Home Bilgi Bankası Edebiyat Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”
Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”

Karl Ove Knausgaard ile Kitaplar Üstüne: “Hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti.”

186
0

On yaşımdayken annem eve Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü kitabıyla gelmişti. Bu kitabı o kadar çok sevdim ki defalarca okudum ve eminim ki bende bir şeyler değiştirdi.

Altı ciltlik otobiyografik roman dizisi Kavgam’ın ve yakın zamanda yayımlanan Autumn romanının yazarı Karl Ove Knausgaard Norveç’te yaşıyor. Aynı zamanda İncil çevirilerine danışmanlık yapıyor. Öz eleştiri konusunda da oldukça başarılı olan yazar, kitaplarla olan ilişkisini anlatırken her zamanki gibi okurların ilgi merkezinde.

Şu sıralar komodininizde hangi kitapları bulunduruyorsunuz?

KOK: Yatağımın hemen yanında yerde okumak istediğim, okumak zorunda olduğum ve okumak zorunda olduğumu düşündüğüm kitaplar var. Bunları id, ego ve süper ego olarak da sınıflandırabiliriz. İlk kategoride (id) Le Carré tarafından yazılan The Night Manager, Ross Raisin’den A Natural, Olivia Manning’den The Balkan Trology, John Keene’den Counternarratives ve Yevgeny Zamyatin’den Biz var. İkinci kategoride (ego) ise Şeytan’ın tarihini anlatan üç kitap, Orta Çağ’daki büyülerle ilgili bir kitap ve Rusya’yla ilgili sayısız kitap var. Süper ego kategorisinde ise Adorno, Heidegger ve erken Yunan felsefesiyle ilgili kitaplar yer alıyor.

Son zamanlarda okuduğunuz en iyi kitap neydi?

KOK: Claire-Louise Bennett, Pond.

Okuyacağınız kitaplara nasıl karar veriyorsunuz? Öneri alıyor musunuz?

KOK: Hayır, sadece tanıtım yazılarına bakıyorum. Şaka şaka. Birkaç arkadaşım var, kimi editör kimi yazar. Onların önerisine gözüm kapalı uyarım. Aynı şekilde birkaç eleştirmen arkadaşım da var, onların önerilerini de dinlerim.

Son zamanlarda okuduğunuz bir kitaptan öğrendiğiniz en ilginç bilgi neydi?

KOK: Bir şey gördüğünüzde, bu bilgi gözlerinizden içeri giriyor ve beyninize ulaşıyor. İlginç olan durum ise bilginin ters yöne gittiği zamanlarda ortaya çıkıyor. Yani gördüğümüzü sandığımız şeyi görüyoruz ve aslında gözlerinde de dahil olduğu normal süreç bu sefer zaten beynimizde olan bilginin doğru olup olmadığını sorgulama başlıyor. David Eagleman’in Beyin: Senin Hikâyen kitabını okumaya başladığımda bu konuda aydınlandım. Bir gün havaalanındayken almıştım ve beş saat boyunca durmaksızın okudum. Öğrendiğim başka bilgi de şuydu: Görme eylemi tüm vücudu ve tüm duyuları içeriyor ve görülen her bir şey beyne gecikmeli olarak geliyor. Yani demek oluyor ki aslında biz geçmişte yaşıyoruz. O an gördüğümüz her şey aslında oldu.

Son zamanlarda ilk defa okuduğunuz bir klasik var mı?

KOK: Son dönemde pek okuduğumu söyleyemem ama birkaç yıl önce televizyonda Nobel Komitesi’nin eski sekreterinin bir röportajına denk gelmiştim. Horace Engdahl, röportajda önceden içinde bulunduğu derin kriz ve karanlık anlardan bahsetti ve bundan kurtulmasına yardımcı olan şeyin bir kitap olduğunu söyledi. Bu kitap Turgenyev’in Avcının Notları romanıydı. Ardından ben de alıp okudum ve Engdahl’ın neyden bahsettiğini anladım. Romanın oldukça basit bir yapısı vardı ama umut veren bir kitaptı. Bunu anlatamam, okuyup kendinizin görmesi gerekiyor.

