Home Kültür Sanat Edebiyat Kitap Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme
Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme

Mübadelenin Kederle Anıtlaşan Şiirleri: Muhacirnâme

222
0

Anadolu’nun kadim Orto­doks Hris­ti­yan halk­la­rın­dan Kara­man­lı­lar da bu talih­siz hikâ­yede baş­la­rına gelen çileyi çekip göç yol­la­rına düşe­cek, eğreti ve taşı­ması çok ağır bir hayatı omuz­la­rına yük­le­meye çalı­şa­cak­lar­dır. Üste­lik onlar Anadolu’nun Rumca bil­me­yen Rum­la­rı­dır.

Melike Karaosmanoğlu

Bazı araş­tır­ma­cı­lara göre Modern Yunan tari­hin­deki en büyük facia 1922 yılında Küçük Asya’da yaşan­mış­tır. Zira Anadolu’daki 3000 yıl­lık Helen var­lı­ğını tama­men son­lan­dı­ran bir savaş var­dır ortada. Ve kimi Yunan tarih­çi­le­rin yap­tığı kıyasa göre bu sava­şın sonucu 1453 yılında Konstantinopolis’in düş­me­sin­den çok daha yıkıcı olmuş­tur.

Lozan Ant­laş­ması neti­ce­sinde Yunanistan’da yaşa­yan 350.000 Müs­lü­man ile Türkiye’de yaşa­yan 1 mil­yonu aşkın Orto­doks Rum’un zorunlu ola­rak yer değiş­tir­mesi gere­ki­yordu. Ulus­la­ra­rası cami­anın bu büyük insan­lık tra­je­di­sini önle­meye gönül­süz oluşu, hatta ziya­de­siyle kifa­yet­siz kal­ması bin­lerce kişi­nin tüm yaşa­mını derin­den etki­le­yen ve nere­deyse tüm ömür­leri boyunca sür­dü­re­cek­leri acı bir dene­yimi ortaya çıkar­mış­tır: Muha­cir olmak ve muha­cir kal­mak.

Anadolu’nun kadim Orto­doks Hris­ti­yan halk­la­rın­dan Kara­man­lı­lar da bu talih­siz hikâ­yede baş­la­rına gelen çileyi çekip göç yol­la­rına düşe­cek, eğreti ve taşı­ması çok ağır bir hayatı omuz­la­rına yük­le­meye çalı­şa­cak­lar­dır. Üste­lik onlar Anadolu’nun Rumca bil­me­yen Rum­la­rı­dır. Türkçe konu­şur­lar, Rum alfa­be­siyle yazar­lar. Yunanistan’da işleri diğer muha­cir­lere göre daha zor­dur. Anadolu’dan kopup yeni ülke­le­rine giden Kara­man­lı­lar çoğu zaman taş­ralı veya kül­tür­süz diye küçüm­sen­miş, hayatta kala­bilme müca­de­le­le­rine karşı “çağı­rıl­ma­yan” her­ke­sin bugün de çok iyi bil­diği o ger­çekle kar­şı­laş­mış­lar­dır: kayıt­sız­lık.

Muha­cir kim­li­ği­nin dirençli yapısı yeni ülkeye uyum sağ­lama yeti­siyle çar­pı­şır­ken Kon­yalı avu­kat Hari­ton Pola­toğlu Atina’da 1924 yılında Muha­cir Sedası isimli Kara­man­lıca bir gazete çıka­rır. Bu gaze­te­den 25 şiir Evan­ge­lia Balta ve Aytek Soner Alpan edi­tör­lü­ğünde İstos Yayın tara­fın­dan basıldı. Muha­cir­nâme: Kara­manlı Muha­cir­ler için Şiirin Sedası isimli kitap 1924-26 yıl­ları ara­sında gaze­tede yayım­lan­mış şiir­leri hem ori­ji­nal Kara­man­lıca haliyle hem de Türkçe ve İngi­lizce ola­rak kari­ka­tü­rist Semih Poroy’un çiz­gi­le­riyle okur­lara sunu­yor.

Kitap­taki şiir­ler ve Poroy’un çizim­leri bize döne­min hem siyasi hem de eko­no­mik atmos­fe­rini res­me­der­ken muha­cir­li­ğin içe işle­yen kede­rini de akta­rı­yor. Zorunlu göçün Yunanistan’ın top­lam nüfu­sunu yüzde 25 art­tır­ması ülkede siyasi, sos­yal ve eko­no­mik prob­lem­lere yol açar­ken ani­den ken­di­le­rini göç trav­ma­sıyla yapa­yal­nız müca­dele halinde bulan bin­lerce insan düzen­le­rini kura­mı­yordu. Ülke­deki siyasi karı­şık­lı­ğın ve yok­sul­lu­ğun menfi tesiri her­kesi peri­şan etmişti. Gün be gün derme çatma muha­cir mahal­le­leri kuru­lu­yordu.  Bu yer­le­şim böl­ge­le­rin­den çıkan seda, kök­le­rin­den kopa­rıl­mış insan­la­rın hayatta kalma diren­cini, yok­sul­lu­ğunu, top­lum­sal ve birey­sel engel­le­rini, umut ve umut­suz­luk­la­rını şiir­leş­tir­miş­tir. Gaze­tede yayım­la­nan şiir­le­rin sedası bu tema­lar etra­fında dola­nır. Muha­cir­ler göçün dönüş­süz ve ebedi halini kabul etmek zorunda kalınca bu hüznü kimi zaman “çıp­lak” kimi zaman “çir­kin” ola­rak imza­la­yıp şiir­leş­ti­rir­ken kimi zaman da isim­siz bırak­mış­lar­dır. Yeni yuva­la­rına niye, nasıl gel­dik­le­rini, hangi durum içinde müca­dele ver­dik­le­rini anlat­tık­ları şiir­leri vesi­le­siyle top­lum­sal ve kolek­tif ola­rak kim­lik ile bel­lek ara­sın­daki iliş­kiyi dik­kate alıp, geç­mişi bugün can­lan­dı­rı­rız. Şiir­lerde muha­cir­le­rin sadece iyi ya da kötü anı­la­rını yan­la­rında geti­re­bil­dik­le­rini görü­rüz ki bu açı­dan kitap ayrıca değer­li­dir. Zira ülke­mizde Kara­man­lı­lar hak­kında yapıl­mış çalış­ma­la­rın sayısı oldukça az.

Dün­ya­nın nere­sinde olursa olsun muha­cir­le­rin acılı ve sitemli seda­la­rını işit­mek tarihi işit­mekle eş değer­dir. Bu nedenle kederle anıt­la­şan şiir­le­rin seda­sına ve hatı­ra­sına derin bir saygı kita­bı­dır Muha­cir­nâme ve çok kıy­met­li­dir.

(222)

Yorumlar