Home Bilgi Bankası Edebiyat Kürklü Venüs ve Mazoşizm: “Kadını bir hazine gibi gömüp, saklamak isteyen sadece erkeğin egoizmidir.”
Kürklü Venüs ve Mazoşizm: “Kadını bir hazine gibi gömüp, saklamak isteyen sadece erkeğin egoizmidir.”

Kürklü Venüs ve Mazoşizm: “Kadını bir hazine gibi gömüp, saklamak isteyen sadece erkeğin egoizmidir.”

374
0

Kadınlar ne onları savunanlar kadar iyi ne de düşmanlarının tasvir ettiği kadar kötüdürler. Kadınlar çoğunlukla, karakteri tam olarak oturmamış varlıklardır.

Kadir Işık

Kürklü Venüs romanın yazarı Leopold Von Sacher-Masoch, soyadının bu kitapla psikiyatri tarihine mazoşizmin isim babası olarak geçeceğini bilmiyordu elbette. Aşkı, ihaneti, kavgayı, sevgiyi konu edinen kitaplar gibi Kürklü Venüs de zamana yenilmeyen kitaplardan. Birçok filme, tiyatro oyununa ve sanat eserine ilham kaynağı olan kitap yayımlandığı ilk günden beri okurun ilgisini çekiyor. Adı sadizmle anılan Marquis De Sade da Masoch gibi aristokrat bir aileden geliyordu, yazdığı kitaplardan dolayı yargılandı, hapishaneye, tımarhaneye kapatıldı, ama ondan yüz yıl sonra Masoch benzer tarzda yazdığı kitaplarla ödüllendirildi, her yerde takdir gördü ve yaşadığı yıllarda adı büyük yazarlarla anıldı. Hem Sade hem de Masoch yazdıklarına benzer hayatlar sürdürmüşlerdi.

Bütün eserlerini “Kabil’in Vasiyeti” adıyla seri halinde yayımlayan Masoch yaşarken ünü Avusturya Macaristan imparatorluğunun sınırlarını aşıyordu. Dizide yer alan kitapların konusu, aşk, mülkiyet, para, devlet, savaş ve ölümdür. En ünlü kitabı Kürklü Venüs aynı zamanda en çok bilinen kitabı ve konusu, aşk. Masoch, birlikte olduğu bir kadın tarafından kırbaçlanmak, kovalanmak, yakalanmak, aşağılanmak, cezalandırılmak, kıskandırılmak, uşak muamelesi görmek, işkence edilmek, aldatılmak istiyordu ve bundan haz alıyordu. Fanny von Pistor’la İtalya gezisine çıkmadan kölelik sözleşmesi imzalar. “Bay Leopold von Sacher Masoch, Altı ay süreyle, bayan Pistor’un kölesi olmaya; onun bütün istek ve buyruklarını yerine getirmeye şerefi üzerine söz verir…

“Kölenin sahibi kölesini dilediği gibi cezalandırabilecektir. Köle sahibiyle sevgili olmaktan asla bahsetmeyecektir. Buna karşılık Fanny Pistor köleyi cezalandıracağı zamanlar kürkünü giymeye söz verir.” 8 Aralık 1869

Kitabın konusu bu gezide yaşanan ilişkidir. Henüz bir çocukken kürk giyen halası tarafından dövülmesi ve aşağılanması, ondan merhamet dilemesi, hayatı boyunca halasına benzer kadınlara ilgi duymasının altında yatan nedendir ve kürk bir obje olarak ilişkilerinde önemli bir yere sahiptir. Masoch birlikte olduğu kadınlarla salt fiziksel bir şiddetten öte kadınları efendi olarak arzuladığı bir nesneye dönüştürür.

Kadın erkek ilişkilerinin karanlık yanlarına değinen romanın ana karakterlerinden Wanda’nın ruhundaki tehlikeli duygular Severin tarafından yapılan kölelik sözleşmesiyle ortaya çıkar. Aşkı gönüllü bir köleliğe dönüştüren Masoch, romanda kadınlar hakkında keskin yargılarda bulunuyor.

