Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme
Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme

Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme

327
0

Anadolu’nun kadim Ortodoks Hristiyan halklarından Karamanlılar da bu talihsiz hikâyede başlarına gelen çileyi çekip göç yollarına düşecek, eğreti ve taşıması çok ağır bir hayatı omuzlarına yüklemeye çalışacaklardır. Üstelik onlar Anadolu’nun Rumca bilmeyen Rumlarıdır.

Melike Karaosmanoğlu

Bazı araştırmacılara göre Modern Yunan tarihindeki en büyük facia 1922 yılında Küçük Asya’da yaşanmıştır. Zira Anadolu’daki 3000 yıllık Helen varlığını tamamen sonlandıran bir savaş vardır ortada. Ve kimi Yunan tarihçilerin yaptığı kıyasa göre bu savaşın sonucu 1453 yılında Konstantinopolis’in düşmesinden çok daha yıkıcı olmuştur.

Lozan Antlaşması neticesinde Yunanistan’da yaşayan 350.000 Müslüman ile Türkiye’de yaşayan 1 milyonu aşkın Ortodoks Rum’un zorunlu olarak yer değiştirmesi gerekiyordu. Uluslararası camianın bu büyük insanlık trajedisini önlemeye gönülsüz oluşu, hatta ziyadesiyle kifayetsiz kalması binlerce kişinin tüm yaşamını derinden etkileyen ve neredeyse tüm ömürleri boyunca sürdürecekleri acı bir deneyimi ortaya çıkarmıştır: Muhacir olmak ve muhacir kalmak.

Anadolu’nun kadim Ortodoks Hristiyan halklarından Karamanlılar da bu talihsiz hikâyede başlarına gelen çileyi çekip göç yollarına düşecek, eğreti ve taşıması çok ağır bir hayatı omuzlarına yüklemeye çalışacaklardır. Üstelik onlar Anadolu’nun Rumca bilmeyen Rumlarıdır. Türkçe konuşurlar, Rum alfabesiyle yazarlar. Yunanistan’da işleri diğer muhacirlere göre daha zordur. Anadolu’dan kopup yeni ülkelerine giden Karamanlılar çoğu zaman taşralı veya kültürsüz diye küçümsenmiş, hayatta kalabilme mücadelelerine karşı “çağırılmayan” herkesin bugün de çok iyi bildiği o gerçekle karşılaşmışlardır: kayıtsızlık.

Muhacir kimliğinin dirençli yapısı yeni ülkeye uyum sağlama yetisiyle çarpışırken Konyalı avukat Hariton Polatoğlu Atina’da 1924 yılında Muhacir Sedası isimli Karamanlıca bir gazete çıkarır. Bu gazeteden 25 şiir Evangelia Balta ve Aytek Soner Alpan editörlüğünde İstos Yayın tarafından basıldı. Muhacirnâme: Karamanlı Muhacirler için Şiirin Sedası isimli kitap 1924-26 yılları arasında gazetede yayımlanmış şiirleri hem orijinal Karamanlıca haliyle hem de Türkçe ve İngilizce olarak karikatürist Semih Poroy’un çizgileriyle okurlara sunuyor.

Kitaptaki şiirler ve Poroy’un çizimleri bize dönemin hem siyasi hem de ekonomik atmosferini resmederken muhacirliğin içe işleyen kederini de aktarıyor. Zorunlu göçün Yunanistan’ın toplam nüfusunu yüzde 25 arttırması ülkede siyasi, sosyal ve ekonomik problemlere yol açarken aniden kendilerini göç travmasıyla yapayalnız mücadele halinde bulan binlerce insan düzenlerini kuramıyordu. Ülkedeki siyasi karışıklığın ve yoksulluğun menfi tesiri herkesi perişan etmişti. Gün be gün derme çatma muhacir mahalleleri kuruluyordu.  Bu yerleşim bölgelerinden çıkan seda, köklerinden koparılmış insanların hayatta kalma direncini, yoksulluğunu, toplumsal ve bireysel engellerini, umut ve umutsuzluklarını şiirleştirmiştir. Gazetede yayımlanan şiirlerin sedası bu temalar etrafında dolanır. Muhacirler göçün dönüşsüz ve ebedi halini kabul etmek zorunda kalınca bu hüznü kimi zaman “çıplak” kimi zaman “çirkin” olarak imzalayıp şiirleştirirken kimi zaman da isimsiz bırakmışlardır. Yeni yuvalarına niye, nasıl geldiklerini, hangi durum içinde mücadele verdiklerini anlattıkları şiirleri vesilesiyle toplumsal ve kolektif olarak kimlik ile bellek arasındaki ilişkiyi dikkate alıp, geçmişi bugün canlandırırız. Şiirlerde muhacirlerin sadece iyi ya da kötü anılarını yanlarında getirebildiklerini görürüz ki bu açıdan kitap ayrıca değerlidir. Zira ülkemizde Karamanlılar hakkında yapılmış çalışmaların sayısı oldukça az.

Dünyanın neresinde olursa olsun muhacirlerin acılı ve sitemli sedalarını işitmek tarihi işitmekle eş değerdir. Bu nedenle kederle anıtlaşan şiirlerin sedasına ve hatırasına derin bir saygı kitabıdır Muhacirnâme ve çok kıymetlidir.

(327)

Yorum yaz