Norveçli yazarlardan kimleri beğeniyorsunuz?

KOK: Tarjei Vesaas gelmiş geçmiş en iyi Norveç romanını yazdı: The Birds. Knut Hamsun’ın da harika bir yazma becerisi olduğunu düşünüyorum. Çağdaş yazarlardan da Erik Lund, Ingvild Burkey, Steinar Opstad, Cathrine Knudsen, Kristine Naess ve Jon Fosse gibi isimleri beğenerek takip ediyorum.

Hangi çağdaş yazarları (roman, oyun, eleştiri yazarı ya da gazeteci, şair) beğeniyorsunuz?

KOK: Peter Handke, V. S. Naipaul, Svetlana Alexievich, Anne Carson, Ben Marcus, Kazuo Ishiguro, Cormac McCarthy, Lars Norén, Rebecca Solnit, John Jeremiah Sullivan, Maggie Nelson, Peter Sloterdijk.

Son zamanlarda çok güldüğünüz bir kitap oldu mu?

KOK: Thomas Bernhard’ın romanı My Prizes. Geçenlerde bir kafede otururken okudum ve o kadar çok yerde sesli güldüm ki. Çok eğlenceli bir kitaptı. Beni bu kadar güldüren diğer bir kitap da Céline tarafından yazılan Death on the Installment Plan oldu.

Ağlatan?

KOK: Henry Marsh, Sakın Zarar Verme.

Okumaktan hoşlanmadığınız türler var mı?

KOK: Mesela suç romanlarını sadece bunalım dönemlerimde okurum, o yüzden genelde bu türü okumaktan kaçınırım.

Kitapları nasıl okursunuz? Basılı mı elektronik mi? Tek seferde tek kitap mı çok kitap mı? Gündüz okuru musunuz gece mi?

KOK: İçimde Protestan bir ses var ve bana okumanın tembellerin işi olduğunu söylüyor. Ayrıca gündüzleri çalışmak zorundayım, bu nedenle genelde geceleri okurum. Bazen o kadar yorgun oluyorum ki önceki gece ne okuduğumu bile hatırlamıyorum. Yine o içimdeki ses bana e-kitaplara hiç bulaşma diyor.

Kitaplarınızı nereye ve nasıl yerleştiriyorsunuz?

KOK: Kütüphanede tutuyorum. Maalesef kötü bir hafızam ve sayısız kitabım var. Üstelik dört küçük eve yayılmış durumdalar. O yüzden bir kitabı bulmak için çok zaman harcadığım oluyor. Kulağa sinir bozucu geliyor ama bazen avantajlarını da görüyorum. Mesela bende olduğunu bile bilmediğim ilginç kitaplara rastlıyorum.

Kütüphanenizdeki hangi kitabın varlığı bizi şaşırtırdı?

KOK: Ben şöyle düşünüyorum: Herhangi bir kitap benim yazma becerime katkı sağlayabilir. Bu nedenle farklı farklı konulardan rastgele kitaplar alıyorum. Mesela 1500-1900 yılları arasında Çin bilimiyle ilgili bir kitabım var. Hâlâ okumadım ama bir ara okuyacağım.

Size hediye edilen en güzel kitap neydi?

KOK: On yaşımdayken annem eve Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü kitabıyla gelmişti. Bu kitabı o kadar çok sevdim ki defalarca okudum ve eminim ki bende bir şeyler değiştirdi. Beni derinden etkiledi.

En sevdiğiniz kahraman, anti kahraman ya da kötü karakterler kimler?

