap oldu mu?

KOK: Ken­di yaz­dı­ğım kitap­la­rı oku­mam ama bazen katıl­dı­ğım etkin­lik­ler­de oku­mam gere­ki­yor. O zaman hayal kırık­lı­ğı­na uğru­yo­rum.

Haya­tı­nı­zın hikâ­ye­si­ni kimin yaz­ma­sı­nı ister­di­niz?

KOK: Ne kadar güzel bir soru! Hiç şüp­he­siz, Lasz­lo Krasz­na­hor­kai. Şu sıra­lar en beğen­di­ğim ve hem ori­ji­nal hem de güç­lü bul­du­ğum roman­cı­lar­dan. Bil­di­ği­miz dün­ya­yı baş­ka bir şeye çevi­re­bi­li­yor, bu yete­ne­ğe sahip bir­kaç insan­dan biri­si.

Sıra­da han­gi kita­bı oku­ya­cak­sı­nız?

KOK: John Ste­in­beck, A Rus­si­an Jour­nal.

Çevi­ren: Deniz Sal­dı­ran

(NYT)

(299)

Yorumlar