Romanın erkek karakteri Severin’in köle olma arzusu, Wanda ile yaptığı sözleşme doğrultusunda ilerler. Güzel ve şuh bir kadın olan Wanda’nın gizemli bir gecede Severin’in odasına girmesi, aralarında oluşacak birlikteliğin ip uçlarını romanın ilk sayfalarında, “Kadın sadakatsiz olmalı, teslim olmamalı, kararlı ve yeri geldiğinde zalim olmalı,” diyerek belirtir. Severin, Wanda’nın içindeki sadist yanı onu kışkırtarak ortaya çıkarır ve bir kölelik sözleşmesiyle ona teslim olur ve aşağılandıkça duyguları kamçılanarak aralarında patetik bir ilişki yaşanır. Severin kadının gücünü, erkeğin ona olan tutkusuna bağlar ve erkeğin ya zorbalığı ya da köleliği seçmesi gerektiğine inanır.

Sapkınlığı tanımlamak için kullanılan sadizm ve mazoşizm gerçekten akıl dışı olacak kadar insanı toplumdan ayırıyor mu yoksa bu iki duygu farkında olmadan yaşadığımız ve haz aldığımız yönlerimizi mi tanımlıyor soruları romanı okurken derinlemesine düşünmemizi sağlıyor. Romanda insanın bastırdığı ve çoğu zaman yok sayılan duygularına birçok yerde göndermede bulunmaktadır. Yazarın özel hayatında kendini aşık olduğu kadınların eline bırakması ve belirlediği kurallar çerçevesinde bir ilişki yaşaması okurun romana olan ilgisini canlı kılıyor.

Wanda sıradan bir kadınken sadist bir karaktere dönüşüyor, Severin ondan uzaklaşıyor. Aralarında yaşanan Sadomazo ilişkide döngüsel bir yan vardır. “Kırbaç vuruşları hızla ve sertçe sırtıma, kollarıma inmeye başlamıştı. Her biri etimi kesiyordu ve yanmaya başlıyordu; ama acılardan zevk alıyordum. Taptığım, her an canımı onun için verebileceğim kadından geliyorlardı.” Kırbaçlandıkça haz alan Severin, bir süre sonra kadının ilgisizliği karşısında yaşadığı acıdan da zevk alır. “Keşke kırbacı tekrar eline alsaydı! Bana karşı gösterdiği merhametli tavırda korkutucu bir şeyler vardı. Kendimi, güzel bir kedinin oynadığı, her zaman parçalayabileceği küçük, tutsak bir sıçan gibi hissediyordum ve kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu.”

Ve Cemal Süreya, “Annesinden dayak yediği halde, yine ‘anne’ diye ağlayan bir çocuktur aşk” diyor.

Acıyı içinde barındıran aşk üzerine, âşık olmadan önce belki bir kez daha düşünmeliyiz.

1 Evet, ben gaddarım ve –siz sadece bu kelimeyi duyduğunuzda dahi zevk aldığınız için–buna hakkım yok mu? Erkek arzulayan, kadın da arzulanandır. İşte bu kadının sahip olduğu en büyük avantajdır. Doğa, ona erkeği, tutkusu için teslim etmiştir ve erkeği kendi kulu, kölesi, hatta oyuncağı yapmayı ve onu gülerek aldatmayı bilmeyen kadın, aptal demektir.

2 Kadın, kendini ne kadar kolay teslim ederse, erkek o kadar çabuk kendine gelir ve kadına hükmetmeye başlar. Ancak, kadın ne kadar sadakatsiz olursa, ona ne kadar kötü muamelede bulunur, onunla ne kadar oynar az merhamet gösterirse, erkeğin şehveti o denli artacak, erkek tarafından o denli sevilecek ve tapılacaktır. Bu, her zaman böyle olmuştur; Helena ve Delila’dan, II. Katherina ve Lola Montez’e ve daha ilerilere kadar…

3 Hareketli bir şekilde: “Neden olmasın?” dedi. “Gothe’nin ‘Ya çekiç olacaksın ya da örs’ lafı, erkek ile kadın ilişkisine uyduğu mükemmellikte, başka bir şeye uymaz; hem rüyanda sana, Venüs Hanım da aşağı yukarı aynısını anlatmıştı. Erkeğin ihtirasında, kadının gücü saklıdır ve kadın bunu, erkek dikkat etmezse iyi kullanır. Erkeğin sadece, kadının despotu ya da kölesi olma seçeneği vardır. Kendisini teslim ettiği andan itibaren boyunduruk altına girmiştir ve kırbacı hissedecektir.”

