Home Bilim Teknoloji Mobil Okurken izleniyor olabilirsiniz
Okurken izleniyor olabilirsiniz

Okurken izleniyor olabilirsiniz

11
1

E-kitap okuma uygulamaları ve cihazlarında bütün hareketler kaydedilebiliyor. Herhangi bir kitabın ne zaman açıldığı, sayfanın ne zaman çevrildiği, günün hangi saatinde kitabın okunduğu, hangi sayfada okumaya ara verildiği, kitabın ne kadar sürede bittiği, tutulan notlar, altı çizilen satırlar…

Halka açık alanlarda kameralarla izleniyor oluşumuzu yadırgamıyoruz artık. Ne deniyordu: Her şey güvenlik için. Televizyonda izlediğimiz programlar, internette girdiğimiz siteler, telefon ve tabletlerde yaptığımız işlemler, kullandığımız uygulamalar, dinlediğimiz müzikler, “beğeni”lerimiz gibi neredeyse her bilgimiz kayıt altında. Bu bilgilerin bazıları üçüncü şahıslara satılıyor, bazıları platformlara reklam veren çekmek için kullanılıyor, bazılarıysa anonim istatistiklere dönüştürülüp halka sunuluyor. İzlenen bunca şeye e-kitap okuma hareketlerimiz de ekleniyor.

E-kitap okuma uygulamaları ve cihazlarında bütün hareketler kaydedilebiliyor. Herhangi bir kitabın ne zaman açıldığı, sayfanın ne zaman çevrildiği, günün hangi saatinde kitabın okunduğu, hangi sayfada okumaya ara verildiği, kitabın ne kadar sürede bittiği, tutulan notlar, altı çizilen satırlar, kitabın yarıda bırakılıp bırakılmadığı bu hareketlere birkaç örnek. Kindle’da kaç kişinin kitaptaki hangi cümlelerin altını çizdiğini görebiliyorsunuz mesela. Kobo, okuduğunuz kitabı o an başka kaç kişinin okuduğunu, başkalarının belli bir sayfada tuttuğu notları ve altını çizdiği satırları görmenize izin veriyor; okuma hızınız, ne kadar süre kitap okuduğunuz gibi istatistikleri arkadaşlarınızla paylaşıyor ve bu istatistikler üzerinden çeşitli madalyalar kazanmanızı sağlıyor. Bu yaklaşım çoğunlukla okumayı zenginleştirici ve okumaya teşvik edici olarak görülüyor.

Bazı okuma bilgilerini sosyal medyada gönüllü paylaştığımız da oluyor. Beğenilen alıntılar, notlar, puanlamalar, eleştiriler, hangi kitabın kaçıncı sayfasında olduğumuz, yıl boyu okuduğumuz kitaplar… “Sosyal okuma” deniyor buna. Goodreads, LibraryThing, Vikitap sosyal okuma platformlarından bazıları. PNAS’ta yayımlanan bir araştırmaya göre sosyal medya beğenilerinden yola çıkarak bilgisayar algoritmalarıyla yapılan kişilik analizleri, kişilerin ailelerinin ya da dostlarının yaptığı analizlerden daha başarılı oluyor. Okuma hareketleri analiz edilerek yapılan kitap önerileri de yok sayılamayacak şekilde önem kazanıyor.

E-kitap satış platformu olmadığı halde e-kitap okuma istatistikleri toplayıp bunları kitapların yayıncı ve yazarlarına sunmaya odaklanan girişimler de ortaya çıkıyor. Bu girişimlerden biri e-kitap dosyalarına özel bir Javascript kodu ekleyerek okuma hareketlerini kaydeden Hiptype’tı. Ancak e-kitap satış siteleri bilgi akışı için ek destek sunmayınca 2012’de kurulan firmanın ömrü bir yıldan kısa sürdü. Bahar aylarında kullanıma açılacak başka bir girişimse Jellybooks’un Analytics uygulaması. Temelde Epub3 dosyalarına Javascript kodu eklenmesiyle işleyen uygulamada ötekilerden farklı olarak e-kitapların, okuma hareketleri izlenecek okurlara ücretsiz verilmesi, hareket raporunun ancak okur onay verdiğinde sisteme girilmesi ve kitapların henüz yayımlanmamış olup test amaçlı okutulması planlanıyor.

Elde edilen bilgilerin, anonim hale getirilsin ya da getirilmesin, üçüncü şahıslarla paylaşımı konusuysa tartışmalı. Geçtiğimiz Kasım ayında Adobe Digital Editions’ın çeşitli bilgileri doğrudan okunabilecek şekilde sunucularında sakladığı öğrenildiğinde Adobe büyük tepki almış, bunun üzerine uygulama, bilgileri şifreleyecek şekilde güncellenmişti. Bilgilerin çoğunun e-kitap okuma araçları tarafından kaydedilmesine karşın bunlar yakın zamana kadar üçüncü şahıslarla paylaşılmıyordu. Aralık ayında Kobo, e-kitapların okunma istatistiklerini bazı yayıncı ve yazarlarla paylaştı. Guardian’da yer alan habere göre istatistiklerde yılın çoksatar kitapları, hangi kitapların yüzde kaçının okunduğu, çeşitli coğrafyalarda hangi türlerin daha çok okunduğu gibi bilgiler yer alıyor.

Artık kitaplarda satın alınan, hiç açılmayan, yarıda bırakılan, tamamı okunan gibi ayrımlar doğrudan gözlemlenebiliyor demek ki. Bu gözlemler yayıncılığı nasıl etkiler, belli değil. Bir kitap az satılmasına rağmen kitabın tamamı okunuyorsa, bu, kitabın daha çok tanıtımla daha başarılı olacağı anlamına mı gelir? Ya da okurun bir kitabı okumayı belli sayfalarda bıraktığını gözlemleyen yayıncı, o kısımların hızlı okunan kısımlardaki içerik örnek alınarak değiştirilmesini mi ister yazardan? Elde edilen bilgilerle nelerin yapılıp yapılamayacağına dair ticari ve etik kaygılar içeren çeşitli sorular, önümüzdeki yıllarda daha sık karşımıza çıkacak gibi görünüyor.

(11)

Yorum yaz