KOK: Yönlendirilmeye çok müsaitim ve hayatım sevdiğim roman kahramanlarını taklit etmekle geçti. İlk kahramanım babamın bana verdiği bir kitaptandı. Bu ana karakter iyi bir çocuktu, babası ölmüş, annesi ise hastaydı. Annesine o bakıyordu. Okulda da kötü çocukların zorbalıklarıyla uğraşırdı. Onun mücadelesi beni o kadar çok etkilemişti ki o Hıristiyan diye ben de Hıristiyan olmaya karar verdim. Küfür etmeyi, ağalardan elma çekmeyi bıraktım. On yıl sonra Ingvar Ambjornsen’in White Niggers romanını okudum. Bu romanın ana karakteri ise sürekli ot içiyordu. Sonuç olarak ben de içmeye başladım. Aşkı anladığım ilk karakter ise Knut Hamsun’ın Pan romanındaki Lieutenant Glahn karakteriydi. Romanı on altı yaşımdayken okumuştum ve çok geçmeden takıntılı oldum. Aslında çok sağlıklı bir bağ kurduğum söylenemez. Lieutenant Glahn oldukça romantik ve narsist bir karakterdi ve sevdiği kadını etkilemek için kendini ayağından vurmuştu. Eğer bu kitabı okumamış olsaydım başım bu kadar çok belaya girmezdi.

Çocukluğunuzda nasıl bir okurdunuz? En sevdiğiniz yazar ve roman hangileriydi?

KOK: Çocukken rastladığım her kitabı okurdum. Ağabeyimle haftada bir kütüphaneye giderdik ve iki poşet kitapla dönerdim. Tüm hafta bu kitapları okurdum. Mesela Fransız romanlarına bayılırdım: Monte Kristo Kontu, Seksen Günde Devri Alem, Üç Silahşörler… Biyografi okumayı da severdim ama hep ağlardım. Helen Keller, Florence Nightingale’in hayatlarını okurken az ağlamadım. Bunların dışında Marco Polo’nun seyahatlerini ya da Roma İmparatorluğu’nu anlatan kitapları da severdim. Tolstoy’un iki ciltlik biyografisini de okumuştum çünkü evde vardı. O zamanlar pek anlamıyordum ama önemli değildi. O sıralar benim için önemli olan tek şey farklı dünyaları, farklı yerler, farklı zamanları gezmekti. Artık o maceracı okur olamıyorum. Savaş ve Barış’ı okurken hariç elbette. Onu ne zaman okusam tekrar on iki yaşıma dönüyorum.

Amerikan başkanına okuması için bir kitap verecek olsanız ne olurdu? Aynı şekilde Norveç başbakanı için de.

KOK: Bence dünyadaki herkes bir yaz tatili Proust’un Kayıp Zamanın İzinde romanını okuyarak geçirmeli. Başkan ve başbakan dahil. Bu roman yeni bir dünyanın kapılarını açıyor. Okuduğum hiçbir kitapta bu romandaki etkiyi görmedim. Ama yarıda bırakmamalısınız, tamamlamalısınız. Bu roman sizi daha iyi ya da zeki biri yapmaz ama daha farklı görmenizi, koklamanızı, düşünmenizi sağlayacak, hayatınıza tat katacak ve algınızı zenginleştirecek.

Edebi bir akşam yemeği daveti veriyorsunuz diyelim, hayatta ya da değil, hangi üç yazarı davet ederdiniz?

KOK: James Joyce, Homer, Anne Carson.

Son zamanlarda okuyup beğenmediniz, hayal kırıklığına uğradığınız bir kitap oldu mu?

KOK: Kendi yazdığım kitapları okumam ama bazen katıldığım etkinliklerde okumam gerekiyor. O zaman hayal kırıklığına uğruyorum.

Hayatınızın hikâyesini kimin yazmasını isterdiniz?

KOK: Ne kadar güzel bir soru! Hiç şüphesiz, Laszlo Krasznahorkai. Şu sıralar en beğendiğim ve hem orijinal hem de güçlü bulduğum romancılardan. Bildiğimiz dünyayı başka bir şeye çevirebiliyor, bu yeteneğe sahip birkaç insandan birisi.

Sırada hangi kitabı okuyacaksınız?

KOK: John Steinbeck, A Russian Journal.

Çeviren: Deniz Saldıran

(NYT)

(186)

Yorum yaz