Home Kültür Sanat Edebiyat Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaşa Sahip Olmak
Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaşa Sahip Olmak

Kazuo Ishiguro Gibi Bir Çağdaşa Sahip Olmak

1.54K
0

Ishi­guro beni asla hayal kırk­lı­ğına uğrat­madı ya da ken­di­sin­den şüp­heye düşür­medi. Tüm his­set­ti­ğim, bütün bu farklı dün­ya­ları bir­bi­ri­nin üstüne yığar­ken gös­ter­diği şaş­maz maha­ret kar­şı­sında derin bir hay­ran­lık.

Haruki Murakami

Bazı yazar­lar var, yeni bir roman­ları çıktı mı beni hemen kitap­çıya bir nüsha almaya koş­tu­rur­lar; sonra elimde o an oku­makta oldu­ğum ne varsa bir tarafa koyar hemen onun ese­rine gömü­lü­rüm. Bugün­lerde sadece bir avuç yazar üze­rimde bu etkiyi yara­tı­yor, Kazuo Ishi­guro da onlar­dan biri.

Sanı­rım Ishiguro’nun en göze çar­pan özel­liği, tüm roman­la­rı­nın çok farklı olması; bir roma­nın­dan bir son­ra­kine, farklı biçim­lerde oluş­tu­rul­muş­lar ve farklı yön­lere işa­ret edi­yor­lar. Yapı ve üslup bakı­mın­dan her biri­nin açıkça diğer­le­rin­den ayrı dur­ması amaç­lan­mış. Yine de her biri Ishiguro’nun aşi­kar dam­ga­sını taşı­yor ve buna rağ­men her biri kendi içinde küçük hari­ku­lade ayrık bir evren oluş­tu­ru­yor.

Fakat hepsi bu değil. Tüm bu küçük evren­ler bir araya geti­ril­di­ğinde (elbette bu sadece oku­yu­cu­nun kafa­sında olu­yor), daha geniş bir evren –Ishiguro’nun tüm roman­la­rı­nın yekûnu– hayat dolu bir biçim alı­yor. Bu manada, onun roman­ları aynı anda hem dikey, art­sü­remli bir boyutu hem de yatay, eşza­manlı bir boyutu kap­lı­yor. İşte Ishi­guro beni en kuv­vetli biçimde bu yönüyle çar­pı­yor. Roman­la­rı­nın her biri muh­te­me­len evrim­sel bir süre­cin bir son­raki adı­mını belir­ti­yor (affe­der­si­niz, elbette evrim geçi­yor­lar). Bununla bir­likte bu süre­cin var olup olma­dı­ğı­nın ya da neler ihtiva etti­ği­nin ayrın­tı­la­rın­dansa, tüm bu eser­le­rin bir­bi­rine nasıl kay­naş­tığı beni çok daha fazla ilgi­len­di­ri­yor. Bence Ishiguro’yu böy­le­sine özel yapan ve çoğu başka yazar­dan bu denli farklı kılan da işte bu.

Onu oku­du­ğum tüm yıl­lar boyunca Ishi­guro beni asla hayal kırk­lı­ğına uğrat­madı ya da ken­di­sin­den şüp­heye düşür­medi. Tüm his­set­ti­ğim, bütün bu farklı dün­ya­ları bir­bi­ri­nin üstüne yığar­ken gös­ter­diği şaş­maz maha­ret kar­şı­sında derin bir hay­ran­lık. Kuş­ku­suz, eser­leri söz konu­sunda oldu­ğunda benim de kişi­sel ola­rak ter­cih­le­rim var; A eseri, diye­lim, damak tadıma B ese­rin­den daha uygun ola­bi­lir. Yine de diğer yazar­larla kıyas­lan­dı­ğında Ishiguro’nun kur­gu­sal dün­yası bu kar­şı­laş­tırma mese­le­sini görece önem­siz kılı­yor. Beni çok daha kayda değer biçimde çar­pan şey, eser­le­ri­nin her biri­nin diğer­le­rini tamam­la­ması ve des­tek­le­mesi. Tıpkı bir araya gelen mole­kül­leri andı­rı­yor­lar.

Açıkça çok az yazar bu türde çok par­ça­dan olu­şan (com­po­site) bir evren yarat­maya muk­te­dir. Bu sadece sık sık büyük bir roman üretme mese­lesi değil. Daha ziyade Ishi­guro, ese­rini şekil­len­di­ren belli bir viz­yona, bir ana plana sahip – yaz­dığı her yeni roman daha geniş makro-anla­tı­nın inşa­sında başka bir adımı teş­kil edi­yor. En azın­dan onun ese­ri­nin bende yarat­tığı duygu bu.

Kazuo Ishi­guro gibi bir çağ­daşla kut­san­mış olmak bir zevk. Bir yazar ola­raksa, büyük bir teş­vik.

Belki mera­mımı şu şekilde daha açık anla­ta­bi­li­rim. Ishi­guro devasa bir resim üze­rinde çalı­şan bir res­sam gibi. Res­min hey­betli, yayı­lıp geniş­le­yen tarzı bir kated­ra­lin tava­nını ya da duvar­la­rını kap­la­ya­bi­lir. Uçsuz bucak­sız bir zaman ve muaz­zam bir enerji iste­yen tek bir eser. Hayat boyu süre­cek bir iş. Bir­kaç yılda bir, bu res­min bir kıs­mını tamam­lı­yor ve bize gös­te­ri­yor. Bir­likte, o kıs­mın sahne sahne göz önüne ser­diği evre­ni­nin geniş­le­yen ala­nına diki­yo­ruz gözü­müzü. Bu hem nefes kesici hem de son derece özel bir dene­yim. Ama hâlâ bütün eseri gör­mek için kuş bakışı man­za­raya sahip olma­mız gere­ki­yor. Tamam­lan­mış eserde hangi imge­le­rin görü­ne­bi­le­ce­ğini ve bun­la­rın bizi nasıl müte­es­sir edip içi­mizde hangi duy­gu­ları uyan­dı­ra­bi­le­ce­ğini ancak tah­min ede­bi­li­yo­ruz.

Bir roman okuru ola­rak, Kazuo Ishi­guro gibi bir çağ­daşla kut­san­mış olmak bir zevk. Bir yazar ola­raksa, büyük bir teş­vik. Yeni roman­la­rı­nın nasıl görü­ne­ce­ğini zihinde can­lan­dır­mak, aynı zamanda henüz yaz­ma­dı­ğım kendi ese­rimi de res­met­mek anla­mına geli­yor.

Çevi­ren: Murat Erşen

Kay­nak: “Kazuo Ishi­guro: Con­tem­po­rary Cri­ti­cal Pers­pec­ti­ves”, edi­tör: Sean Matt­hews, Sebas­tian Groes, Con­ti­nuum, 2009, Önsöz, s. vii, viii.

(1543)

Yorumlar