Home Kültür Sanat Müzik Maria Callas’ın Eşi Benzeri Görülmemiş İhtişamı
Maria Callas’ın Eşi Benzeri Görülmemiş İhtişamı

Maria Callas’ın Eşi Benzeri Görülmemiş İhtişamı

300
0

Cal­las hak­kında yazı­lan tüm san­sas­yo­nel şey­ler kulağa çok ihti­şamlı geli­yor fakat aslında bu ihti­şam dik­kat­leri asıl veril­mesi gere­ken nok­ta­dan uzak­laş­tı­rı­yor: Sana­tın­dan.

Bir sanat­çı­nın haya­tı­nın onun sanat­taki başa­rı­sıyla ilgisi olma­dı­ğını düşü­nen birisi Maria Callas’ı henüz tanı­mı­yor demek­tir. Sanat­çı­nın ölü­mü­nün üstün­den kırk yıl geçti ama kayıt­ları hâlâ bir­çok baskı yap­maya devam edi­yor. Onun hak­kında o kadar çok mater­yal var ki aslında kayıt­lar sadece küçük bir bölümü oluş­tu­ru­yor. Sayı­sız biyog­ra­fi­ler, anek­dot­lar, aksi ispat­la­nan anı­lar, inişli çıkışlı ero­tik haya­tı­nın, çok hızlı yük­sel­me­si­nin ve tra­jik düşü­şü­nün şarkı söy­le­yi­şin­deki etki­leri üstüne yapıl­mış çalış­ma­lar var. Cal­las hak­kında yazı­lan tüm san­sas­yo­nel şey­ler kulağa çok ihti­şamlı geli­yor ama aslında bu ihti­şam dik­kat­leri asıl veril­mesi gere­ken nok­ta­dan uzak­laş­tı­rı­yor: Sana­tın­dan.

Bu gibi merak uyan­dı­ran ama önem­siz ayrın­tı­lara karşı koy­ma­nın en iyi yolu onun opera per­for­man­sı­nın ya da resi­ta­li­nin bir kay­dını açıp din­le­mek. Duy­gu­sal bir din­le­yici bu sesin gücünü hemen his­se­de­cek­tir. Müzik yapım şir­keti War­ner Clas­sics sanat­çıyı ölüm yıl­dö­nü­münde anmak için 1949’da oku­duğu Verdi’nin Nabucco ese­rin­den baş­la­ya­rak 1964’teki Tosca ope­ra­sına kadarki tüm canlı per­for­mans­la­rını, oyna­dığı ope­ra­la­rın gör­sel kayıt­la­rını ve onunla yapı­lan söy­le­şi­leri der­le­diği bir seti piya­saya çıkardı. Aslın­dan bu mater­yal­ler daha önce de yayın­la­mıştı ama War­ner şir­ke­ti­nin mühen­dis­leri ileri bir ses sis­temi kul­landı ve şar­kı­ları en kali­teli ver­si­yon­la­rına getirdi.

Peki Maria Callas’ın din­le­yi­ci­lerde uyan­dır­dığı etkiyi bu kadar sıra dışı ve eşi ben­zeri görül­me­miş yapan neydi? Kısaca özet­le­ye­cek olur­sak Cal­las, eser­leri sadece icra eden değil onla­rın icra­sına kadar olan aşa­ma­larda da aktif rol alan bir sanat­çıydı. Örne­ğin bes­te­ci­nin ya da şefin ona öner­dik­le­rini not alır, ardın­dan bu not­ları kendi ölçüt­le­riyle ve derin­li­ğiyle yeni­den yara­tırdı. Böy­le­likle ona veri­len rol­ler ondan önce de bir­çok defa oynan­mış olsa da, Callas’ın icra­sıyla yep­yeni bir hal alırdı. Oyna­dığı rol­le­rin bir­çoğu ikinci kalite, bir numara olma­yan rol­lerdi. Ayrıca bir­çok sanatçı gibi onun da kari­yeri inişli çıkış­lıydı. Fakat her gös­te­ri­den sonra akılda en çok kalan hep o olurdu. O, sıra­danı icra eder­ken sesinde öyle bir oynama yapardı ki din­le­yen­leri aydın­la­tır, onlara ilham verirdi. Diğer şar­kı­cı­lar, müzis­yen­ler, koro şef­leri de bunu yapardı elbette ama Callas’ı kendi ala­nında eşsiz kılan şey yap­tık­la­rı­nın ölçütü ve derin­li­ğiydi.

Maria Callas’ın Mozart’ın çok az ese­rini söy­le­mesi ve daha faz­la­sını söy­le­meye eği­limli olma­ması da önemli bir ayrıntı. Mozart gibi üstün başa­rıya sahip bir bes­te­ci­nin eser­leri ancak orta dere­cede bir yeter­li­likle icra edi­le­bi­lir. Yani bu eser­leri güç­len­di­re­rek oku­mak pek müm­kün değil­dir. Bu da sanat­çı­nın tar­zına pek uymu­yordu. Cal­las daha son­ra­ları aldığı kayıt­larda Mozart’ın bir­kaç arya­sını ses­len­dirse de bu kayıt­lar çok sıra­dandı, alı­şıl­mı­şın dışında değildi.

Pier Paolo Pasolini’snin Medea fil­mi­nin çekim­lei sıra­sında. 1969

Sanatçı, Lord Harewood’la yap­tığı bir söy­le­şide söy­le­ye­ceği esere çok büyük bir say­gıyla yak­laş­tı­ğını ama her başa­rılı sanat­çı­nın yap­tığı gibi ken­di­si­nin de en gös­te­rişli per­for­mans­la­rında icra ettiği esere yeni bir soluk getir­di­ğini söy­ledi. Zaten Callas’ı mes­lek­taş­la­rın­dan ayrı kılan da oyna­dığı rolü dönüş­türme ölçü­süydü. Oyna­dığı en önemli rol­ler­den biri olan Norma’da, karak­teri yorum­la­maya baş­la­dı­ğında her­kes bu karak­te­rin modası geç­miş, çağ dışı oldu­ğunu düşü­nü­yordu. Fakat Callas’ın per­for­man­sıyla ve mes­lek­taş­la­rı­nın ona ver­diği des­tekle bu rol ve eser İtalya repar­tu­va­rın­daki tra­jik baş­ya­pıt­lar ara­sında anıl­maya baş­ladı.

Callas’ın oyun­lara adını veren rol­lere yak­la­şır­ken duy­duğu büyük coşku ne yazık ki mes­lek­taş­ları tara­fın­dan pay­la­şıl­mı­yordu. Zaten sanat­çı­nın her ifa­de­sinde kur­duğu yoğun ile­ti­şimi de böy­le­likle anla­şı­lı­yordu. Warner’ın yayın­la­dığı kayıt­ları din­le­di­ği­mizde o temiz seste his­set­tik­le­ri­mizde bun­dan iba­ret aslında. Callas’ın o baş­tan çıka­rıcı ses rengi ken­dini hemen belli edi­yor.

Güzel­liği konu­sunda yapı­lan yorum­lar Callas’ın hiç­bir zaman ilgi­sini çek­medi ama bu görüş­leri küçüm­se­medi de. Ama doğaya ve his­si­ya­tın derin­li­ğine olan sami­mi­yetle ilgi­le­ni­yor­sa­nız, bunu size en iyi his­set­ti­re­cek olan da Callas’tan baş­kası değil­dir.

Çevi­ren: Deniz Sal­dı­ran

(The Spec­ta­tor)

(300)

Yorumlar