Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Klasiklere Dair Bir Okuma
Klasiklere Dair Bir Okuma

Klasiklere Dair Bir Okuma

108
0

Okuyan her göz ve düşünen her dimağın kendi algı ve analiz etme yeterliği ölçüsünde farklı derinlikler bulacağı bir eser olan Klasikleri Niçin Okumalı…

Hasan Parlak

Ünlü İtalyan yazar Cesare Pavese’nin Italo Calvino için “kalem sincabı” diye bir nitelendirmesi vardır. Onun, üzerinde fikir ürettiği konuda daldan dala sıçrayışını, bitmek bilmeyen merak ve arayışlarını tanımlamadaki bu yerinde tespite kimsenin itirazı olamaz elbette. Ama görmezden gelinemeyecek bir özelliği daha vardır ki bu da Calvino’nun kelimeleri bir orkestra şefi yetkinliğiyle yönetmesi ve üsluptaki zengin içerikli bu yapının da derinlikli okumaları gereksindirdiğidir. Calvino’nun hem düzyazı hem de şiirler üzerinde ortaya koyduğu eleştirel yetkinlik, konunun ne derece hâkimi olduğu, kültürel ve edebi anlamda ne derece donanımlı olduğu konusunda çok net ipuçları vermektedir. Yazarımız, “Dünya Bir Enginardır” başlıklı bölümde bu yöndeki düşüncelerini şu cümlelerle ifade etmiştir: “Edebiyat yapıtında bizim için önemli olan, her zaman yeni okuma boyutları keşfederek yapıtın sayfalarını sonsuz bir enginar gibi karıştırmayı sürdürebilmektir.”

Klasikleri Niçin Okumalı böyle bir düşünce hareketliliği, dinmez bir tecessüsün irdeleyişleri ve zengin içerikli bir anlatımın birleşiminden meydana gelmiş bir deneme kitabı. Calvino, hayranlık duyduğu şair ve yazarları, zamana direnebilmiş eserleri üzerinden değerlendirmek suretiyle mümtaz bir klasikler seçkisi oluşturmuş. Genel itibariyle Calvino’nun ele aldığı yazar ve şairlerin eserleri üzerinde iki aşamalı bir sunum yaptığı görülüyor. İlki, anılan eserlerin okurlara tanıtımı ve böylece incelenen kitap hakkında bir fikir edinilmesini sağlayacak olan özet formatındaki anlatımlar. İkincisi ise eser, yazar ve şair üzerine kendi düşünce ve çözümlemelerini içeren felsefi, kültürel ve edebi kıstaslardan oluşan yorum ve açıklamalarıdır.

Yalnız şu da var ki kitapta ele alınan şahsiyetler incelendiğinde, burada yer alan tüm metinlerin salt edebiyat odaklı bir anlayış ve aktarışın konusu olmadıkları görülmektedir. Mesela, Ksenophon’un Anabasis adlı eseri hakkında Calvino, şöyle bir tespitte bulunur: “Onunki, bir subayın teknik anılar kitabıdır, bütün mesafeleri, coğrafi referans noktalarını ve bitki-hayvan kaynakları üzerine bilgileri kayda geçiren ve diplomatik, lojistik, stratejik sorunlar ile bunların çözümlerini sıralayan bir yolculuk günlüğüdür.” Bu duruma gösterilebilecek başka bir örnek ise eski Romalı doğa bilgini ve ansiklopedi yazarı Plinius ve onun Doğa Tarihi adı altında birleştirilmiş 37 kitaplık geniş eserinin, detayları verilerek okur ilgisine sunulmasıdır. Kitabın bilimle ilgili bir başka bölümünde, Doğa Kitabı üzerine bahis açılmış olan kısmın önemli bir tespitini şu cümle daha iyi vurgulamıştır: “Galileo’nun yapıtındaki en ünlü ve içinde yeni felsefenin özünü barndıran eğretilemesi, doğa kitabının matematik diliyle yazıldığına ilişkin olanıdır.” Calvino’nun bilimkurguda öncü yanını ön plana alarak takdim ettiği şair, yazar Cyrano de Bergerac’ın kozmik alan üzerine fantastik esin kaynakları ve sonuçta bu ilhamların hayrete şayan derecedeki güçlü öngörülere dönüşmesi de bu neviden sayılabilecek ortak noktalardandır.

Italo Calvino, eserinin 264. sayfasında Raymond Queneau’nun üç kitabını referans alarak, edebi estetizmin yer aldığı alışılmış bir alanı daha da genişletip edebiyat konusunda daha farklı açılımları dikkatlere sunuyor. İlk olarak Biçem Alıştırmaları adlı kitapta “birkaç tümcelik bir sahne 99 kez 99 farklı üslupla yinelenir”… Küçük Taşınabilir Kozmogoni adlı ikinci kitapta temalandırılmış ana çerçeve, “yeryüzünün kökenleri, kimya, yaşamın kökeni, canlıların evrimi ve teknolojik evrim” üzerine aleksandren ölçüsüyle yazılmış bir şiirdir. Edebiyatın bilinen kurallarının matematiksel kavram koşutluğuyla ele alınarak şiirdeki dize sayısının olabildiğince nasıl çoğaltabildiğinin açıklaması, Yüz Milyon Kere Milyon Şiir kitabında yapılmıştır.

Calvino, kitabında yer verdiği bazı yazar ve şairlerin üzerinde birleştikleri bazı çıkış noktalarını da okurların dikkatine sunuyor: “Madam de Lafayette’den Benjamin Constat’a roman, olağanüstü bir keskinlikle insan ruhunu irdeler ama sayfalar hiçbir şey görmemize izin vermeyen kapalı panjurlar gibidir. Romandaki görsellik, Stendhal ve Balzac’la başlar ve Flabuert’le birlikte söz ile imge arasındaki kusursuz ilişki noktasına ulaşır.”

Yine Gustave Flabuert’in Üç Öykü‘sü, masalı çağrıştıran yapısıyla Fars şairi Nizami’nin Yedi Prenses adlı yedi masalını hatırlara getirir.

Calvino, Ovidius’un ünlü eseri için, “Dönüşümler hızlılığın şiiridir” tanımlamasını yaparken, öte yandan da Voltaire’nin Candide’ini benzer bir değerlendirmenin ışığı altında yukardaki fikre bir hayli yakınlaştırır. “Bugün, Candide’de bizi büyüleyen yön, ne felsefi öyküdür, ne yergidir, ne dünyaya ilişkin bir ahlak ve bir bakış açısının ete kemiğe bürünmesi: Ritimdir.”

Okuyan her göz ve düşünen her dimağın kendi algı ve analiz etme yeterliği ölçüsünde farklı derinlikler bulacağı bir eser olan Klasikleri Niçin Okumalı, bir okur olarak daha bir çok bakış açılarından değerlendirilebilecek zenginlikteki potansiyeliyle zamana daha uzun yıllar direnecek gibi görünmektedir.

Italo Calvino, Klasikleri Niçin Okumalı, Çeviren: Kemal Atakay, YKY, 291 s.

(108)

Yorum yaz