4 Demek siz de çağdaş kadına, o zavallı, histerik, uykuda gezerken rüyada gördüğü ideal erkeğin peşinde koşan; ama en iyi erkeği dahi anlamayan ve kramplara tutulmuş –bir halde– ağlayarak her gün Hristiyanlık görevlerini zedeleyen, aldatılan ve aldatan, hep arayan, seçen, reddeden, hiç mutlu olmayan ve hiç bir zaman mutlu edemeyen; Helena ve Aspasia gibi sevmek ve yaşamak istiyorum itirafında bulunmak yerine, kadere şikayet eden kadıncıklara hayransınız. Doğa, kadın ve erkek arasındaki ilişkide süre tanımaz ve kararları her zaman kendi verir.

5 Kadını bir hazine gibi gömüp, saklamak isteyen sadece erkeğin egoizmidir. Değişken insan varlığının en değişken öğesi olan aşka; kutsal ritüeller, yeminler ve antlaşmalarla süre getirme çabalarının hepsi hüsranla sonuçlanmıştır.

6 Aşkta, yan yana beraberlik olmaz! Hükümdar olma ya da esarete düşme gibi seçeneğim olursa, güzel bir kadının kölesi olmayı daha çekici bulurum. Ancak, sıradan bir hırlaşma bağımlılığı ile nüfuz edinmek yerine, sakince ve kendine güvenle, hatta katı bir şekilde hüküm sürmek isteyen kadını nerede bulacağım?

7 Gördüğün gibi ben çocuk ruhlu bir kadınım, bir kadın çok nadiren böyle olabilir. Erkekler gibi ne çok neşeli ve şehvetli ne de ruhen özgür olabilir. Kadının sevgisi her zaman şehvet ve ruhi yatkınlığın bir karışımıdır. Kadının kalbi sürekli değişkenken erkeği ebediyen kendine bağlamak ister. İşte bu nedenle, iradesinden bağımsız bir biçimde ruhunu ele geçiren hırsları onun karakterini de bozar.

8 Kadınlar ne onları savunanlar kadar iyi ne de düşmanlarının tasvir ettiği kadar kötüdürler. Kadınlar çoğunlukla, karakteri tam olarak oturmamış varlıklardır. En iyi kadın bile, hiç beklemediğin bir anda çamura yatabilir. En kötü kadın ise beklenmeyen bir anda büyük ve iyi şeyler yapıp onu hor görenleri utandırabilir. Kadınlar kendi anlaşılmaz doğaları gereği en ilahi, en pis, en temiz düşünceleri düşünmeye, duyguları hissetmeye, hareketlerde bulunmaya güçleri olduğundan, ne kötü ne de iyidirler.

9 Kadın, tüm gelişme süreçlerine rağmen, doğada ne şekilde var olduysa özünde de o vahşiliktedir. Anlık duygularına göre, hem sadık, hem de sadakatsiz; hem alicenap hem de gaddar davranacak kadar vahşi bir karaktere sahiptir. Her zaman ciddi, derin öğrenim, ahlaki karakteri yaratmıştır; bu nedenle erkek, ne kadar menfaatperest, ne kadar kötü niyetli olsa da hep prensipli davranır, kadın ise her zaman hisleri ile hareket eder. Bunu hiçbir zaman unutma ve sevdiğin bir kadının yanında kendini hiç güvende hissetme.

10 Sadece bir anlık gürültü yapan ve yandığı kadar çabuk sönen bir saman alevi. Bana gözdağı verdiğini zannediyorsun ve o kadar komik geliyorsun ki bana. Önceleri olduğunu düşündüğüm erkek olsaydın; ciddi, düşünceli, katı, seni sadakatle severdim ve karın olurdum. Kadın, yukarıya bakabileceği bir erkek ister; senin gibi kendi isteğiyle kadının ayağını koyması için ensesini sunan birini sadece oyuncak olarak kullanır ve artık canını sıkmaya başladığında da onu atar.

11 Doğanın yarattığı gibi olan ve erkeği kendine çeken kadının aslında düşman olduğu ve sadece kölesi ya da erkeğin despotu olabileceği; fakat hiçbir zaman gerçek bir yol arkadaşı olmayacağıdır. Ancak, erkeğe hakları ve eğitimi ile eşit olduğunda gerçek bir yol arkadaşı olabilir. Şimdi tek seçeneğimiz, ya örs olmak ya da çekiç.

Kendisini kırbaçlatan, kırbaçlanmayı hak eder.

Desenler: Salvador Dali

Kaynak: Leopold Von Sacher-Masoch, Kürklü Venüs, Çevirenler: Murat Çakır-Münire Yılmaer, Chiviyazıları, 280 sayfa

(374)

Yorum yaz