Home Ne Haber Kişisel Bir Murakami Okuma Rehberi
Kişisel Bir Murakami Okuma Rehberi

Kişisel Bir Murakami Okuma Rehberi

584
0
Gökhan Güvener

Okuduğum Haruki Murakami kitaplarına yönelik kişisel önerilerimi içeren bir yazı bu. Öykü kitaplarını hariç tuttum. Hiç okumamış olanlar ve başlamak isteyenler için öznel bir rehber olarak da düşünülebilir. Okumuş olanlar da yorumlar bölümüne kendi önerilerini yazarsa harika olur.

Başlangıç kitabı İmkânsızın Şarkısı olmalı. En dokunaklı, en etkileyici olan romanı bu bence. Sonra Zemberekkuşu’nun Güncesi gelmeli. (Bu aslında The Elephant Vanishes’daki bir kısa öykünün romanlaştırılmış hali.) Bu yapıtta roman içinde roman denebilecek Teğmen Mamiya’nın Uzun Hikâyesi adlı, Japonya’nın Mançurya’yı işgal ettiği yılları anlatan bölümler olağanüstü güzel.
Yaban Koyununun İzinde, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında, Sahilde Kafka, Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları önerirken birini diğerine önceleyemeyeceğim lezzetteler. Sputnik Sevgilim, Karanlıktan Sonra, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu da bu dörtlünün bir çıt altında olmakla birlikte, yazara kapıldıktan sonra keyifle okunan kitaplar. Haşlanmış Harikalar Diyarı  ve Dünyanın Sonu tıpkı Sahilde Kafka gibi, paralel akan ama okurun bir yerde kesişmelerini beklediģi iki ayrı bağımsız anlatı halinde yazılmış.

Murakami için şunu da söylemek lazım, klasik anlamda seyreden romanlar değil yazdıkları. Yarattığı karakterler, bunların çatışmaları, okurda oluşturulan beklenti çoğunlukla bir yere bağlanmıyor, bir sonuca ulaştırılmıyor. Üslubun önceliği söz konusu. Ama öylesine güçlü ve keyifli bir üslup ki bu, okuyucu belki de sadece “işte bu yeter bana” deyip bağlanabiliyor bu anlatı stiline.

Üslubun zirve yaptığı roman ise 1Q84 bence. Yaratılmış bütün karakterler, yazılmış bütün diyaloglar, içine kolayca düşülen gizem hepsi harika. Ama bu gösteriye kapılmakta zorlanan kimi okurlar koca kitabı bitirdikten sonra, “finalde tatmin olamamış okuyucu” yakınmasına düşebiliyorlar biraz.
Ayrı bir yere konması gereken Koşmasaydım Yazamazdım kendi yazarlık ve maraton koşuculuğunun (evet aynı zamanda maraton koşan bir atlet kendisi) otobiyografik hikâyesi. İkisine de ilginç biçimde 30 yaşından sonra başlamış. İstek, odaklanma ve sürdürebilme üzerine yazdıkları her alana uyarlanabilecek bir metafor sanki.

Türkçeye çevrilmemişler arasında okuduklarımdan Dance Dance Dance de yukarda bahsettiğim dörtlü lezzetinde, takıntılar ve bilimkurgu sınırında bir gizem sunuyor.

İlk kısa romanları olan ve hem İngilizce hem de Almanca çevirileri, birlikte tek kitap halinde basılan Hear the Wind Sing Pinball ise daha sonra yazacağı çoğu şeyin filizlerini barındırıyor. Geliştireceği üslubun çocukluk hali var bunlarda, tabiri caizse.

(584)

Yorum yaz