Roman

Yazının Belleği

Ede­bi­yat, bu kirli dün­ya­dan çıkıp nefes ala­bi­le­ce­ği­miz tek kaçış yeri olu­yor o zaman; yaşa­mın hafı­za­sıyla unut­ma­nın kör bilinci orada kar­şı­la­şı­yor, yüz­le­şi­yor. Özkan Ali Bozdemir  Yaşa­mın bula­nık suları umut­ları, hatı­ra­ları ve hayal­leri de önüne kata­rak her şeyi dip­siz bir uçu­ruma doğru sürük­lü­yor, yapış­kan ve çürü­müş kol­la­rıyla kor­kunç bir boş­luk halinde etra­fı­mızı sar­maya, bizi kuşat­maya devam edi­yor. […]

Bir Zamanlar TRT ve Dizileri...

Benim yaşım Aşk-ı Memnu’ya yet­mi­yor ama ne çocuk­lu­ğumda ne ilk genç­li­ğimde rating’in adını duy­dum, diyo­rum. O kadar güzel ede­bi­yat uyar­la­ma­ları izle­dim ki hâlâ tat­ları dama­ğımda, diyo­rum. Banu Yıldıran Genç Orta­okulda apo­li­tik arka­daş­la­rıma, sağcı-solcu ne demek bil­me­yen ve umu­runda olma­yan insan­lara sinir olu­yor, içime kapa­nı­yor, 12 Eylül’ü konu alan roman­lar, öykü­ler oku­maya devam edi­yor­dum. O abi­ler, […]

Edebiyat olmasaydı, hissedemezdik

İnsa­nın çare­siz­li­ğini, hayal­le­rini ve çatış­ma­la­rını, savaş­ları ve şid­deti, ölümü ve sonu, aşk­ları ve yal­nız­lık­ları ede­bi­yat olma­saydı nasıl ger­çek­ten yaşa­ya­cak­tık. Lars Iyer, Ede­bi­yat olma­dı­ğında, Trajedi’yi de Devrim’i de kay­be­de­riz, diyor. Semih Gümüş Ede­bi­ya­tın yazın­sal değer­le­rini cid­diye alan­la­rın küçüm­sen­diği yerde, popü­liz­min baya­ğı­lığı güç­le­nir. Yüz kızar­tı­cı­dır popü­lizm. Yaz­dık­la­rı­nın yal­nızca kul­la­nım değe­rini düşü­nen romancı işte onun bir ucun­dan tutu­yor? Üç […]

Suç ve Ceza’dan Kalanlar

Dos­to­yevski insan aklı­nın yarat­tığı kuş­ku­suz en yüce eser­le­rin sahibi. 1866 yılında yayım­la­nan Suç ve Ceza ise onun pek çok oku­ru­nun bugün de başucu romanı. Okur­la­rın yıl­lar­dır başu­cun­dan indir­me­diği Suç ve Ceza’dan bugün bize neler kaldı? 19. yüz­yıl­daki suç ve ceza kav­ram­ları hâlâ içi dol­du­rul­ma­dan günü­mü­zün kilit kav­ram­ları halinde. Suç nedir, ceza nedir, vic­dan nedir, nerede bulu­nur, aran­malı mıdır, […]

Damızlık Kızın Öyküsü Yalnızca Bir Distopya Değil

Yalan ve şid­det yaşa­dı­ğı­mız dün­yayı, zaman­ları dis­top­yaya yak­laş­tı­rı­yor. Çünkü, oku­du­ğu­muz dis­top­ya­lar bu ikisi üze­rine kuru­lur. Melike Uzun Normal’den Dis­to­pik Dün­yaya Sine­maya akta­rı­lan Damız­lık Kızın Öyküsü’nün şim­di­lerde 10 bölüm­lük bir dizi ola­rak tele­viz­yona uyar­lan­dı­ğını Notos’un 60. sayı­sında oku­muş­tuk. Kita­bın ’92 AFA bas­kı­sın­dan bu yana yeni bas­kı­sı­nın yapıl­ma­dığı bu haberle bir­likte gün­deme gel­mişti. Eser çok geç­me­den Doğan Kitap […]

Kayıp Kız, Kayıp Kadın

Time’ın 2016’da geze­ge­nin en etkili 10 kişisi ara­sında gös­ter­diği gizemli yazar Elena Fer­rante, Karan­lık Kız roma­nında bir kadı­nın bakış açı­sın­dan kadın­lık sorun­la­rını, bir anne olma­nın yük­le­diği sorum­lu­luk­ları, bütün çıp­lak­lığı ile ortaya dökü­yor. A. Ömer Türkeş Elena Ferrante’nin üçüncü romanı ola­rak 2008’de yayım­la­na­nan Karan­lık Kız yaza­rın baş­ya­pıtı sayı­lan dört cilt­lik Napoli Roman­ları’nın haber­cisi sayı­la­bi­lir. Napoli Roman­ları’nın […]

Tolstoy mu Dostoyevski mi? Bir Anlaşmazlığın Hikâyesi

İki yazara da eşit dere­cede hay­ran oldu­ğunu düşü­nen okur, sonunda bir ter­cih belirt­mek zorunda kala­cak­tır: Bana Dos­to­yevs­kici mi, Tols­toycu mu oldu­ğunu söyle, sana kim oldu­ğunu söy­le­ye­yim. Karen Haddad-Wotling George Ste­iner, ken­din­den önce pek çok kez ele alın­mış bu soruyu meş­hur Tols­toy mu Dos­to­yevski mi* (1959) adlı kita­bında yeni­den ele ala­rak tar­tış­ma­nın özünü belki de kesin […]